Aida İslâm: Rumeli Müziğini Gözbebeğimiz Gibi Korumalıyız

Aida İslâm: Rumeli Müziğini Gözbebeğimiz Gibi Korumalıyız

Üsküp Pedagoji Fakültesi Türkçe Bölümü Müzik Hocası Prof. Dr. Aida İslam, profesyonel ve akademik çalışmaları kapsamında son yıllarını Makedonya'daki Türklerin müzik kültürüne adadığını söyledi.

"Müzik kültürü dediğimde, müziğin kapsadığı tüm müzik türlerini kastetmiş oluyorum.

Yani, bu araştırmalar, hem dini musiki, hem de bunun dışında icra edilen musikiyi kapsamaktadır. Dini musiki alanında, Makedonya’daki cami ve tekkelerde kullanımda olan müzik türleri ve formları, onların icra şekilleri ve özellikleri kapsanmıştır. Bu alanda, özellikle ilgi çeken dal tasavvuf musikisi olup, Makedonya’da yaşamını sürdüren beş dergâhın (Rufailer, Bektaşiler, Halvetiler, Sadiler ve Melamiler) zikirlerinde kullanılan müzik gelenekleri, müzik biçimleri ve enstrümanları ile ilgili izlenimlerim geniş bir şekilde sunulmuştur." diye konuşan İslam, "Bunun dışındaki müzik kapsamında ise, şehir ve taşralara ait müzik geleneklerine değinmiş olduğum çalışmalarda, bu repertuvarı oluşturan bütün müzik türlerinin özellikleri kapsanmıştır. Özellikler dediğim zaman, bu repertuvarı oluşturan otantik türkülerin yörelerini, metinleri ile ilgili özelliklerini ve müziksel elemanlarının (makam ve usullerin) ayrıntılı analizleri yapılmıştır. Çalışmalarımın tümü, ses ve görüntülü kayıtlara dayanmaktadır. Yani, bu amaçla gerçekleştirdiğim çok büyük miktarda malzemelerimin olduğunu belirtmek istiyorum. Çalışmam sırasında, izlediğim bütün gelenek ve adetlerde yer alan müzik repertuvarında, şimdiye dek derlenmemiş olan türküleri de notaya aldım." dedi.

Rumeli müziği bu bölgenin zenginliğidir

Osmanlı müziğinin bir incisi olarak bilinen Rumeli müziğinin, bizim müzik geleneklerimizde hala mevcut olan bir müzik türü olduğunu ifade eden İslam, "Malesef, dünya çapında genel bir problem olan kültürel küreselleşme belirtileri içinde, otantik müzik de günden güne yerini başka müzik türlerine bırakmaktadır. Bu gibi belirtiler, özellikle şehir müzik gelenek ve adetlerine ait olan bir özelliktir. Fakat, son 5/10 yıl içerisinde, halk örf ve geleneklerinin kaynağı olan taşralarımızda da bu gibi değişiklikler gittikçe günlük yaşamda yer almaya başlamaktadır. Örneğin, Yörük köylerinin bazılarında, yüzyıllarca korunabilmiş olan düğün adetleri, türküleri ve müzik çalgıları, son yıllar içerisinde, modernleşmenin ve batılılaşmanın bir sonucu olarak, kendi şeklini hızlı adımlarla değiştirmeye koyulmuş bir durumdadır. Önceden düğünlerin başlıca çalgıları olan davul zurna ikilisi, artık, gün geçtikçe "ince çalgı" diye adlandırdıkları modern elektronik calgılarla değiştirilmeye başlamıştır. Ancak, Türk müziğinin özelliği olan mikro aralıklar (iki ses arasındaki mesafe) tampere edilmiş olan çalgı, yani, en geniş çapta kullanılan elektrikli klavye ile tam olarak icra edilmesi mümkün değil. Dolayısıyla, bu icra şekillerinde, türkülerin ezgilerinde bazı deformasyonlar ortaya çıkmaktadır." dedi.

Rumeli müziği kaybolmaya yüz tutuyor

Makedonya Türklerine ait müzik türü, yani Rumeli repertuvarına olan ilgi, Makedonya Türkleri arasında hala var sayılabilir. Maalesef, biraz önce de belirttiğim gibi, çağdaşlaşmanın verdiği sonucu dolayısıyla, bu güzelim türküler, günden güne hem medyalarda, hem de canlı icralarda, eski yerini kaybederek, Türkiye Cumhuriyeti müzik repertuvarına ait olan müzik türleri ile değiştirilmektedir. Diğer taraftan ise, Türkiye Cumhuriyeti müzik alanında, ister sanatçılar, ister müzikoloji araştırmacılar tarafından, Rumeli repertuvarına her zaman cok büyük değer verilerek, büyük bir ilgi mevcuttur." diyen İslam, "Dolayısıyla, eşi olmayan, gerçek hayat olaylarından kaynaklanan, bizim halk geleneklerinin bir mucevheri olan bu türküleri bir gözbebeğimiz gibi koruyup, onları daha nice yuzyıllar yaşatmak için büyük bir uğraş vermeliyiz. Aksi takdirde, yıldan yıla sayısı azalarak, günün birinde bu repertuvarın tarihe karışacağından korkarım." dedi.

Dernekler otantik müziğin korunmasında büyük rol oynayabilir

Otantik müziğin korunması açısından, kültür sanat derneklerinin çok büyük önem taşıdığını ifade eden İslam, "Hatta, otantik müziğin ve müzik enstrümanların, özellikle şehir müziği çerçevesi içinde hala kullanımda olmaları, bu derneklerin sayesinde olduğunu düşünüyorum. Zaten, şehir müziği geleneğinde, bu repertuvarı icra etmek ve folklor enstrümanların çalınmasını öğrenip pratikte kullanabilecek başka bir imkân olmadığının kanaatindeyim. Mesela Üsküp’te, Tefeyyüz okulu dışında, saz çalmayı öğrenme imkanı olan tek yer, "Yeni Yol" derneği kapsamındadır. Bu ve bunun gibi derneklerin, ki Makedonya çapında, müzik alanında faaliyeti olan on kadar dernek var, müzik mirasının korunup yaşatılabileceği tek yerler olarak gördüğümü belirtmek istiyorum. Bir milletin kültürel mirasi, o milletin kültürel kimliğinin bir belirtisidir. Bundandır ki, onun başlıca hedefi, kendi mirasına sahip çıkarak, ona bütün gücüyle bakım sağlaması olmalıdır. Bu hususta, her bireyin kendine öz görevi olmalıdır. Ancak, başlıca görev, medyalarda, eğitim kurumlarında ve kültürel siyasetini biçenlerin elinde olduğunu düşünüyorum." dedi.