Az para çok başarı, çok para az başarı

Pep Guardiola futbolda yakın döneme damgasını vuran teknik adamlardan biri. Teknik adamlık serüveni Temmuz 2007’de henüz 36 yaşında Barcelona B takımıyla başladı.

Sadece bir yıl sonra A takımının başına geçti. Kimse, onun çıraklıktan çabucak çıkıp ustalığa terfi edeceğini beklemezdi. Ancak herkesi şaşırttı. Futbolculuk döneminde yakaladığı istikrarı, teknik adamlıkta da sürdürdü. Ancak Barcelona’da yakaladığı başarıları, bir daha göremedi. Manchester City ile sözleşmesini 2023’e kadar uzatan Katalan hocanın geçmişine uzanalım…

13 YAŞINDA ADIMINI ATTIĞI KULÜP

Guardiola’nın hayatında elbette Barcelona’nın ayrı bir yeri var. Dev kulübün kapısından adımını attığında henüz 13 yaşındaydı. 1990-91 sezonunda A takımında yer aldı. Johan Cruyff’un “rüya takımının” temel taşlarından biri oldu. Ön liberoda oynayan Guardiola, takımın ataklarını yönlendiren bir generale dönüştü.

Barcelona defterini 2001’de kapattığında henüz 30 yaşındaydı. Xavi’ye takımda yer açmak için gönderildiği dedikodular arasındaydı. 17 yıl sonra yeni bir kulübe gidip alışması gerekecekti. Ama bunu pek başaramadı. Eylül 2001 ile Temmuz 2003 arasında Brescia, Roma ve tekrar Brescia formalarını giydi. Daha sonra Katar Ligi takımlarından Al Ahli ve Meksika’dan Dorados de Sinaloa takımlarıyla da sözleşme imzaladı. Bu arada 6 aylık bir mola aldığı oldu futboldan. Haziran 2007’de ise kramponları çıkardı ve emekliye ayrıldı.

Zirveden düşüşün şokunu yaşıyordu belki de. 2002’de İtalya’da Brescia formasını giyerken doping kullandığı gerekçesiyle 5 ay ceza bile almıştı.

ÇIRAKLIKTAN USTALIĞA HIZLI GEÇİŞ

Barcelona’dan ayrıldıktan 6 yıl sonra yuvaya teknik adam olarak döndü. En büyük avantajı kulüp kültürünü yakından tanımasıydı. Takımdan gönderilmesini onur meselesi yapmadı. Barcelona B ile başlayan serüveninde, çok hızlı yükseldi.

A takımın dümenini ona teslim ettiklerinde iki önemli avantajı vardı. Biri, takımın iskeletini oluşturan oyuncuların kendisi gibi La Masia’dan yetişmiş olması. Diğeri de Barcelona’nın olağanüstü kötü performansı. Elbette işleri daha da kötüye götürebilir ve sabrı tükenmiş yönetim ve taraftarın gazabına kısa sürede uğrayabilirdi. Nitekim ligin ilk iki haftasında sadece 1 puan alması, spor medyası tarafından bu yönde yorumlandı. Ancak lig ilerledikçe, bu hikâyenin bir efsaneye dönüşeceği belli oldu.

Guardiola yönetimindeki Barcelona 2008-12 arasında almadık kupa bırakmadı. 4 yılda, ömürlük başarılar elde edildi. La Liga, Kral Kupası, Şampiyonlar Ligi, UEFA Süper Kupası, İspanya Süper Kupası, FİFA Dünya Kulüpler Kupası… Hepsi de müzeye taşındı. Takım o kadar iyi gidiyordu ki, Katalan taraftarlar onun Barcelona’nın Alex Ferguson’u olacağını düşünüyordu. Ancak herkesi ters köşeye yatırdı ve görevinden ayrılma kararı aldı. Hatta teknik direktörlüğe bir yıl ara vereceğini duyurdu. Bu aranın sebebi olarak Barcelona’da hocalık yapmanın yıpratıcı etkisi gösteriliyordu.

ŞAMPİYONLAR LİGİ ŞAMPİYONLUĞU HAYAL OLDU

Temmuz 2013’te bu kez Bayern Münih’le sahne aldı. 2010-12 arasında Jürgen Klopp’un Borussia Dortmund’u karşısında zirveden kopan Bayern’i yaşlı kurt Jupp Heynckes tekrar ayağa kaldırmıştı. Takımı Guardiola’ya teslim etmeden önceki sezon Bundesliga, Almanya Kupası ve Şampiyonlar Ligi kupasını eve götürdüler. Görkemli bir geri dönüş yaşanmıştı. Guardiola’dan buna ekleme yapması bekleniyordu ama olmadı. 3 yıllık görev süresinde Bundesliga’yı kimseye kaptırmadı ama Şampiyonlar Ligi’ni kazanamadı.

Almanya defterini kapatınca 2016’da Manchester City’nin başına geçti. İlk yılında şampiyonluk yaşaması bekleniyordu ama ikinci ve üçüncü yılında liderliği kimseye bırakmadı. 4 yıllık City döneminde 2 Premier Lig, 1 FA Cup, 3 Lig Kupası ve 2 Community Shield kazanma başarısı gösterdi. Şampiyonlar Ligi’nde ise çoğu zaman erken havlu atarak sevenlerini üzdü. Dahası, şampiyonluk yolunda karşısına dev bir engel çıktı: Jürgen Klopp’un Liverpool’u.

PAHALI TRANSFERLERİN ADAMI

Pep Guardiola 16 yıllık futbolculuk kariyerinde sadece 650 bin Euro bonservis bedeli kazandırabildi. O da 2002’de Brescia’dan Roma’ya giderken ödendi. Ancak teknik direktörlük döneminde tabiri caizse para denizinde yüzdü. Gittiği kulüplerde transfere milyonlar harcattı.

4 yıllık Barcelona döneminde 340 milyon Euro bonservis ödetti. Bayern’deki 3 yılındaysa 205 milyon Euro. City macerası ise bambaşka oldu. 5 transfer sezonu geçirdi ve tam 940 milyon Euro harcadı. Daha ilk sezonunda bile 215 milyon Euro bonservis parası ödeyerek Bayern’deki transferleri geçmişti. Ancak City’de neredeyse 1 milyar Euro’ya yaklaşan paranın karşılığını alabildi mi derseniz, buna kolayca evet demek mümkün değil.

Guardiola’nın teknik adamlık kalitesi tartışılmaz. Her gittiği takımda kendi tarzını sahaya başarıyla yansıtabiliyor. Ancak hep aynı tarz futbol oynattığı eleştirileri de geliyor. Harcanan paraya rağmen özellikle Şampiyonlar Ligi’nde erken havlu atması, beklentilerin altında kalması, en büyük handikapı. Bu konuda tek şansı Premier Lig’de hemen her takımın yüksek transfer bütçelerine sahip olması.

Onu Jose Mourinho ile kıyaslayanlar var. Portekizli Hoca’nın da kariyeri müthiş başlamış, hızla yükselmişti. Ancak son dönemlerinde kupaya hasret kaldı. City ile sözleşmesini 2023’e kadar uzattı ancak bu sezonu kupasız kapatırsa teknik adamlık kariyerinde ilk kez kovulabilir de! Ligin ilk 7 haftasındaki performansı, soru işaretlerini de beraberinde getirdi çünkü…