Hicrî yılın son fırsatı Zilhicce

Hicrî yılın son fırsatı Zilhicce

İslam’ın müminlere sunduğu eşsiz bir fırsat Zilhicce’nin ilk on günü. Umumi af ve bağışlanma niteliği taşıyan bu özel günleri en iyi şekilde değerlendirmek gerekiyor.

Zilhicce’nin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya bedeldir.

Bir gecesini ihya etmek de Kadir Gecesi’ni ihya etmek gibidir.” buyuruyor Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem).

Hicrî ayların on ikincisi olan Zilhicce’nin ilk on gününü ibadetle geçirmemizi tavsiye ediyor.

Allahu Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de, “Fecre, on geceye (haccın on gecesine), çifte ve teke (her şeyi karanlığı ile) örttüğü an geceye yemin ederim ki, akıl sahibi için bunlarda elbette bir yemin (değeri) var, değil mi?” (Fecr, 2) ifadeleriyle bu özel günleri övüyor.

Böylece “Mübarek Ramazan ayının kıymetini bilemedim.” diye yanan gönüllerimize eşsiz bir fırsat sunuluyor.

Nitekim Zilhicce’nin ilk on gecesinde yapılan amellere 700 misli sevap verileceği müjdeleniyor. Bizlere de bu günleri hakkıyla değerlendirmek düşüyor. İçinde bulunduğumuz bu özel günlerden bir müminin nasıl istifade etmesi gerektiğini masaya yatırmaya çalıştık.

Dinimizce bu günlerde tuttuğumuz bir günlük oruç, bin yıllık orucun sevabına denk sayılıyor.

Bu özel günlerin her gecesinde kılınan namazlar, Kadir Gecesi’nde edilenlerin sevabına eşdeğer. Yapacağımız ibadetler bunlarla sınırlı değil elbet. Kurban Bayramı’na kadar on gün boyunca özellikle tesbih (Sübhanallah), tahmid (Elhamdilüllah), tehlil (Lailahe illallah) ve tekbiri (Allahu Ekber) dilimizden düşürmememizi istiyor Resûl-i Ekrem.

Bu ibadetlerin normal zamandan kat kat daha faziletli olduğunu birçok hadis-i şerifinde buyuruyor.

Zilhicce’nin ilk 10 gecesi, bizim farkında olmadığımız fakat Rabb’imizin yemin ederek önemine dikkat çektiği gecelerdir.

Hac günlerinin feyiz ve bereketinden istifade etmenin önemine dikkat çeken ilahiyatçılar, “Bu kutlu zaman diliminin bereketi sadece hacca gidenlere ait değil. Gidemeyenler de Zilhicce’nin ilk on gecesini bulundukları coğrafyalarda değerlendirerek günahlarının affına kapı aralamalıdır.” diyor.

Bu kutlu zamanları dua, tevbe ve istiğfar vakitleri olarak değerlendirmeliyiz.

Bir senelik hesapların görülüp amel defterlerinin kapandığı mukaddes bir ay Zilhicce.

Bütün müminlerin bu 10 günlük süreyi ibadet ve duayla geçirmesi çok mühim.

Zira bir senelik noksanlarımızı kapatabilmek için bu son şansımız.

İslam’ın müminlere sunduğu eşsiz bir fırsat Zilhicce’nin ilk on günü. Umumi af ve bağışlanma niteliği taşıyan bu özel günleri en iyi şekilde değerlendirmek gerekiyor.

Zilhicce’nin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya bedeldir.

Bir gecesini ihya etmek de Kadir Gecesi’ni ihya etmek gibidir.” buyuruyor Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem).

Hicrî ayların on ikincisi olan Zilhicce’nin ilk on gününü ibadetle geçirmemizi tavsiye ediyor.

Allahu Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de, “Fecre, on geceye (haccın on gecesine), çifte ve teke (her şeyi karanlığı ile) örttüğü an geceye yemin ederim ki, akıl sahibi için bunlarda elbette bir yemin (değeri) var, değil mi?” (Fecr, 2) ifadeleriyle bu özel günleri övüyor.

Böylece “Mübarek Ramazan ayının kıymetini bilemedim.” diye yanan gönüllerimize eşsiz bir fırsat sunuluyor.

Nitekim Zilhicce’nin ilk on gecesinde yapılan amellere 700 misli sevap verileceği müjdeleniyor. Bizlere de bu günleri hakkıyla değerlendirmek düşüyor. İçinde bulunduğumuz bu özel günlerden bir müminin nasıl istifade etmesi gerektiğini masaya yatırmaya çalıştık.

Dinimizce bu günlerde tuttuğumuz bir günlük oruç, bin yıllık orucun sevabına denk sayılıyor.

Bu özel günlerin her gecesinde kılınan namazlar, Kadir Gecesi’nde edilenlerin sevabına eşdeğer. Yapacağımız ibadetler bunlarla sınırlı değil elbet. Kurban Bayramı’na kadar on gün boyunca özellikle tesbih (Sübhanallah), tahmid (Elhamdilüllah), tehlil (Lailahe illallah) ve tekbiri (Allahu Ekber) dilimizden düşürmememizi istiyor Resûl-i Ekrem.

Bu ibadetlerin normal zamandan kat kat daha faziletli olduğunu birçok hadis-i şerifinde buyuruyor.

Zilhicce’nin ilk 10 gecesi, bizim farkında olmadığımız fakat Rabb’imizin yemin ederek önemine dikkat çektiği gecelerdir.

Hac günlerinin feyiz ve bereketinden istifade etmenin önemine dikkat çeken ilahiyatçılar, “Bu kutlu zaman diliminin bereketi sadece hacca gidenlere ait değil. Gidemeyenler de Zilhicce’nin ilk on gecesini bulundukları coğrafyalarda değerlendirerek günahlarının affına kapı aralamalıdır.” diyor.

Bu kutlu zamanları dua, tevbe ve istiğfar vakitleri olarak değerlendirmeliyiz.

Bir senelik hesapların görülüp amel defterlerinin kapandığı mukaddes bir ay Zilhicce.

Bütün müminlerin bu 10 günlük süreyi ibadet ve duayla geçirmesi çok mühim.

Zira bir senelik noksanlarımızı kapatabilmek için bu son şansımız.

Bu on günü nasıl değerlendirebiliriz?

  • Her şeyden önce beş vakit namazı asla ihmal etmemeli; kuşluk, evvabin, teheccüd gibi nafile namazlarla da Allah’a yaklaşmalıyız.
  • Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) hiç terk etmediği Zilhicce’nin ilk on gün orucunu biz de tutmaya gayret etmeliyiz.
  • Bu on gecede daha az uykuyla idare edip maç, dizi gibi televizyon programları ve internet gibi uğraşlardan uzak durmalıyız.
  • Zamanımızı Kur’an-ı Kerim okuyarak, tevbe istiğfar çekerek, evrad-ı ezkar ve dua ederek geçirmeliyiz.
  • Eğer mesaiye bağlı bir işimiz yoksa bu on günü sanki i’tikafa girmiş gibi dolu dolu değerlendirmeli, bunun mümkün olmadığı durumlarda izin ya da tatil günlerini oruç ve ibadetle geçirmeye gayret etmeliyiz.
  • Bu 10 günün özellikle arife gününe denk gelen 9. gününü bayramlık ve kurbanlık alışverişiyle zayi etmemek için, hazırlıklarımızı önceden yapmalıyız.
  • Bizi meşgul edecek misafirlik, yolculuk ve yorucu işlerden uzak durmalıyız.
  • Efendimiz’in de tavsiye buyurduğu gibi Sübhanallah, Elhamdülillah, Lâ ilâhe illâllah ve Allah-u Ekber’i çokça söylemeliyiz.

Bayramda teşrik tekbiri getiriyoruz

  • Arefe ve Kurban Bayramı günlerinde farz namazlarından sonra getirilen teşrik tekbirinin başlangıcı, Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’i kurban etme olayına kadar uzanır. Hz. İbrahim (as), gördüğü sahih rüya üzerine oğlunu Allah yolunda kurban etmeye karar verir. Kurban hazırlıkları sırasında Cebrail (as) gökten buna bedel olarak bir koç getirir. Dünya semasına ulaştığında Cebrail (as); “Allahu ekber Allahu ekber” diyerek tekbir getirir. İbrahim (as) bu sesi işitince başını gökyüzüne çevirir, onun bir koçla geldiğini görür ve “Lâ ilâhe illâllahu vallahu ekber” diye cevap verir. Bu tekbir ve tevhîd kelimelerini işiten ve kurban edilmeyi bekleyen İsmail (as) de; “Allahu ekber ve lillâhi’l-hamd” der. Böylece kıyamet gününe kadar sürecek büyük bir sünnet başlatılmış olur.
  • Kurban Bayramı’nın bir gün öncesine ‘arefe’, ilk gününe ‘yevm-i nahr’, diğer üç güne ise ‘eyyâmü’t-teşrîk (teşrik günleri)’ denir.
  • Arefe günü sabah namazından itibaren bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, yirmi üç farz namazın arkasından birer defa ‘teşrik tekbiri’ getirilir: “Allahu ekber Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillahi’l-hamd.” (Allah her şeyden yücedir, Allah her şeyden yücedir. Allah’tan başka ilâh yoktur. O Allah her şeyden yücedir, Allah her şeyden yücedir. Hamd Allah’a mahsustur.)
  • Tekbirlerin söyleyiş şekli Hz. Ali ve Abdullah b. Mes’ûd’a (ra) dayanır. Tekbirlerin yirmi üç vakit okunması Ebû Yusuf ile İmam Muhammed’e göredir. Ebû Hanîfe’ye göre, teşrik tekbirleri arefe günü sabah vaktinden, bayramın ilk günü ikindi vaktine kadar olan sekiz vakit farz namazın arkasından getirilir.
  • Teşrik tekbirleri cemaatle veya yalnız başına söylenebilir. Kaza namazlarında da zikredilebilir. Erkekler tekbiri açıktan, kadınlar ise sessizce getirir. Vitir namazı ile bayram namazları sonunda tekbir getirilmez.