Edebiyata Harcanan Bir Hayat “Nusret Dişo Ülkü”

Edebiyata Harcanan Bir Hayat “Nusret Dişo Ülkü”

1937 yılında Prizren'de doğan ve çoğumuzun bir dönem Türkçe müfredatında yer alan yazılarından aşina olduğumuz yazar, şair ve öykücü Nusret Dişo Ülkü, dergi ve gazetelerde yayıncılık ve yazarlık yaptı, şiir ve hikaye kitapları yayımladı.

Dişo, lise eğitimini Türkçe tamamladıktan sonra, dönemin okul müdürlerinden biri olan Süreyya Yusuf'un talebi doğrultusunda iki yıl boyunca Türkçe eğitim verilen sınıflarda ders verdi.

“Türkçe eğitim ile edebiyata hızlı geçiş yaptım...”

Çocukluğu savaş günlerinde geçen Dişo, edebiyata daha çok küçük yaşlardayken ilgi duymaya başladı. O dönem Prizren’de Türkçe eğitim olmaması nedeniyle Arnavutça başladığı eğitim hayatına daha sonra Türkçe olarak devam etmesi, kendisi için dönüm noktası olmuş. Dişo, böylece edebiyat hayatına da hızlı bir giriş yapmış. Kendisi ile yaptığımız görüşmede edebiyatla tanıştığı günlerden bahseden Dişo, “1953 yılında Priştine radyosunda 15 dakikalık bir Türkçe yayın vardı. Yayına yaptığım katkılardan dolayı radyo bana bir ödül verdi. İlk kazandığım ödül olması hasebiyle benim için çok önemlidir. Ardından 1960 yılında Üsküp'te bir şiir yarışması düzenlenmişti. Bu yarışmaya Atatürk'ün üvey kızı olan Ülkü’nün adını verdiğim şiirle katıldım. Burada birinciliği kazandım. Yarışmada birinciliğim anons edilirken adımın Nusret Dişo-Ülkü şeklinde okunmasından sonra takma adım Ülkü olarak kaldı.” dedi.

“Prizren’siz olabilirim ama Üsküp’süz olamam...”

Kendisini Üsküp aşığı olarak nitelendiren Dişo, “Ben Prizren’de doğdum. Prizren’i değil ama Üsküp'ü değişmem hiç bir şeye. Üsküp’lüler için İstanbul ne ifade ediyorsa bizim için de Üsküp aynı şeyi ifade ediyor. Kendi adıma şunu söyleyebilirim ki Prizren’siz olabilirim ama Üsküp’süz olamam.” ifadelerini kullandı. Üsküp'e gelişini anlatan Dişo, “Ben depremden 4 yıl sonra Necati Zekeriya aracılığıyla Üsküp'e davet edildim. Ardından Kadrolu olarak Detska Radost bünyesinde Çocuk Yayınları'nda çalışmaya başladım. 1969 yılında Sevinç Dergisi bünyesinde çıkan kitapları hazırladım” dedi.

Oduller f80a3“Başarılı olmanın yolu ‘Anadili’ iyi kullanmaktan geçiyor...”

İnsanın kendi ana dilini iyi bilmesi gerektiğine vurgu yapan Dişo, başarının anahtarının ana dili iyi bilmekten geçtiğinin altını çizdi. Dişo, “İlk başlarda Türkçe eğitim olmadığı için eğitimime Arnavutça başladım. Fakat, ben kendi dilimde yazmak ve okumak istiyordum. Kısa bir süre sonra Türkçe sınıflar açılmaya başladı ve ben hemen kaydımı Türkçe sınıfa aldırdım. Türkçe eğitim almaya başladıktan sonra şiirler yazmaya başladım. Aslında, içimdeki şiir yazma tutkusu daha önceleri de vardı. Fakat, eğitimimle birlikte bu istek artarak devam etti. Ben ana dilin insan için çok büyük bir öneme sahip olduğunu düşünenlerdenim.

Bana göre, insanların başarılı olabilmesi için ana dillerini çok iyi bilmesi gerekir. Çünkü, lisede Sırpça derslerimiz vardı ve orada bir çok başarılı Sırp yazara rastladım. Söz konusu yazarların hepsi ana dillerini sevdikleri ve çok yi kullandıkları için başarılı olmuşlardı. Bu benim için güzel bir örnekti.” dedi. Dişo kendisinin farklı dillerde eğitim görmesinin olumlu etkileri olduğunu, yabancı dil bilmenin insanın kendi diline olan ilgisini de artırdığını ifade etti.

“Yazılarımda Sürrealist tarz hakim oldu...”

Bugüne kadar ortaya koyduğu çalışmalarında şiir ve düz yazıya yer veren Dişo, eserleri hakkındaki detayları şu şekilde ifade etti, “İlk kitabım 63 yılında yayınlandı. Üsküp'e geldikten sonra düz yazı yazmaya başladım. Yazdığım düz yazılar daha çok Prizren'deki anılarımı içeriyordu. Yazdığım yazılarda Sürrealist (Gerçek Üstücü) bir tarzım vardı. Bu tarzımı “Diyeceklerim” adlı eserimde ciddi bir şekilde yansıttım. Bu eserimin yayınlanması için bir yıl bekledim. Eserimin bir yıl aradan sonra basılmasının ardından okuyucular büyük ilgi gösterdi ve tümü satıldı. Fakat, şu an o kitaptan bir örnek bulmak zor. Genel manada yazdığım eserler konusunda bir sayı vermek gerekirse, şu ana kadar 3 bin şiirim bulunmakta. Bunlar toplamda 12 şiir kitabına tekabül etmektedir. Diğer çalışmalarımı da hesaba kattığımızda kitap sayısı 20'ye ulaşmaktadır. Bunun yanında, ilerleyen dönemlerde çeviriye olan ilgimi fark ettim ve kitap çevirmeye başladım. Çevirdiğim eserler daha çok Balkan edebiyatına ait seçme eserlerdi. Belli bir süre ABC kitaplarını hazırladım ve bu kitaplar okullarda öğrenciler tarafından yıllarca okundu. Fakat, sistemin değişmesinden sonra bu kitaplar müfredattan kaldırıldı.”

Kosova ve Makedonya'daki gazetelerde görev aldığını söyleyen Dişo, o dönemi şu ifadelerle anlattı, “77-81 yılları arasında Kosova'da yayınlanan Tan gazetesinde çalıştım. O günlerde sıkıntıda olan gazeteyi arkadaşlarla bir araya gelerek her bakımdan ayağa kaldırmayı başardık. Fakat, o dönemlerde bölgede gerginlikler yaşanmaya başladı. Tansiyonun artması ile birlikte oradaki evimi ve eşyalarımın hepsini geride bırakarak Üsküp'e döndüm. Döndüğüm zaman belli bir süre sonra beni Birlik Gazetesine almadılar. Fakat, Suat Engüllü'nün gazetede görev almasıyla birlikte gazetenin kültür sayfalarını hazırlamaya başladım. Ardından sistemin değişmesiyle birlikte yayınlar kapanmaya başladı ve bende emekliliğimi talep ettim.”

“Makedonya Türk Edebiyatı büyük bir değere sahip...”

Makedonya Türk Edebiyatının büyük bir değere sahip olduğunu ifade eden Dişo, bu değerin kaybolmaması gerektiğini ve bu konuda kendi çapında çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Bizlere çalışmalarından bahseden Dişo, “Balkan dillerinde gelişen edebiyatın ele alındığı toplam 5 ciltten oluşan bir ansiklopedi çalışmasını sonlandırdım. Bu çalışmamın her cildinde 26 yazarın incelemesi vardır; bunlar Sırp, Hırvat, Arnavut, Boşnak, Makedon ve Türk yazarlardır. Bu ansiklopedik çalışmamı ve diğer eserimi yakında müze haline getireceğim evimde sergileyeceğim. Müzenin ismi ünlü Makedon Şairinin adı olan Blaje Koneski Anılar Evi ve Balkan Edebiyat Merkezi olacaktır. Ben bu değerlerin kaybolmasını istemiyorum ve bunun için sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğim. Çünkü, koruma vazifesini bana tarih veriyor.” şeklinde konuştu. Ansiklopedide Fethullah Gülen Hoca Efendi'nin de yer aldığını ifade eden Dişo, Fethullah Gülen'in edebi yönünün çok güçlü olduğunun altını çizdi. Dişo, “ Hazırladığım çalışmada Fethullah Gülen’e de yer verdim. Burada Gülen'i daha çok çocuk edebiyatçısı olarak ele aldım. Çünkü, eserlerini incelediğiniz zaman dini konuların çocuklara aktarılması konusunda ciddi bir inceliğinin olduğunu görebiliyorsunuz. Ayrıca anadiline sahip çıkması, eserimde kendisine yer vermeme neden oldu.” dedi. 

Kitaplar 9811f“Genç yazarların yetişmesi dergi ve kitapların sayısına bağlı...”

Son dönemlerde öz Türkçe kullanımının az olduğuna dikkat çeken Dişo, bunun son derece önemli bir sıkıntı olduğunu ifade ediyor. Dişo, “ Ben şiirlerimde ve yazılarımda dil konularını ele alıyorum. Bu nedenle dilin nasıl kullanıldığı konusunda ciddi bir hassasiyete sahibim. Televizyon programlarına ve yapılan konuşmalara bakıyorum Türkçe güzel bir şekilde kullanılmıyor. Bu nedenle edebi eserlerin daha fazla olması gerekmektedir. Dil sevda işidir, bunu gönülden yapacak insanlar ortaya çıktığı sürece dilimizin korunacağına inanmaktayım” dedi.

Dişo yaptığımız görüşmede, ülkede dergi ve kitapların az sayıda basıldığını, bu durumun ülkede yeni edebiyatçıların yetişmesinde büyük bir engel olduğunu ifade etti.

Bu konuda ciddi çalışmaların yapılması gerektiğine inandığını söyleyen Dişo, “Son 15 yılı incelediğimizde ülkede şair veya yazar çıkmamaktadır. Çünkü, genç yazarların çıkması için dergi veya kitap gibi yayımların artması şarttır. Bu tür yayımlar edebi çalışmalar için uygun ortamlar oluşturmaktadır. Mevut durumun devam etmesi durumunda korkarım Makedonya Türk edebiyatı ciddi zarar görecektir.” ifadesini kullandı.

1992 yılında emekliliğe ayrılan Nusret Dişo Ülkü, hayatını Üsküp’te devam ettirmekte olup, daha öğrencilik yıllarında yakın ilgi gösterdiği edebiyatla ilgili çalışmalarını sürdürmekte. Yahya Kemal Beyatlı Derneği’ni kuran Ülkü, ayrıca bir de kendi soyadını taşıyan 'Dişo Türk Anaç Yayıncılık' ta kitap yayınlamaya devam ediyor.