İspanya krizden çıktı, Almanya girdi

İspanya, uluslararası turnuvalara katılım yolunda fırtına gibi esmesiyle dikkat çekiyordu. Ancak turnuva başlayınca, çabucak sönüyordu.

Ülkenin bu makus talihini Euro 2008’de Luis Aragones değiştirdi. Boğalar, 44 yıl aradan sonra Avrupa şampiyonu olurken, tek turnuvalık takım olmadığını 2010 Dünya Kupası ve Euro 2012’de de zirveye çıkarak gösterdi. 2014 Dünya Kupası’yla başlayan irtifa kaybı takip eden 3 turnuvada da devam etti. 3 turnuva süren bolluk dönemini, 3 turnuva yokluk izledi.

Bu sezon hem Euro 2020 eleme maçlarında hem de Uluslar Ligi’nde 2008 havasını estirdi. Bakalım Avrupa şampiyonasında da devam edebilecekler mi?

BARCELONA VE İSPANYA’NIN KADERİ BİRLEŞİNCE

2008-12 arasında esen İspanyol fırtınasının temel taşlarını Barcelona’lı oyuncular oluşturuyordu. Ünlü altyapı La Masia’dan yetişen oyuncular eş zamanlı olarak Barcelona ve İspanya milli takımıyla tarihi başarılara imza attı. Yaşlanan oyuncular halkadan koptukça hem Barcelona hem de İspanya’nın çarkları durdu. Xavi ve Iniesta gibi iki önemli yıldızın gitmesi İspanya milli takımını derinden etkiledi. Barcelona da elbette etkilendi ama Messi’nin varlığı hasarın çok daha az olmasını sağladı.

2014 Dünya Kupası’na son şampiyon apoletiyle gelen Boğalar, gruptan çıkamamanın şokuyla ülkesini döndü. Dünya Kupası hezimetini unutturacak turnuva olarak Euro 2016 görülüyordu. Ancak bir kere sistem bozulmuştu. Eski düzenini bulması zordu. Nitekim gruptan Hırvatistan’ın ardından ikinci olarak çıkması İspanya’nın işinin zor olduğunu gösteriyordu. Son 16 turundaki rakibi İtalya’yı, Euro 2012 finalinde 4-0 hezimete uğratmıştı. Ancak köprünün altından geçen sular, 4 yıl öncesini mumla aratıyordu. İtalyanlar maçı 2-0 galip bitirip, hem 4 yıl öncesinin rövanşını alıyordu hem de İspanya’yı daha derin bir krizin içine itiyordu.

TEKNİK ADAM SKANDALI

2018 Dünya Kupası’nda “Bu sefer toparlanıyoruz” mottosu hakimdi. İstim üstünde bir ekiple Rusya’ya gelen İspanyollar, bu kez yönetim kriziyle çalkalandı ve oyuna konsantre olamadı. O yıl Zidane’nin sürpriz istifasıyla teknik direktörsüz kalan Real Madrid, Dünya Kupası’nın başlamasına birkaç gün kala İspanya milli takım hocası Julen Lopetegui ile anlaştığını açıklayınca kıyamet kopmuştu. İspanya Futbol Federasyonu, gruptaki ilk maçından sadece iki gün önce Lopetegui’nin görevine son verip, koltuğu eski kaptan Fernando Hierro’ya emanet etti.

Bu şok değişiklik İspanya’nın bir nevi intiharıydı. Hem de ipi kendi eliyle boynuna geçirmişti. Nitekim grupta sadece İran’ı yenip Portekiz ve Fas’la berabere kalması, teknik adam değişikliğinin faturasının ağır olacağının sinyaliydi. Gruptan çıkmıştı. Son 16 turunda rakip ev sahibi Rusya’ydı. Rusya da öyle parmak ısırtan bir performans göstermiyordu. Sadece ev sahibi olmanın avantajını iyi kullanmıştı. Maçın skorunun 4-1 Ruslar lehine olması, İspanyolların son ümidini de yok etmişti.

Koltuğa zaten emaneten oturan Hierro, Rusya hezimeti sonrası görevi bırakınca ateşten gömleği Luis Enrique giydi. Barcelona ve Real Madrid formalarıyla rakip defansların korkulu rüyası olan Enrique, Barcelona’yı La Liga ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuna taşıyarak teknik adamlıkta rüştünü ispat etmişti. Tam her şey düzelmişken, bu kez beklenmedik darbe Enrique’nin özel hayatından geldi. 11 yaşındaki kızının kanser olması, planları alt üst etti. İşini bir kenara iten Enrique, görevden ‘geçici’ affını isteyip tüm vaktini ailesine ayırmak durumunda kaldı. Maalesef kızını kurtaramadı. Cenazeden aylar sonra tekrar eski işine dönecekti.

ALMANYA’YA KARŞI SÜRPRİZ SKOR

2008-16 arasında top koşturan jenerasyon artık yoktu. Dahası La Masia’dan eskisi gibi yıldız yetişmediği için milli takımdaki Barcelona ağırlığı son bulmuştu. Luis Enrique kolları sıvayıp, yeni bir takım kurdu. İlk meyveyi Euro 2020’ye grup lideri olarak katılarak aldı. Asıl sınavı UEFA Uluslar A Ligi’nde verecekti. Almanya, Ukrayna ve İsviçre’nin yer aldığı gruptan lider olarak çıkmayı başardı. 6 maçta toplanan 11 puan grubun gücünün göstergesiydi.

Gruptan lider çıkmak için son maçında Almanya’yı mutlak yenmesi gerekiyordu. Ancak kimse büyük bir sürpriz beklemiyordu. Almanya da bir krizin içindeydi ama sonuçta oturmuş bir sistemi, kaliteli oyuncuları vardı. Almanya’ydı…

Önceki akşam oynanan maçta skor 6-0’dı ama Neuer’in kaleden çıkardığı yüzde yüzlük pozisyonları da saymak gerekir. Ferran Tores ve Rodri gibi parlayan yıldızları takıma başarıyla monte eden Luis Enrique, Sergio Ramos, Koke ve Morata’nın tecrübesinden istifade ettiği bir sistem kurdu. Ortaya çıkan skor, 2008’e dönüş olarak nitelendi. Almanya’nın aldığı bu tarihî hezimetse, takımın içine girdiği krizin habercisi.