Kavgası Barış İçindi

Kavgası Barış İçindi

Dünyada Müslümanların, siyahların, ezilmişlerin sembolü oldu Muhammed Ali.

Boksun gelmiş geçmiş en efsanevi ismiydi. Parkinson teşhisinden sonra yalnızlaşsa ve gözden uzak kalsa da, hiçbir zaman hafızalardan silinmedi, silinmeyecek…

1966, Chicago. Muhammed Ali’nin limuzininde şoförle birlikte biri daha var. Genç Magnum fotoğrafçısı Thomas Hoepker. Otomobil ara sokağa girdiğinde Ali, şoföre fırının önünde durmasını söylüyor. İçeri giriyor. Birkaç dakika sonra fırının kapısından yüzü gülerek çıktığında “Of, ne kadar da lezzetli çörekleri var.” diyor.

Oysa önemli bir maçı var ve öncesinde kurabiye, çörek gibi şeyler yememesi gerekli. Fakat o gün üç kez fırının önüne sürdürüyor aracı. Sonunda genç fotoğrafçı dayanamıyor, takip ediyor.

Anlıyor ki, Muhammed Ali’yi fırına çeken lezzetli hamur işleri değil, fırıncının kızı. Birbirlerine âşık oldukları her hallerinden belli… Thomas Hoepker’in üst üste çektiği fotoğrafların farkında bile değiller. Zaten aradan birkaç yıl bile geçmeyecek, fırıncının kızı Belinda Boyd ile evlenecekler.

Çalıştığım Stern dergisi için normal bir görevlendirme ile başladı Muhammed Ali ile çalışmamız, diye anlatmıştı ünlü Magnum fotoğrafçısı Thomas Hoepker üç yıl önce konuştuğumuzda. Adı bile değişmemişti, Cassius Clay’dı. Sonrasında İslam’ı seçerek Muhammed Ali olacaktı.

Beklenmedik Hamleler

Bu, bir yandan politik bir meydan okumaydı. Medyanın arayıp bulamayacağı bir spor ve magazin figürü haline dönüşmüştü. Çünkü hep beklenmedik zamanlarda beklenmedik şekilde hareket ediyordu. Müslüman olarak kitleleri şaşırtmış, ardından Vietnam savaşında tavrını ortaya koymuştu.
“Benim dinim barışçıl bir din ve benim Vietnam halkıyla bir alıp veremediğim yok!” diyordu. Hakkında davalar açılması, pasaportuna el konulması pahasına inandığı değerlerden ve duruştan taviz vermedi.

Boksla 12 Yaşında, Madalya ile 18 Yaşında Tanıştı

17 Ocak 1942’de Kentucky Louisville’de Cassius Marcellus Clay Jr. adıyla dünyaya geldi Muhammed Ali. 12 yaşında boksla tanıştı. Henüz 18 yaşındayken Roma’da kazandığı olimpiyat madalyası profesyonel kariyerini de çizdi.

1964 yılında 22 yaşındayken, S. Liston’u yenip Dünya Şampiyonu oldu. Bu zaferinin ardından dinini değiştirdiğini ve Müslüman olduğunu açıkladı. Adını Muhammed Ali olarak duyurdu.

Çıkışları, tercihleri ve yeni hayatı başına iş açtı. Lisansı ile birlikte pasaportu elinden alınınca maddi sıkıntılar çekti. 1970 yılında temyiz davasını kazanıp tekrar boksa döndüğünde televizyonun henüz yaygınlaşmadığı zamanlardı. Bütün dünya ve Türkiye maçının oynanacağı saatlerde radyo başında toplanıyordu.

1964, 1974, 1978 yıllarında dünya ağır sıklet boks şampiyonluğunu 3 kez kazandı. Unvanını rakipleri karşısında 19 kez korumayı başardı. Ringe çıktığı 61 maçın 56’sından galibiyetle ayrıldı. 1960 Roma Olimpiyatları’nda hafif ağır sıklet kategorisinde altın madalyanın sahibi oldu.

İtalya’dan ülkesine olimpiyat şampiyonu olarak döndüğünde girdiği lokantada sadece beyazlara servis yapıldığını görünce çılgına döndü. Doğruca evine gitti. Kazandığı madalyayı buldu ve Ohio nehrine attı. O madalya bir daha bulunamadı. Fakat 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda ülkesi adına taşıdığı meşale sonrasında kendisine madalyası iade edildi.

11 Eylül Mesajı

Parkinson hastalığı yüzünden uzun süre âşık olduğu şehrin yakınlarındaki Michigan’da gözlerden uzak bir hayatı tercih etti.

11 Eylül 2001’deki terör saldırıları sonrasında ikiz kulelerin yıkıldığı sıfır noktasına gitti. “Beni asıl inciten, ‘İslam’ adının bulaştırılması ve sorun çıkarılıp nefret ve şiddete yol açılması. İslam, katillerin dini değildir. İslam, barış demektir.” dedi.

Dünyanın farklı yerlerinden ziyaret çağrısı aldı. Milli Selamet Partisi lideri Necmettin Erbakan’ın davetiyle 1974 yılında ilk kez geldiği Türkiye’ye daha sonra da yolu düştü. Fakat bir Türk ile karşılaşması çok daha önce anlamlı bir zamanda gerçekleşti.

Nevzat Yalçıntaş hatıralarında o günleri bütün canlılığı ile naklediyor. Yalçıntaş İngiltere’deyken görüşüyor onunla. Bir otel lobisindeki karşılaşmada Clay kelime-i şehadet getiriyor, ardından ağlamaya başlıyor: “Bunlar mutluluk gözyaşları. Şu yaşımdayım, bana sarılan ilk beyaz adam sizsiniz.” diyor.

Müslüman olduğunu açıklamayı şampiyonluk maçının sonrasına bırakıyor. Şampiyon olup, öyle açıklıyor.

Muhammed Ali’ye Parkinson teşhisi konduktan sonra fotoğrafçı Hoepker, Ali ile tekrar yüz yüze geliyor. Karta basılmış bir seri fotoğrafını gösterdiğinde yüzünde hiçbir ifade belirmiyor. O kelebek gibi uçan, arı gibi sokan güçlü insan gitmiş, yerine durgun, dingin ve her şeyi iç dünyasında yaşayan ıssız bir adam gelmişti.

Bütün zamanların şampiyonu olarak kaldırıldığı hastaneden dünyaya veda etti.