Kaybeden Mesut Özil değil, Avrupalı Türkler oldu!

Kaybeden Mesut Özil değil, Avrupalı Türkler oldu!

Tartışmaların odağındaki isim Mesut Özil, kararını verip Almanya milli takımını bıraktı.

Dünya Kupası öncesinde AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Londra’ya yaptığı ziyaret sırasında Everton’da top koşturan Cenk Tosun ve Manchester City’li İlkay Gündoğan ile birlikte Erdoğan’la buluşan Mesut Özil’in verdiği fotoğraf tartışmalara yol açmıştı. Erdoğan’ın, demokrasi ve insan haklarını katleden otoriter bir lider olarak görüldüğü bir ortamda Mesut Özil’in verdiği fotoğrafın tartışılmaması imkansızdı. Erdoğan, kendi propagandası için Mesut Özil’i kullanırken, kaybeden maalesef yine Avrupalı Türkler oldu.

Mesut Özil, Avrupa’da yaşayan 5 milyon Türk için bir başarı hikayesi ve rol modeldi. Zonguldaklı bir işçi ailenin çocuğu olarak futbolda basamakları birer birer tırmanmıştı. Werder Bremen, Real Madrid ve Arsenal’de ortaya koyduğu futbolla Avrupa’nın en iyi oyun kurucularından biri olmuştu. Tercihini Alman milli takımından yana kullanan Mesut Özil, 10 numaralı formayla Panzerlerin başarısında önemli pay sahibi olmuştu.

ALMANLAR’IN ÖZİL’E TEPKİSİ NEDEN ÇOK SERT OLDU?

Recep Tayyip Erdoğan, 3 Kasım 2002’den itibaren Türkiye’nin dümeninde bulunan bir isim. Cumhuriyet tarihinin en uzun süre başbakanlık koltuğunda oturduktan sonra ağustos 2014’ten itibaren cumhurbaşkanlığı görevini sürdürüyor. Göreve gelirken ‘Milli Görüş gömleğini çıkardım’ diyen Erdoğan, ilk yıllarında Avrupa Birliği (AB) üyeliği yolunda demokratik reformlara imza attı. İslam ile demokrasinin bir arada olacağını gösteren lider olarak tüm dünyada dikkatleri üzerine çekti. AB ülkeleri Erdoğan’a geniş bir kredi açtı. Askeri ve sivil vesayeti bitiren Erdoğan gücü eline alında 2002’de çıktığı yoldan hızlı bir dönüş yaptı. Demokrasiyi ile gelip demokrasiyi katleden liderler pozisyona ilerleyen Erdoğan, batılı değerlere savaş açtı. Avrupa’da artık istenmeyen adam ilan edilen Erdoğan’ın özellikle seçim döneminde Türklerle bir araya gelmesine yasak getirildi.

İşte böyle bir liderle buluşuyordu Mesut Özil. Formasını giydiği Almanya’yı ‘Nazilik, soykırımcı ve barbarlar’ olarak tanımlayan bir liderle buluşmasının tepki çekeceğini Mesut Özil’in bilmesi gerekiyordu. Nitekim aynı şekilde poz vermesi için davet edilen Emre Can, Erdoğan’ın teklifine evet demiyordu.

HEZİMETİN SORUMLUSU MESUT ÖZİL Mİ?

Erdoğan’la fotoğrağ tartışması Dünya Kupası öncesi tatlıya bağlanıyordu. Ancak Almanya’nın ilk kez gruplardan çıkamayıp evine geri dönmesiyle olay yeniden ısıtıldı. Bu bir anlamda Dünya Kupası başarısızlığına bir kılıf bulmanın metoduydu. Hezimetin sorumlusu olarak Mesut Özil gösterildi. Futbol olarak sınıfta kalan sadece Mesut olsa haklılık payları belki olabilirdi. Ama Thomas Müller’den, kaleci Manuel Neuer’e sınıfı geçen Almanya futbolcu yoktu.

Mesut Özil’in milli takımı bırakma kararından sonra Bayern Münih Başkanı Uli Hoeness’in açıklamaları iğrençti. Uli Hoeness’in, ”Bu hayaletin kararına sevindim. Yıllardır b*k gibi oynuyordu. Şimdi de b*ktan performansından sonra bir fotoğrafın arkasına saklanıyor” cümleleri bir spor adamından ziyade bir holigana yakışıyordu. Aslında bu sözler Mesut’un günah keçisi seçildiğinin bir göstergesiydi. Mesut’tan daha kötü performans gösteren Bayern Münihli oyuncuları koruma adına Hoeness, saygı sınırlarını çoktan aşan bir demeç veriyordu. Yine eleştiri oklarının hedefindeki Alman Futbol Federasyonu Başkanı Reinhard Grindel, baskıyı üzerinden atma adına Mesut Özil’i basının ve kamuoyunun önüne atmaktan çekinmiyordu.

Mercekler Mesut’un üzerine odaklanıyordu ama o fotoğraf karesinde olan İlkay Gündoğan pek gündem olmuyordu. İlkay Gündoğan, Erdoğan için formayı imzalarken ‘Sayın Cumhurbaşkanım’ diye yazıyordu. Ancak İlkay, Mesut kadar popüler olmadığı için fazla üzerine gidilmiyordu. Almanya Futbol Federasyonu, Dünya Kupası hezimetini Mesut’u basının ve kamuoyunun önüne atarak unutturma yoluna gitti.

MESUT ISRARLI: ‘YİNE FOTOĞRAF ÇEKTİRİRİM’

Bu madalyonun bir yüzü. Bir de çevirip diğer yüzüne bakmak gerekir. Mesut Özil’in, ‘Cumhurbaşkanı ile buluşmamanın, kökenime saygısızlık anlamına geleceğiydi. Benim için kimin Cumhurbaşkanı olduğu değil, oradaki kişinin Cumhurbaşkanı olması önemliydi.’ açıklaması hala yaşadıklarından ders almadığını gösteriyor. Londra’da buluştuğu Erdoğan’ın, 2010’da Berlin’de oynanan Almanya – Türkiye milli maçından sonra görüştüğü Erdoğan’la aynı olduğunu sanıyor. Karşısında batılı değerlere savaş açmış, antidemokratik bir yol seçmiş bir isim olduğunu unutuyor. Dahası Erdoğan’ın tarafsız bir cumhurbaşkanı olduğunu sanıyor. Kimse burada Mesut’un Türkiye’ye olan saygı ve bağlılığını tartışmıyor. Demokrasiyi katleden bir isme hiç eleştiri getirmeden ‘yine fotoğraf çektiririm’ sözleri Mesut’u haklı pozisyondan haksız konuma getiriyor.

Mesut kaliteli bir futbolcu. Alman milli takımına katkısı tartışmak abesle iştigaldir. Diğer taraftan Almanlarında Mesut’a katkısını unutmamak gerekir. Mesut’un kalitesini ortaya çıkarıp, gelişmesini sağlayan da Alman futbol sistemidir. Sonuçta, Avrupalı Türkler önemli bir rol modeli kaybetti. Mesut kendi hatasının bedelini yanlış strateji ile ağır ödedi. Alman Futbol Federasyonu bir günah keçisi bularak, Dünya Kupası hezimetini unutturdu. Irkçılara gün doğdu. Kaybeden yine Avrupalı Türkler oldu. Mesut Özil’in Alman milli takımını bırakmasıyla ilgili AKPli siyasetçi ve bakanlardan gelen açıklamalar ise tek kelimeyle iğrenç. Faşizmin zirvesinde doşanan bir partinin, Almanları ‘ırkçılık ve faşizmle’ suçlaması ancak AKP utanmazlığı ile izah ezilir.


NOT: Erdoğan, kendi çıkarı için Avrupalı Türklere ateşe atmaya devam ediyor. Acı olan Avrupa’da doğup büyüyenler bilerek ve isteyerek Erdoğan’ın emeline alet oluyor. Mesut Özil olayının başlangıcı bir fotoğraf karesiyle başlamadı.

http://www.tr724.com/erdogan-avrupadaki-turkleri-atese-atti-haber-analiz-hasan-cucuk/

e-max.it: your social media marketing partner

Please publish modules in offcanvas position.