İyi Bir Tiyatro Sanatçısı Kendini Daha İyi Bir İnsan Haline Getirme Sanatını Başarandır

İyi Bir Tiyatro Sanatçısı Kendini Daha İyi Bir İnsan Haline Getirme Sanatını Başarandır

Hayatımızdan kesitler yansıtmaya çalışan Türk Tüyatrosu ve kadrosu, başarılı oyuncularının oyunlarını sergileyerek, görev ve sevgi bağdaşımı sonucunda iyi bir iş meydana getiriyorlar.

Perdenin yavaş yavaş kalkmasıyla görülen yüzlerin, olaylar ve kişiler üzerine insanı düşündürmesi aktörlerin mesleği haline gelmiş. Üsküp Türk Tiyatrosunda bunu Matmazel Julie, Siyah Kalem, Kadınlar devleti ve buna benzer oynadığı yaklaşık 50 rolle başarı haline getiren Kumanovalı oyuncumuz Nesrin Tahir sahnenin hakkını veren tiyatro sanatçılarımızdan biri. Onunla yaptığımız söyleşide tiyatroculuğa dair yeni şeyler kaptık.

Oyuncu olmaya karar vermenizdeki unsurlar nelerdir? Kariyerinizi sahne üzerinde devam etmeye yönelik destekçiniz kimdi?

Daha küçük yaşlarda sanat adına Kumanova’da aldığım bale, Latinoamerikan ve modern dans eğitimleri beni tiyatroya iten nedenlerdir. Tiyatroya başlamaya 15 yaşında Saşo Milenkovskiyle çalıştığımda karar aldım. Bu konuda en büyük destekçim ailem oldu. Özellikle ablamın Türkiye'de reji bölümüne devam etmesi bana daha büyük güven ve cesaret verdi.

Sizce tiyatro sanatçlığı nedir?

İyi bir insan tiyatro sanatçısıdır, iyi bir tiyatro sanatçısı da kendini daha iyi bir insan haline getirme sanatını başarandır. Bizler hayatta eksik olanları, yapamadıklarımızı, özellikle duygu alanından dile getiremediklerimizi sahnede anlatıyoruz. Ayrıca tiyatro sahnesi bana göre bir anlaşma, uzlaşma yeridir.

Birçok temsilde adınızla beraber başarınızı duyduk? Bunu neye bağlıyorsunuz?

Ben kendime hâlâ başarılı diyemiyorum. Ama öyle nitelendirilmişsem bunu Nesrin ve tiyatro arasındaki ilişkiye bağlıyorum. Nesrin tiyatroda sahne üzerinde değil, aslında tiyatro Nesrin'in içinde. Hiçbir zaman kendimi oyunda ön plana almadım, kendimi nasıl gösterebirim diye düşünmedim. Ben sadece yönetmenin verdiği rolü oyuna kattığım pay ile nasıl daha başarılı yapabilirim diye uğraşıyorum.

Sahnede başka bir kişiliğe bürünmek için uyguladığınız metodlar nelerdir?

Bugüne kadar değişik roller yaptım ve hiçbir zaman kendimden kaçmadım. Başka kişiliğe büründüğümde Nesrin’i sahne dışı bırakmadım. Belki de benim metodum her role kendi kişiliğimden bişeyler katmaya çalışmamdır.

Peki sizin seyircilerle kurduğunuz iletişim nasıldır?

Sahnede sadece arkadaşlarımızla rol yapmış gibi oyun oynamıyorum. Ben biraz da seyircilerin bakışlarını katarak rol yapıyorum. Seyircilerin dördüncü duvar olduklarını söylüyorlar ya, işte ben bu fikre katılmıyorum. Seyirci ön plandadır. Onların ilgisi kaybolmuşsa bile göz göze gelip, güzel bir replik atarak oyuna odaklamaya çalışıyorum.

Sizi zorlayan bir rol oldu mu?

Evet böyle bir şey yaşadım. Kasım da Matmazel Julie oyununu oynadım. İlginç olan da Strindberg’in bu eserini çok okumuş olmamdır. Her okuyuşumda da Kristin adlı karakter nasıl tiyatroda rol alır, nasıl oynanır diye çok düşündüm ve düşündüğüm de başıma geldi. Aco Popovski bana bu rolü verince bende tereddütler başladı. Yine de bu zorluğun üstesinden geldim ve rolümü çok sevdirdim. Hatta Türkiye’de iken "susarak bir rol bu kadar mı güzel oynanır" diye bir övgü de aldım.

Son olarak hayallerinizin uc noktalarından ve ilerdeki projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Hayallerimi yavaş yavaş gerçekleştiriyorum. Kariyer anlamında ellerimi açıp, ettiğim dualar kabul oldu. Yine de Babam ve Oğlum adlı sinema filmini izledikten sonra bende orada baba rolünde oynayan Çetin Tekindor ile beş dakikalık da olsa bir sahne paylaşma isteği doğdu.

İlerdeki projelerimde yine tiyatro var. Haziran ayında Vlado Cvetanovski ile Orhan Pamuk eserlerinden dramaturji yapılacak. Güzel bir çalışma olacağını ümit ediyorum. Bundan önce de Mayısta Slobodan Unkovskiyle Arap Gecesi diye bir oyunla karşınıza çıkacağız. Planımızda yurtdışı da olacak. Matmazel Julie oyununu Londra’da da sahnelendireceğiz.