Şakanın Dozu Kaçmasın!

Şakanın Dozu Kaçmasın!

İlk bakışta eğlence aracı gibi görülen şakalar bazen çok kötü sonuçlar doğuruyor. Psikolog Göncü, özellikle dalga geçmek ve rencide etmek için yapılan şakaların hüsranla sonuçlanabileceğini söylüyor.

Seksenler dizisini izleyenler bilir, mahallenin başı Şakacı manavı Mustafa ile derttedir. En son gulyabani kılığına girip mahallede bir panik yaşattı.
Sonunda Komiser Rıza, gulyabani diye yanlışlıkla Manav Mustafa'yı vurdu, olaylar karıştı. Komiser Rıza görevden uzaklaştırıldı. Ama gerçek hayatta şakalar filmlerdeki gibi tatlıya bağlanmıyor.
Hareket halindeki kamyon sürücüsü arkadaşına kamyondan aşağı çekme şakası yapan 22 yaşındaki Enes G. ayağı kayıp kamyonun tekerleklerine kapılarak yaşamını yitirdi. Bu olayın etkisinden çıkamadan limona tiki olan Muharrem Ö.'ye, arkadaşı orman işçisi Ramazan K.nın yaptığı şaka, bir cana mal oldu.
Muharrem Ö.'nün tikiyle alay etmek için şaka yapan arkadaşını av tüfeğiyle vurduğunu gazetelerden öğrendik.
İlk bakışta bir eğlence gibi görünen şakanın bu denli tehlikeli sonuçlara evrilmesi oldukça düşündürücü. Bu yüzden şaka deyip geçmedik, konuyu psikolog Hasan Ali Göncü'ye sorduk.
Psikolog Göncü'ye göre, şaka yerinde ve kararında yapıldığında insan ilişkilerini ve muhabbetlerini artıran bir eylem.
Fakat şakayı yapanın niyeti karşı tarafla ilişkisini ‘test etmek' olduğunda bunun dozu kaçıyor.
Toplum olarak şaka yapmakla alay etmeyi birbirine karıştırdığımıza dikkat çeken Göncü, kişinin dalga geçmek için karşı tarafı rencide eden konuları ‘şaka' malzemesi yaptığında sonucun hüsranla bitebileceği konusunda uyarıyor.
Çünkü buna maruz kalan kişiler yapılanları veya söylenenleri kişiliklerine bir saldırı olarak algıladıkları için oldukça sert ve beklenmedik bir tutum sergileyebiliyor.
Göncü, sınırları aşan şakaların daha çok genç ve yetişkin erkekler arasında yaygın olduğuna dikkat çekerek sebebini, erkekliğin yersiz bir cesaretle test edilmek istenmesine bağlıyor.
Gücü önemseyen erkeklerin bunun üzerinden egolarını tatmin ettiklerini belirtiyor. Yaralanma ve ölümlerin de bu şeklide meydana geldiğini ifade ediyor.

Dört Tip Şaka Var

Dört tür şakadan ikisi psikolojik olarak iyi ve sağlıklı olma halini, diğer ikisi de psikolojik olarak iyi olmama halini yansıtıyor. Katılımcı mizah, neşeli ve samimi olan kişilerde bulunuyor.
Pozitif duyguların ön plana çıktığı bu türde amaç, başkalarını eğlendirmek ve gevşetmek. Düşmanlık içermediğinden bu mizah ilişkileri geliştirmek için kullanılıyor. Bireyi geliştiren mizah, deneyime açık ve özsaygısı yüksek kimselerde bulunuyor. Bu tarz kişiler, hayatın getirdiği zorluk ve uyumsuzluklarla böyle baş etmeye çalışıyor.
Bu şekilde, kendilerine yönelerek stres, olumsuz duygu ve düşüncelerden uzak durmayı başarabiliyor. Saldırgan mizah, öfkeli ve vicdansız kişilerde bulunuyor. Bu tür şakalar, kişinin yalnızca kendi çıkar ve haz duygularını karşılamak, güç ve pozisyon elde etmek için yapılıyor. Böyle kişiler, yaptıklarının başkası üzerindeki etkisini umursamaksızın, aşağılayıcı, alay edici, tavır sergiliyor.
Yıkıcı mizah, benlik algıları düşük ve melankolik kişilerde bulunuyor. Böyleleri bu şekilde, kendilerini küçük düşürmeyi ve kendisiyle alay ederek başkalarını eğlendirmeyi amaçlıyor.
Bunu çevresinden kabul görme, sevilme yolu olarak görüyor. Üzgün olduklarında bile mutlu görünmeye çalıştıkları için yaşadıkları sorunları ve mutsuzlukları bu tür bir mizahla örtme çabasına giriyor.