Ramadani: Kurulacak bir reform hükümet NATO üyeliğinin kapısını açabilir..

Ramadani: Kurulacak bir reform hükümet NATO üyeliğinin kapısını açabilir..

Makedonya ile NATO arasında ilk temas 1996 yılında ‘barış için ortaklık anlaşması’ ile gerçekleşti.

Ardından 1999 yılında ‘NATO Üyelik Harekatı Planı’nı imzalayan Makedonya, örgütün bir parçası olma yönünde şu ana kadar ciddi adımlar attı. 2001 yılında yaşanan iç çatışmalar nedeniyle süreçte bir miktar aksama olsa da, sonrasında yapılan reformlarla birlikte 2008 yılında yapılan NATO zirvesi, Makedonya’nın üyeliğe en çok yaklaştığı an oldu.

Söz konusu zirvede Makedonya’nın NATO üyesi olması beklenirken, Yunanistan’ın vetosu ile birlikte üyelik konusu başka bahara kaldı. Son dönemde yaşanan siyasi kriz ve yeni bir hükümetin işbaşı yapması beklentisi, Makedonya’nın NATO üyeliğini nasıl etkileyecek? Gelinen noktayı NATO Konseyi Organizasyonu Başkanı İsmet Ramadani ZAMAN’a değerlendirdi.

“MAKEDONYA, ORDUNUN MODERNİZASYONU İÇİN DAHA FAZLA KAYNAK AYIRMALI”

Makedonya’nın NATO üyesi olmamasına rağmen bir üye gibi hareket ettiğini belirten Ramadani, tam üyelik için ordunun modernizasyonuna daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini söyledi.

Ramadani; “Makedonya NATO içerisinde başta askeri misyonlar olmak üzere adeta bir üye imiş gibi görevler üstleniyor. Makedonya 1995 yılında NATO ile partnerlik anlaşması imzaladı. Bu anlaşma ile birlikte Makedonya ile NATO arasında diplomatik ilişkiler gelişti. Bu sayede NATO konseyinde Makedonya’nın bir büyükelçisi görev yapıyor. Makedonya NATO’nun Afganistan, Irak, Libya, Bosna-Hersek gibi misyonlarında aktif görev alıyor. Bununla birlikte ordunun da NATO standartlarına uygun hale getirilmesi lazım. Bunun için de bütçeden ordunun modernizasyonu için bir pay ayrılması gerekiyor. Son yıllarda bütçeden ayrılan payda düşüş yaşandığını görüyoruz. Sadece geçtiğimiz yıl bütçede hafif bir artış yaşandı. Şu çok açık; eğer NATO’ya üye olmak istiyorsak bütçeden ordu için daha fazla pay ayırmak gerekiyor.” dedi.

“KARADAĞ’IN ÜYELİK STATÜSÜNÜ KAZANMASI BÖLGE İÇİN ÖNEMLİ”

Karadağ’ın üyelik statüsü kazanmasının bölge için ciddi bir önem taşıdığını söyleyen Ramadani: “Makedonya’dan farklı olarak Karadağ’ın NATO üyeliği sürecini çok yakından izleme şansı yakaladım. İlk dönemlerde Karadağlı yöneticiler NATO üyeliği konusunda ikilem içerisindeydiler. Karadağ’da sıkı bir NATO karşıtlığı bunuyordu. Çünkü, Karadağ’ın nüfusunun % 33’ü sırplardan oluşuyor ve bunların neredeyse tümü NATO karşıtıydı. Tüm bunlara rağmen Karadağ NATO üyeliğini ne kadar istediğini gösterdi ve üyeliği kazandı. Özellikle son dönemlerde Rusya’nın Karadağ’ı kontrol altına almaya çalışması üyelik sürecini hızlandıran önemli bir etken oldu.” şeklinde konuştu.

“NATO’DAN FARKLI BİR ALTERNATİF ÇATIŞMAYA YOL AÇAR..”

Makedonya’nın NATO’dan başka bir alternatifi olmadığının altını çizen Ramadani, politikaların bu yönde olması gerektiğini söyledi. “Öncelikle Makedonya’daki yöneticiler farklı bir alternatif düşünmemeliler. Balkan haritasına baktığımızda Makedonya’nın NATO üyesi ülkelerle çevrili durumda olduğunu görüyoruz. Kosova NATO üyesi olmasa da oradaki mevcut güç zaten NATO’dan oluşmakta. Burada sadece NATO üyesi olmayan ülke olarak Sırbistan’ı görüyoruz. Tüm bu gerçekler, Makedonya’nın NATO üyeliğinden vazgeçmesinin, ciddi bir istikrarsızlığa yol açmasının kaçınılmaz olduğunu ortaya koyuyor. Makedonya’da yaşayan Arnavutların büyük bir bölümü NATO ve Avrupa Birliğini destekliyor. Bu nedenle Rusya veya başka bir farklı alternatifin gündeme gelmemesi gerekiyor. Zira farklı bir alternatife yöneliş olursa, bu gelişme Makedonya’da çatışma olasılığını artıracaktır.” dedi.

“YUNANİSTAN İLE İSİM SORUNU ÇÖZÜLEMEZ BİR SORUN DEĞİL”

Yunanistan ile isim sorunun çözülmesi için çok sayıda seçeneğin bulunduğunu söyleyen Ramadani, “Tüm reformların yerine getirilmesi ile birlikte NATO ve AB için tek engel olarak isim sorunu kalacak. Bu süreç içerisinde raporların olumlu yönde gelmesi durumunda AB ve NATO Yunanistan’a isim sorunu konusunda baskıyı artıracaktır. Bu da çözüm sürecinde Makedonya’nın elini güçlendirecek bir gelişme. Önümüzdeki dönemlerde uluslararası toplum her iki ülkenin de isim konusunda biraz taviz vermesini ve sorunu uzun vadeye yayarak çözmek suretiyle Makedonya’nın NATO üyesi olmasını sağlayabilir. İsim sorunun çözümü noktasında bir diğer alternatif de şu; daha önce Kosova konusunda olduğu gibi BM güvenlik konseyi üyesi ülkelerin yer aldığı ‘quint’ komisyonu kurulabilir. Bu komisyon iki ülkenin isim konusunda ortaya attığı iddiaları değerlendirerek bir sonuca varabilir. Son alternatif de şu olabilir; mevcut durumda NATO’nun resmi belgelerinde Makedonya’nın ismi FYROM olarak geçiyor. Ancak metinlerin altında yer alan dipnotlarda ‘bazı ülkeler Makedonya’yı resmi adı olan Makedonya Cumhuriyeti olarak tanımaktadır’ şeklinde bir ifade geçmektedir. Bu iki ülkenin de kabul ettiği bir geçici çözümdür. Bu yöntem, isim sorunu nihai olarak çözülene kadar genel bir uygulamaya dönüştürülür ve Makedonya’ya uygulanan veto kaldırılabilir.“ dedi.

“NATO HEMEN HEMEN TÜM BALKANLARDA VARLIĞINI SÜRDÜRÜYOR”

“Şunu açık bir şekilde ifade etmek isterim; Balkanların güvenliği için NATO yeterlidir. Yakın zamanda NATO Genel sekreteri yaptığı bir açıklamada; Balkanlarda güvenliği sadece NATO’nun garanti edebileceğini söyledi. Bu önemli bir ifade ve bunu dikkat almamız gerekiyor. İnsanlar bazen şunu unutabiliyor; NATO Balkanların her yerinde, Deve Bayır’da, Blatse’de, Evzoni’de. Oluşacak herhangi bir çatışmada NATO hızlı bir şekilde müdahalede bulunabilir. Çünkü, yaşanacak herhangi bir gerilim bölgedeki dengeyi ve istikrarı bozacağı için, NATO, üye devletlerini korumak için reflekslerini kullanacaktır.” şeklinde konuştu.