Makedonya`da İlk Türkçe Konser Veren Müzisyen: Osman Şen

“Yeni Yol” Kültür Ve Güzel Sanatlar Topluluğunda uzun seneler görev yapmış, zamanında en ünlü Makedonya’lı Türk şarkıcılardan olan Osman Şen’le bir mülakat gerçekleştirdik.

Mülakatı hayat teknesi olan ayakkabı dükkanında yaptık. Şen, ilgimizden dolayı mutlu olduğunu ifade ederken ZAMAN Makedonya’yı zevkle okuduğunu söyledi.

Tanımayanlar için kendinizi tanıtır mısınız? Müzik kariyeriniz nasıl başladı ve nasıl gelişti?

Osman Sen 3f4791948’de Üsküp’te doğdum. Hacı Sülo sülalesi mensubuyum. Ailemiz geniş ve esnaflardan oluşuyordu. Bizim de çarşıda bir dükkanımız vardı. İlkokuldan sonra Ticaret Meslek Lisesini bitirip aile dükkanımda ilk önce satış temsilcisi olarak sonra ise yönetici olarak 20 seneyi aşkın görev yaptım. Bu arada Tefeyyüz ilkokulunda iken her faaliyette şarkı söylüyordum. Üsküp Devlet Radyosunda görev yapan Yusuf Edip sesimi çok beğenmeli ki ısrarla yanına çağırdı. Rumeli türkülerini kaydetmeye davet etti. O gün hayatımın dönüm noktası oldu. Müzikle sadece hobi olarak değil artık preofesyonel anlamda uğraşmaya başlayacaktım. Ve tam 15 sene Yusuf Edip ve orkestrası ile beraber yüzlerce kayıt gerçekleştirdik. Bu kurum değerli hocalarımızın nezaretinde hem okul hem de kendimi “satabileceğim” bir yer oldu. Aynı zamanda “Yeni Yol”da da aktif olmaya başladım. Böylece iş ve sanat hayatımı paralel bir şekilde 1989 senesine kadar sorunsuz sürdürebildim. Bu sene işimizi ve dükkanımızı kaybettik. Demokrasi dalgası geldi. İşsiz kaldım ve o çaresizliğin içerisinde Türkiye’ye gitme kararı aldık. Türkiye’de istanbul Fatih semtinde 5 yıl kaldık. Bizim için zor oldu. Biz farklı bir sistemden geliyorduk. Türkiye’nin ritmini yakalamaya başaramadık ve tekrar Üsküp’e döndük. Babamın zanaatı olan ayakkabıcılık ile bu güne kadar geldik. Tabii ki İstanbul’dan döndükten sonra Yeni Yol’a da döndüm. Şu an hem kültürel faliyetlerle bu önemli topluluğu canlı tutmaya çalışıyoruz hem de yeni nesilleri yetiştiriyoruz.

Müzik kariyerinizdeki başarılardan bahseder misiniz?

Kariyerim profesyonel anlamda üsküp Radyosunda başladı. Başarı olarak yüzden fazla kayıtlarımdan bahsedebilirim. Rumeli türküleri böylece benim yorumlarımla da arşivlenmiş oldu. Umarım arşivler geçtiğimiz zor dönemlerin etkisiyle ilgisizlikten veyahut çaresizlikten yok olmaz. Diğer başarılardan bahsetmem gerekirse, 1972’de Üsküp Kale Spor Merkezindeki konserimi gösterebilirim. Bu konser bir ilkti. Yugoslavya’daki ilk türkçe konser olarak kayıtlara geçmişti. Bu konserde 3000 seyirci ve on’u aşkın sayıda konuk sanatçı vardı. Bu hem benim için hem de Türk toplumu için büyük bir başarıydı.

Zamanınızda ve bügünlerde Türk Kültürüne dair müzik icrasını göz önünde bulundurarak bir kıyaslama yapar mısınız?

Devir değişti. Zamanımızda bir türkçe türküyü kaydetmek için ilk önce makedoncaya çevirip izin almalıydın. Her hareket takip ediliyordu. Fakat ona rağmen bana öyle geliyor ki daha canlı bir kültür hayatımız vardı. Devlet Televizyonu Türkçe Yayınları yerli orijinal programlar yapıyorlardı. Türkçe Radyosunun orkestrası vardı. Yeni yol olarak her bayram için program hazırlar MTV’ye çekime giderdik. Birlik gazetesi ta o zamanda hislerimize tercüman olmaya çalışıyordu. Tiyatromuz hem seyirci hem de heyecan doluydu. Bugünlerde bahsettiğim kurumlara göz atarsak görürüz ki Birlik Gazetesi kapanmış, Devlet Televizyonu ve radyosu Türkiye’den alıntı programlarıyla mevcudiyetini sürdürüyor, Radyo orkestrası dağıldı, Yeni Yol’da da o eski parlak günlerdeki gibi canlılık görünmüyor. Allahtan Kuytim Osman gibi bir başkanımız var ki topluluğu toparladı ve sorunsuz bir şekilde herşeye rağmen yolumuzu devam ediyoruz. Diğer taraftan Tiyatro sadece özel gösterimlerde doluyor. Dolaysıyla onlarca sene Türk kültürünün geliştirdiği platform olarak bu bahsettiğim kurumlar yavaş yavaş ya kaybolup gidiyor ya da iflasın eşiğine gelmiş durumda. Her şey de karanlık değil tabi ki. Yetenekli bir tiyatro yöneticimiz var, Atilla Klinçe. Türk tiyatrosu’nun temelleri yakında atılacak bildiğim kadarıyla. Yapılacak bu yeni binada Makedonya’da Türk kültürünün yeniden doğacağını düşünüyorum. Sonra, zevkle okuduğumuz ve faydalandığımız Zaman Makedonya Gazetesi gibi, Yahya Kemal Kolejleri, TİKA, Yunus Emre Kültür Vakfı ve diğer Türkiye kökenli kuruluşlar bize teselli oluyor. Bütün bu kurumların Makedonya’da yaşayan Türklerin kültür hayatına hesapsız katkıları olmuş, oluyor ve inşallah olmaya devam edecek.

Son olarak soramadığım ama sizin işaret etmek istediğiniz bir husu var mı ? Gençlere ve yetkililere ne tür tavsiye/çağrılarda bulunmak istiyorsunuz?

Kültür, hayatımızın bir parçası. Maddi durumumuz ne olursa olsun kültürden vazgeçmeyelim. Özellikle gençlere seslenmek istiyorum. Yeni Yol gibi topluluklara katılsınlar, sahip çıksınlar. Bu kurumlar bizim gururumuz. Kapandığı zaman gururumuz yıkılıyor. Buna müsade etmeyelim inşallah. Türkiye’li kardeş kuruluşlardan da rica ediyorum. Bu eski köklü kurumların canlanması için makul ölçüler çerçevesinde yardım etsinler. Zaman Makedonya gazetesine bu ilgisinden dolayı bir daha teşekkür eder başarılarının devamını dilerim.