Öncel Emin: Mizah İnsanları Güldürürken Düşündürmektir

Öncel Emin: Mizah İnsanları Güldürürken Düşündürmektir

Mizah temel anlamı itibariyle, olayların gülünç, alışılmadık ve çelişkili yönlerini yansıtarak insanı düşündürme, eğlendirme ya da güldürme sanatıdır.

Bu amaçla yazılan edebi eserler de mizah türü içinde değerlendirilir. En kaba şakadan en ince espriye kadar bütün mizah örnekleri, birbiri ile uyum içindeki olaylar arasındaki çelişkinin birdenbire ortaya çıkarılmasına dayanır.

Mizah gelenek ve kuralların sorgulanmasında önemli bir rol oynar. İki amacı vardır, saldırma ve savunma. İnsanın topluca yaşamaya başladığı dönemle birlikte mizah da otaya çıkmıştır. Kentleşmeyle birlikte daha soyut ve dolaylı bir özellik kazandı.

Devlet Radyosunun kadrolu ses teknisyeni Öncel Emin, hayatının büyük bir kısmını mizah sanatıyla, tiyatroyla geçirdiğini söyleyerek, aslında mizahın sadece güldürmekten ibaret bir sanat olmadığının altını çiziyor. 80 ülkeyi gezerek neredeyse dünyayı güldüren adam konumuna gelen Öncel Emin, insanları güldürmenin kolay bir şey olmadığını da vurguluyor.

"Mizah sanatı güldürerek insanları düşündürmektir. Mizah aynı zamanda espiri ile eleştiri sanatıdır." diyor.

Üsküp'ün en eski ailelerinden ve meşhur Osman Bey'in torunu olduğunu kaydeden Emin, asıl işinin ses teknisyeni olduğunu ancak tiyatroya karşı özel bir ilgi ve arzusunun yanı sıra yeteneğe de sahip olduğunu söylüyor.

Emin, "Rahmetli babam tiyatroda çalıştı. Tiyatroya karşı küçüklükten beri ilgi ve alakam vardı. Çok sayıda mizah ve güldürü program ve yayınlarında yer aldım. Mizah alanındaki yükselişim Hihiriku programıyla başladı. Çok program yaptık. Üsküplü komedyen Behiç İbrahimle de aynı sahnede yer aldık. Aynı programları paylaştık ve işbirliğimiz devam ediyor. Bu alanda çok sayıda ödüle layık görüldüm. Neredeyse 80 ülkeyi ziyaret ettim. Gittiğimiz her yerde takdirle karşılandık." şeklinde konuştu.

Hayatımda bir defa ciddi bir yazı okudum bana herkes güldü

Mizah alanındaki çalışmalarıyla ün kazanan Öncel Emin, birçok dalda ödül sahibi olmuş. Makedonya tarihinde mizah alanında ilk defa sahip olduğu bir ödüle bu yıl yine aday. "İnsanlar beni görünce hemen gülmeye başlıyor. Günüm mizahla başlayıp mizahla bitiyor. Bir defa ciddi bir programda sunucu olmam istendi. Çok ciddi bir metin okumam istendi. Sahneye çıkınca son derece ciddiydim. Ama o kadar ciddi okumama rağmen herkes bana güldü. İyi okumadığımdan değil, herkes beni komedilerimle, skeç ve mizah konularımla tanıdığı için bana karşı ciddi bir tavır sergileyemedi. Hayatımda ilk ve son defa mizah dışında bir programa çıkmanın hatırasını saklıyorum"diyen Emin, hayatını mizahla geçiren birinin ciddi bir programa çıkması adeta imkansız olduğunu da söyledi.

İnsanları güldürmek zordur

Yaşadığımız stresli dönemde insanları güldürmenin çok zor olduğunu ifade eden Emin, "Hayat şartları çok zor. İşsizlik, ekonomik sıkıntı, sosyal bunalım derken insanların başına bir sürü problem konuyor. Hal böyleyken birilerini güldürmek bizi oldukça mutlu ediyor. İnsanlar arasıra hayatın ciddiyetinden kurtulup stres atmak için komedyenleri izlemeye gitmelidirler. Mizah ve komedi strese birebirdir. Bütün zorluklara rağmen insanları güldürebiliyor ve düşündürebiliyorsak çok güzeldir. Sahneye çıkınca seyircilerin gülmeye hasret kaldıklarını görüyorum. Bu nedenle gülmek ve güldürmenin yanı sıra gülerek düşünmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum." dedi.

Babamı toprağa verdiğim gün sahneye çıktım

Bu mesleğin iyi taraflarının olduğu kadar kötü taraflarının da olduğunu kaydeden Emin, "Babamı toprağa verdiğim gün, turne minibüsü beni kabristanda bekliyordu. Akşam Gevgelide bir programımız vardı. Gitmek zorundaydık. Program daha önceden belirlendiği için babamın acısını yüreğime gömerek programa gittim. Sahnede içim ağlasa bile, yüzüm zor da olsa gülüyordu. Seyirciler, oraya gülmek için gelmiş. Yüzümüz asık, içimiz buruk, kalbimiz, dertle dolu olabilir ama seyirciye karşı bunu asla göstermemek lazım. İnsanın iç dünyası farklı bir şey, dış dünyası farklı bir şeydir. İç dışa yansımamalıdır. Profesyonelliğin gereği budur. Bazen üzüntülü, rahatsız ya da keyifsiz olabiliriz, ama sahneye bu üzüntü ve sıkıntıyla çıkmamalıyız. Her zaman insanları güldürmeye hazır olmalıyız." dedi.

Çevredekiler bana hem komedi gözüyle bakıyor

"Mesai arkadaşlarımla sürekli şakalaşır, birbirimize espiriler dağıtırız. Bir gün işe gelmeyince mesai arkadaşlarım hemen beni arar." diyen Emin, "Sadece mesai arkadaşlarım değil misafir olarak gittiğim her yerde insanlar bana komedyen gözüyle bakarlar. Ciddi bir şey söylesem bile insanlar gülmeye başlıyor. Sahnedeki espirileri özel hayatımda yapmayı severim. İnsanlarla şakalaşarak mizah ve espiri yapmak isterim. Ama bu her zaman olmuyor. Sahnedeki mizah çok farklıdır. Çizilen senaryo dışında kafamızda kurguladığımız ve güncelleştirdiğimiz mevzular da önemlidir. Komedyen, mizahçı belirli bir senaryo üzerinde mizah yapamaz. Doğru, bir çerçeve üzerinde durmalı, ama mizahta seçilen sözler zamanla değişebilmelidir. Sözler esnek olmalıdır." dedi.