Bu dünyadan Cüneyt Arkın geçti: ‘Son akıncı’ya veda

Bu dünyadan Cüneyt Arkın geçti: ‘Son akıncı’ya veda

Sinema kariyerinde westernden komediye, macera filmlerinden toplumsal içerikli filmlere kadar değişik türde filmlerde oyunculuk becerilerini sergileyen Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. Kara Murat, Battal Gazi, Malkoçoğlu gibi tarihi karakterle hatırlansa da dünya onu Dünyayı Kurtaran Adam ile tanıdı.

Yerli sinemada bir döneme damga vuran Cüneyt Arkın, arkasında büyük bir film arşivi bırakarak 85 yaşında hayata veda etti. Tesadüfen girdiği sinema sektöründe çalışkanlığı ve gözü pekliğiyle zirveye kadar tırmandı. Filmleriyle olduğu kadar hayat hikâyesindeki ayrıntılarla da hep konuşulan bir isim oldu.

Geçtiğimiz hafta İstanbul özlemiyle Gülşen Bubikoğlu ile başrolünü paylaştığı bir filmini izlediğim Arkın, başka bir filminde maden direnişine öncülük ediyor ve ülkedeki devrimcilerin takdirini kazanıyorken, Anadolu’yu aydınlatmaya, ‘yobazları adam etmeye’ giden öğretmen rolüyle de Atatürkçüleri sevindiriyordu.

Filmografisinde 2022’nin dünyasında epeyce sakil kaçacak Rum, Bizans, gavur, kafir kelimelerinin bolca geçtiği eser varken; diğer yandan yoksul semtlerde gecekonduları yıkılan garibanlarla omuz omuza dozerlerin önüne atlıyordu. Bazen de Cemil olarak uyuşturucu baronlarının, azılı haydutların peşine düşüyordu.

Cüneyt Arkın’ın birbirine tamamen zıt rollerde oynaması çelişki olarak görülebilir. Oysa çelişki de Arkın’ın hayatına dahil. Her filmiyle değişti, her filmiyle farklı bir kesime hitap ederek, farklı bir grubun ‘kahramanı’ oldu.

TANIDIĞIM CÜNEYT ARKIN

Türk sinemasının efsane ismi Cüneyt Arkın’ı her ne kadar filmlerinden tanısam da dünya gözü ile ilk kez görmem 80’lerin ortalarında Bursa Kültürpark’ta, Ender Çay Bahçesi’nde olmuştu. Bir set paydosu sonrası yorgun halde arabasına binerken kendimizi şanslı hissetmiş, arkadaşlarımla filmlerinden söz etmiştik.

VHS videolar döneminde adeta yeniden doğan ve tüm filmlerine erişebildiğimiz Türk sinemasının ‘en yakışıklı’ jönünün kapısını ilk kez çaldığımızda ise artık İstanbul’daydım. Türkiye Çocuk’ta stajımı yaparken 4. Levent’teki iki katlı bahçeli evinde konuğu olmuştuk. İçinde ocakbaşı olan bir evde doğup büyüsem de hayatımda ilk kez -filmlerdeki gibi- şömineli bir eve adımımı atmıştım. O günden ve daha sonra 1995 yılında bu kez Zaman foto muhabiri buluşmamızdan aklımda kalan eşine ve iki oğluna olan olağanüstü sevgisi ve sehpanın üzerinde duran, katlanarak okunmuş Cumhuriyet gazetesiydi.

Unutmadan, çocukluğumuzda Cüneyt Arkın’ın ‘Kahpe Bizans’ın attığı derin kuyularından bir şekilde kurtulması, onlarca düşmanı tek başına yenmesi, kale burçlarında keklik gibi sekmesi ve kartal gibi uçması kadar bir zamanlar doktor olduğu, adının da Fahrettin Cüreklibatur olduğu bilgisi şaşırtırdı. Evet, doktorluk mesleğini yapmak yerine aktörlüğü seçen Cüneyt Arkın’ın Yeşilçam’la tanışması 60’lı yıllarda olmuştu. Yapımcı ve yönetmen Halit Refiğ yedek subay olarak askerliğini yaptığı Eskişehir 1. Ana Jet Üssü’nde çekimleri devam eden Şafak Bekçileri isimli filmin setinde tesadüfen tanıştığı Cüneyt Arkın’daki cevheri görmüştü. Haklı çıkmış olacak ki, Arkın hayatı boyunca 300’den fazla filmde rol -daha doğrusu başrol- aldı.

SİRK CAMBAZI DEĞİL YEŞİLÇAM JÖNÜ

1964 yılında oynadığı Gurbet Kuşları filminin finalindeki kavga sahnesi, Cüneyt Arkın’ın kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu. Bir süre daha duygusal jön karakterlerini canlandırdıktan sonra kendisini sinemaya kazandıran yapımcı Halit Refiğ’in önerisiyle aksiyon filmlerine yöneldi. Bu dönemde İstanbul’a gelen Medrano Sirki’nde altı ay boyunca akrobasi eğitimi alması işini kolaylaştırdı.

Eğer Arkın bugün hafızalarımıza Kara Murat, Malkoçoğlu, Battalgazi gibi filmlerle kazındıysa bunda Refiğ’in ve Medrano Sirki’nin katkıları yadsınamaz. Ayrıca, binicilik ve karatede uzman sporcu unvanına sahip olması onun işine olan saygısının da bir tezahürü olarak biyografisindeki yerini çoktan aldı.

Kısa sürede vurdulu-kırdılı filmlerin en çok aranan oyuncusu hâline gelen Cüneyt Arkın, romantik filmlerle başladığı sinema kariyeri avantür filmlerle sürdü. Fakat farklı türleri denemekten de geri durmadı. Westernden komediye, macera filmlerinden toplumsal içerikli filmlere kadar değişik türde filmlerde oyunculuk becerilerini sergiledi.

CÜNEYT ARKIN VE MARAŞ KATLİAMI

Kahramanmaraş katliamınındaki ‘rolü’ tartışılan Güneş Ne Zaman Doğacak gibi milliyetçi filmler kadar Maden (1978) ve Vatandaş Rıza (1979) gibi yapımların Cüneyt Arkın’ın kariyerinde özel bir yeri oldu.

19 Aralık 1978’de ülkücülerin gözde filmi, Cüneyt Arkın’ın başrol oynadığı Güneş Ne Zaman Doğacak’ın gösterildiği Çiçek Sineması’na ses bombası atılmış, sinemanın ‘komünistler tarafından bombalandığı’ iddia edilmişti. 19-26 Aralık 1978’de Kahramanmaraş’ta meydana gelen Maraş katliamı, Alevi ve Sünni vatandaşlar arasında yasansa da aslında ‘derin devlet’in Türkiye’deki en kanlı organize eylemlerinden biri olarak tarihe geçti.

O dönemin Esir Türkleri Kurtarma Ordusu’nun hamisi siyasi geleneğin, yani MHP’nin bugünkü lideri ise Doğu Türkistan Türklerinin Çin’e iadesine kayıtsız şartsız destek veriyor.

YILMAZ GÜNEY’E YAPILAN HAKSIZLIĞA SESSİZ KALMADI

Bugünün çürümüş sanat ve eğlence dünyasında ne kadar anlamı var tartılışır ama; Cüneyt Arkın, 12 Mart dönemi sırasında, 4. Altın Koza Film Festivali’nde (1972) jürinin ilk oylamasında Yılmaz Güney’i Baba filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu seçilmesine rağmen daha sonra siyasi baskılarla Yılmaz Güney’in yerine En İyi Erkek Oyuncu seçilmesine karşı çıkmış ve verilen ödülü reddetmiş, nedenini ise “O ödül Yılmaz’ın (Güney) hakkıydı. Yılmaz bunu bilirken, aklı başında herkes bunu bilirken, o ödül bana yakışır mıydı?” sözleriyle açıklamıştı.

‘HAYATTA DA FİLMLERDEKİ GİBİ MİYİM?’

Yıllar sonra NTV’de Yüz Yüze programında Simge Fıstıkoğlu’na konuk olan Cüneyt Arkın, “Şimdi Yılmaz bunu bilirken, aklı başında herkes bunu bilirken, o ödül bana yakışır mıydı? Yakışmazdı. Ben bütün filmlerimde kahramanları canlandırdım. Haksızlığa karşı geldim. Kendime hep şunu sordum. Hayatta da böyle miyim? Filmlerde kahraman olmak, adil olmak, kötünün karşısında olmak çok kolay ama hayatta olabiliyor musun? Ben hep o hesabı yapmışımdır. O ödül, resmen Yılmaz’ın hakkıydı. Yılmaz Güney çok önemli bir insandı. Çok önemli bir sinema adamıydı. Hak ettiği itibarı ona halk iade etti. Türkiye’de halk, sanatçıya gerçek değerini her zaman vermiştir” şeklinde konuşmuştu.

2022’de, kasaba büyüklüğündeki bir şehirde, Isparta’da iptal edilen Melek Mosso konserini ‘ganimet’ bilip sahneye koşan Saray şarkıcılarını düşününce bu davranışın değeri daha iyi anlaşılır sanırım.

DÜNYA ‘DÜNYAYI KURTARAN ADAM’LA TANIDI

Yakışıklılığı, yeteneği ve oyunculuk gücüyle dünya çapında bir isim olması beklenen Cüneyt Arkın’ın absürd bir kült filmle dünyada tanınması ise hayatın bir şakası olsa gerek. Cüneyt Arkın’ın başrolünü oynadığı, yönetmenliğini Çetin İnanç’ın yaptığı 1982 tarihli Dünyayı Kurtaran Adam zamanla bir kült film hâline geldi. Arkın, 1980’li yıllarda Ölüm Savaşçısı, Kavga, Sürgündeki Adam ve İki Başlı Dev gibi aksiyon filmlerinden sonra, 1990’lı yıllarda da polisiye dizilere yönelse de Dünyayı Kurtaran Adam’ı dünya tanıdı.

30 yıldan uzun bir süredir kayıp olan filmin 35 mm’lik orijinal kopyası film yapımcısı ve film tarihçisi Ed Glaser tarafından Türkiye’de 2006 yılında keşfedildi. Glaser kopyayı emekli bir makinistten satın almıştı. İsmi saklı tutulan makinist, prodüksiyon şirketine gösterim sırasında filmin zarar gördüğü şeklinde yalan söyleyerek ve filmi iade etmeyerek o güne kadar saklamıştı. Glaser elindeki kopyayla filmin dijital taramasını yaparak 2K çözünürlükte restore etti. Restore edilen film Londra’da tekrar çeşitli salonlarda gösterime sokuldu.

Filmdeki amatörlükler, başka filmlerden araya sokuşturulan parçalar, her türlü irrealite bir yana tutarsızlıklarıyla da hep konuşuldu. Filmin başlangıcında, iki kahraman çölde ve Türkiye’de değil Mısır’daydı; çünkü Kefren Piramidi ve Büyük Gize Sfenksini görüyorlardı. Ayrıca, filmde görülen bazı ünlü anıtlar işlevleri değişmiş halde gösteriliyordu. Örneğin, Bizans kilisesi Tokalı ve Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi bin uzay yılı önce bir medeniyet tarafından inşa edilmiş bir tapınak gibi lanse ediliyordu.

Her şey bir yana Dünyayı Kurtaran Adam’ın orijinal kopyasını bulan Ed Glaser, bu kez de filmin akılalmaz çekim sürecini anlatan bir belgesel de yayınladı ve sıra dışı çalışmayı dünyaya tanıttı.

Arkın’ın kariyerindeki son oyunculuk denemesi ise Burak Özçivit’in canlandırdığı Kuruluş Osman dizisi oldu.

İŞİ YÜZÜNDEN EŞİNDEN AYRILDI

İlk evliliğini 1964 yılında kendisi gibi doktor olan sınıf arkadaşı Güler Mocan ile yapan Arkın’ın, 1966 yılında kızı Filiz doğdu. Kariyerine yoğunlaşması ve çalışma temposu yüzünden ilk eşinden ayrıldı.

Cüneyt Arkın ismini ilk kez 1968 yılında kullanan sanatçı ve o sene bir çini fabrikası sahibi olan varlıklı bir ailenin kızı Betül Işıl ile tanıştı. İsviçre’de bir üniversiteden mezunu olan Işıl, o sırada uçuş görevlisi olarak çalışıyordu. Cüneyt Arkın, 1968 yılında boşandıktan bir yıl sonra, 1969’ta Betül (Işıl) Cüreklibatır ile nişanlandı, 1970’te evlendiler. 1971’de ise boşandılar. Kısa süre sonra yeniden evlendiler ve bu evlilikten de Kaan ve Murat adlarında iki oğulları oldu.

Artist dergisinin açtığı yarışmayı kazanarak Türkiye’nin tanıdığı bir isim haline gelen Cüneyt Arkın, sinemada gerçek ismi olan Fahrettin Cüreklibatur’u hiç kullanmadı.

ALKOL TEDAVİSİ GÖRDÜ

Bir dönem alkol tedavisi gören Arkın, alkol, uyuşturucu ve gençliğin sorunları konulu sayısız konferans verdi, bunlarla ilgili teşekkür beratları ve onur ödülleri aldı.

SİYASETTE ARADIĞINI BULAMADI

Milliyetçi -ulusalcı mı demek lazım- kimliğiyle bilinen Cüneyt Arkın’a 2002 Genel Seçimlerinde Anavatan Partisi’nden Eskişehir milletvekili adayı olması için Mesut Yılmaz tarafından teklif götürüldü.

Arkın daha sonraki yıllarda ise İşçi Partisi adına düzenlenen ve bir grup bilim adamı, aydın ve sanatçının katıldığı ‘İşçi Partisi Hükümeti’nde Göreve Hazırız’ kampanyasına katılarak, yeniden siyaset sahnesinde yer aldı.

Cemal Süreya’nın tabiriyle, ‘bir zamanların özenilen, hasta olunan, kadınların dışarı ne zaman çıkacak diye kapısında beklediği kişisi’ bugün artık yaşamıyor. Kara Murat, Battalgazi, Malkoçoğlu gibi çocukluk kahramanlarımızın başrol oyuncusu Cüneyt Arkın’ndan çok şey öğrendik. ‘Bizans’ın zehirli oklarından korunacak kadar çevik, kılıç darbelerinden sıyrılacak kadar hızlı olmak mümkündü. Karanlık zindanlarda kurtuluş umudu hep vardı. Akınlarda korkusuzca savaşmak için cesaret ve bilek gücü yeterliydi. Fakat gönüllere giden yol, bir çift mavi gözün anlamlı bakışında gizliydi.