Makedonya’nın Yükselen Yıldızı “Filigran”

Makedonya’nın Yükselen Yıldızı “Filigran”

Son yıllarda Makedonya’da turistik bir sembol haline gelen filigran büyük ilgi görüyor.

Yüzyıllar önce Roma ve Bizans imparatorluklarında görülen filigran sanatı, genelde altın ve gümüşten yapılmış tellerin bükülerek mücevher ve elişi yapımıyla ortaya çıkarılıyor ve Makedonya’ da geleneksel takı ve süs yapımında kullanılıyor. İnce tellerin örülmesiyle çeşitli takılar ve görkemli şekiller elde ediliyor ve genellikle yüzük, küpe kolye, saç tokaları ve diğer takı çeşitleri yapılıyor. Takı yapımında en çok dal, yaprak, çiçek, kelebek motifleri kullanılıyor. Filigranın binlerce çeşidi olmasına rağmen kelebek modelini tercih eden turistler Makedonya’ ya özgü bir hediyelik eşya olarak satın alıyor. Turistlerin bu ilgisi Üsküp çarşı esnafınında yüzünü güldürüyor. Filigran ve özellikle Kelebek motifinin bu kadar ilgi görmesinin sebebini Filigran sanatı ile uğraşan ustalara soruyoruz.

ALMA IDRISI

Resim, fotoğraf, çizim, video ve animasyon ile uğraşan multimedyatik sanatçı olan Alma İdrizi, kendi yapıt ve eserlerini Makedonya, Arnavutluk, Kosova, Türkiye, Arjantin, İtalya ve Fransa'da açtığı sergilerde sergilemiş daha sonra filigran işine girmiş. Alma İdrizi, ''Benim eserlerimde klasikten modern eserlere doğru bir gidişat olduğu için filigram ilgimi çekti ve yaptığım filigram eserlerde kendimi buldum ve bu eserlerle kendimi daha iyi ifade ediyorum ''dedi. İdrizi, ilk sergisini Makedonya'da ikinci sergisinin ise Türkiye'de yapıldığını aktardı.

Alma İdrizi, ‘’Metallerin işletilmesindeki en iyi tekniklerden biri filigrandır. Asırlardır bu teknikle üst düzeyde süs parçaları yapılmış ve günümüzde kullanımı artmıştır. Filigran ustaları tarihte çok tanınmış ve iyi kazanç sağlamışlardır.''dedi.

ORTA ÇAĞDA FİLİGRAN SANATININ EN GÜZEL ÖRNEKLERİ GÖRÜLMEKTEDİR...

Alma Idrizi db050

M.Ö 2500 Truva da, M.Ö 1500 yılında Yunanistan’ın Antik şehiri Mikena da eski filigrandan yapılan eserler bulunduğunu vurgulayan İdrizi,'' En iyi filigran örnekleri etrüks mezarlarında 6'cı yüzyılda bulunmuştur. Roma imparatorluğu da aynı şekilde filigran tekniğini kulanmış, büyük göçler sırasında Alman kabileleri tarafından çok yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bizans İmparatorluğunda etkin bir şekilde 6 asırdan 12 asıra kadar kulanılmıştır. Bizans İmparatorluğunun etkisiyle filigran Balkan ülkelerine yayılmış ve günümüzde hala filigran Balkan ülkelerinde kullanılmaktadır.''dedi. 

Filigranın ince küçük teller örülerek yapıldığını ifade eden Alma İdrizi, filigranda bir eserin ortaya çıkması için en az bir hafta iyi konsantre olup üzerinde çalışmak gerektiğini ve ortaya konulan eserin geleneksel ve özel bir parça olmasından dolayı sanatçıların yaparken gizli aşkını ifade ettiğini söyledi. 

Saip Rahman 13cc3

Şu anda ustalık mertebesine ulaşmış ve orijinal filigran eserler tasarlayan ve aynı zamanda Üsküp Türk Çarşısında 20 yıldır gümüşçülük yapan Şaip Rahman'a filigran işini sorduk.

Filigran işine genç yaşlarda başladığını ifade eden Şaip Rahman, çıraklık dönemini şöyle anlatıyor; Ben bu işde yirmi yıldır çalışıyorum ve Elmas ustanın öğrencisiyim. Filigran işinide ondan öğrendim. Elmas usta Üsküp Çarşısının en eski filigran ustalarındandır. İlkokul yıllarından itibaren Elmas ustanın yanında çıraklık yapmaya başladım. Tabi ilk başta çırak olarak gümüş temizleme işini yaptım, 3 ay sonra kendi başıma model tasarlamaya başladım. Tam bir usta olmak için Elmas ustanın yanında 3 yıl devam ettim. 20 yıldır Üsküp Türk Çarşısında bu meslekle uğraşıyorum.

Filigran sanatını Prizren'e ait bir el işi olduğunu daha sonraları Üsküp'te yaygınlaştığını aktaran Şaip Rahman,''Gümüşten yapılan filigram el emeği gerektiren bir iştir. Anadoluda telkari olarak bilinir. Yüzükler, bilezikler, gerdanlıklar Üsküp’te altın yaygın olmadığı zamanlarda gümüşten yapılan filigranlar takı olarak kullanılırdı. 0.15 den başlayan ince gümüş tellerin gerilerek el işçiliğiyle değişik modelleri yapılırdı. Fakat filigran bizde sadece turistik malzeme olarak kullanılmaktadır. Burada hediye olarak alınmaktadır. Yerliler çok almıyor genellikle yurtdışından gelen tursitler alıyor.''dedi. 

Daha çok kelebek modellerin tercih edildiğini aktaran Şaip Rahman, Üsküp'te kelebek modellerin sembol haline geldiğini aslında Arnavutların simgesi olduğunu aktardı. Özgürlüğü sembolize eden kelebek motifi herkesin sembolü olabilir ve ayrıca kelebeğin sonsuzluğu simgelediğini aktaran Şaip Rahman kelebek nereye konarsa ona ait bir sembol olur diyor. Bir seri, 10 tane kelebek bir haftada tamamlanır, önce resim yapıp ince gümüş telleri gerip sonra gövdesi ve kanatlarını birleştirerek yapılır. Rahman,''Tamamiyle el emeği olduğu için fiyatlarıda normal bir gümüşe göre daha pahalı. Bir kelebek 1000 denar olarak satılmaktadır. Satışlarımız az oluyor yerliler çok almıyor. Gelen turistler hediye olarak alıyor. Nisan ayından Temmuz ayına kadar satışlarımız daha yoğun devam ediyor.'' dedi.