Savaş, yağma, yıkım: Yok edilen tarihi miraslar

Uluslararası anlaşmalarla koruma altına alınan önemli kültürel mirasa sahip yerler silahlı çatışmaların yaşandığı dönemlerde ilk yok edilen yerler aynı zamanda. 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana, onlarca antik bölge, dini tapınak ve anıt, bombalama, yağma ve kundaklamanın hedefi oldu.

Bazıları yeniden inşa edilmiş olsa da, Afganistan’dan Norveç’e, dünya genelinde birçok önemli tarihî miras yerle bir edildi. Kurtarılanların üzerindense yağmanın ve şiddetin izlerini tamamen silmek mümkün olmadı.

BUDİZMİN MERKEZİ VE BAMİYAN BUDALARI

TR_336cd.jpg

“Bamiyan Budaları” isimli anıtlar Doğu Asya’yı Ortadoğu ve Avrupa’ya bağlayan İpek Yolu üzerinde 12. yüzyıldan itibaren görkemiyle göz dolduruyordu. Budist keşişler, eski zamanlarda, Bamiyan kayalıkları içindeki kumtaşı mağaralarında yaşarken, evlerinin yanı başına yine kumtaşından dini heykeller yapmıştı. Birisi 35 metrelik Buddha Shahmama, diğeri 53 metre yüksekliğindeki Buddha Solsol dünyanın bilinen Buda heykelleri oldular.

Taliban 1990’ların sonunda bölgeyi ele geçirdiğinde, ‘sahte tanrıçalar’ dediği Bamiyan Budalarının yok edilmesi emrini verdi. Afganistan’ın ileri gelen dini liderleri ve uluslararası toplum sert bir kınama yayınlasa da, Taliban Mart 2001’de bu heykelleri roketlerle havaya uçurdu. Geriye sadece içinde bulundukları oyuklar kaldı.

PRAG BELEDİYE BİNASI VE ORTAÇAĞ’DAN KALMA SAAT

TR_16dca.jpg

Nazi lideri Adolf Hitler’in ordusu 1939 yılında Çek Cumhuriyeti’ni ele geçirdi. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Çek halkı Nazilere karşı bir direniş hareketi başlattı. Direnişçiler, acımasız ve kanlı savaşın ortasında Prag’ın 14. yüzyıldan kalma belediye binasını ateşe verdiler. Alevler nihayet söndürüldüğünde, belediye binası tamamen tahrip olmuş, Ortaçağ’dan kalma meşhur astronomik saat “Horloge” büyük zarar görmüştü.

Yine de Çek halkı bu isyanda başarıya ulaştı. Üç gün sonra bir ateşkes imzalandı ve ülke Nazizmin elinden kurtuldu. Belediye binası daha sonra yeniden inşa edildi ve bugün Prag’ın en önemli anıtlarından biri olarak ziyaretçileri selamlıyor.

2 BİN YIL BOYUNCA YIKIMLARA UĞRAYAN BEYAZ AT TAPINAĞI

TR_da49c.jpg

Çin’deki meşhur Beyaz At Tapınağı, Çin Budizminin merkezi olarak yaklaşık 2 bin yıl boyunca ayakta kalmaya çalıştı. Birçok defa saldırıya uğrayan tapınak ilk olarak Milattan Sonra 68 yılında Doğu Han Hanedanlığı döneminde inşa edilmişti. Bu dönemde devasa tapınak din bilginlerinin uğrak yeri oldu. Ancak ondan sonra gelen Tang Hanedanlığı, 845 yılında Budizmin imparatorluğa zarar verdiğini söyleyerek burası da dâhil olmak üzere 4,600 Çin tapınağını hedef olarak seçti.

Tapınak sonraki yüzyıllarda yeniden inşa edildi fakat 1960’lardaki Kültür Devrimi sırasında bir kez daha hasar görmüş, içindeki heykeller ve tarihî eserler ülkenin dört bir yanına dağılmıştı.

Bugün tapınağın ilk dönemlerden kalan bölümlerinin çoğu yeniden yapıldı. Beyaz At Tapınağı hâlen Budizm’in Çin’deki en önemli merkezi.

SARAYBOSNA’NIN MİLYONLARCA TARİHİ KİTABI VE NADİR EL YAZMASI

İlk olarak Saraybosna Belediye Binası olarak inşa edilen Vijećnica, II. Dünya Savaşı’ndan sonra, 1,5 milyon kitap ve 155.000 nadir el yazmasını bünyesinde barındıran Ulusal Kütüphaneye dönüştürüldü. Ancak 25 Ağustos 1992’de Saraybosna, Sırp güçleri tarafından işgal edildi ve şehir asla unutulmayacak acılar yaşadı. Dört yıl süren kuşatma şehri darmadağın etti.

Kütüphaneciler ve halk, yeri doldurulamayacak olan eserlerden bazılarını kurtarmak için keskin nişancı ateşine karşı direndiler. Ancak eserlerin içinde bulunduğu 100 yıllık bina ile birlikte birçok eser de yok edildi. Yaklaşık yirmi yıllık restorasyonun ardından, Vijećnica 2014 yılında yeniden açıldı.

YEMEN DEVRİMI’NİN SEMBOLÜ ESKİ ŞEHİR

TR_cdf64.jpg

Sanaa, 2010’ların başında Arap dünyasında patlak veren işsizlik ve yolsuzluğa karşı “Arap Baharı” protestolarının Yemen’deki adresiydi. Sanaa’nın ortasında, benzersiz, antik ve farklı mimarisiyle UNESCO Dünya Mirasına giren “Eski Şehri” bulunuyordu. Çatışmalar Yemenli liderlerin görevden alınmasıyla sonuçlanırken, 2014 yılında kentin kontrolü, Yemen hükümetine karşı ilk ayaklanmayı yöneten Husi isyancıları tarafından ele geçirildi.

Bir yıl sonra ise, Sanaa’nın bu göz alıcı antik bölgesinin önemli bir kısmı Suudi hava saldırıları nedeniyle ciddi şekilde hasar gördü. Arap Baharı’nın başlamasından neredeyse on yıl sonra, bu eşsiz şehir harap bir şekilde çatışmaların izlerini hala taşıyor.

MODERN TARİHİN EN BÜYÜK MÜZE HIRSIZLIĞI

ABD ve koalisyon güçlerinin 2003 yılındaki Irak işgalinden sonra ülkenin en büyük kaybı muhteşem Ulusal Müzesi oldu. Koalisyon güçleri ve Irak güçleri arasındaki çatışmalar şiddetlenmeye başladığında müze personeli binayı terk etmek zorunda kaldı. Müze korumasız kalınca da bazıları 5 bin yıldan daha eski binlerce eserin çalınmasına yol açtı. Personel üç gün sonra müzeye geri döndüğünde yağmacılar hala içerideydi.

Modern tarihin en büyük müze hırsızlığı olarak anılan bu olayda yaklaşık 14,000 eserin ortadan kaybolduğu kayıtlara geçti. 2003 yılından bu yana, uluslararası toplum müzenin paha biçilmez eserlerini kurtarmak için büyük çaba veriyor. Ancak şu ana kadar 8,600 esere hâlen ulaşılabilmiş değil.

İNTİKAM ATEŞİ İLE KİLİSELERİ KUNDAKLADI

TR_59100.jpg

Fantoft Stavkirke - visitBergen.comNorveç’in Ortaçağ döneminden kalma orijinal ahşap kiliselerinden Fantoft, 1992 yılında bir kundaklama sonucunda yıkıldı. Bergen eteklerindeki kiliseyi kundaklamadan sorumlu tutulan Varg Vikernes, İskandinav sahnesinin en etkili müzisyenlerinden biriydi. Vikernes bu olaydan ötürü suçlu bulunsa da, Fantoft’u ve diğer yedi kiliseyi yaktığını hiçbir zaman kabul etmedi.

Emniyet güçlerine göre bu olay, Hıristiyan misyonler tarafından Vikinglerin kutsal mekanlarına yapılan saygısızlıkların intikamını almak üzere organize edilmişti. Vikernes, 21 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Fantoft’un yerineyse mükemmel bir replikası dikildi. Kilise, 1997 yılında yeniden halka açıldı ancak ciddi güvenlik önlemleri getirildi.

TİMBUKTU’NUN MEŞHUR İSLAMÎ ELYAZMALARI

Yüzyıllar boyunca Timbuktu, Kuzey Afrika ticaretinin kesişme noktasındaki bir şehir oldu. Şehirde köle, tuz, altın ve fildişi ticaretinin yanı sıra, ciddi bir ilmi hayat vardı. Yüz binlerce İslamî el yazması, buradaki kütüphanelerde toplandı. Şehrin tarihi merkezinin büyük bölümü, 1988 yılında UNESCO Dünya Mirasına dahil edildi. Aşırı İslamcı gruplar 1990’lı yıllardan 2000 yılına kadar öfkelerini hep Timbuktu’dan çıkardılar. Şehrin bu tarihi kalıntıları için “putperestlik” nitelemesi yaptılar.

2012 yılında, Ansar Dine terörist grubu şehirdeki anıtların büyük kısmını tahrip etti. Bir yıl sonra ise kitapları yok etmek için geri döndü. Kütüphane görevlileri ve halkın büyük çabaları sayesinde, birçok kitap baskından önce saklandı. Şehirdeki 700.000’e yakın paha biçilmez el yazmasından sadece 4,202’si imha edildi.

DİRENİŞE MİSİLLEME ANTİK ŞEHRİ YOK ETTİ

Polonya’nın başkenti Varşova’nın eski antik bölgesi bugün yıldızı parlayan bir cazibe merkezi. Ancak binalardan tutun pazar meydanlarına kadar buradaki her şey orijinalinin bire bir kopyası. Alman Nazi askerleri 1939’da Varşova’yı işgal ettiklerinde bazıları 13. yüzyıldan kalma tarihî simgeleri yok etti. parçalanmış binalar ve sokaklar, 6 yıl boyunca Nazilerin kontrolünde kaldı. 1945’te yeraltından bir direniş örgütlendi ancak bu da başarısızlıkla sonuçlandı. Öfkeli Nazi askerleri, 63 gün devam eden çatışmaların ardından Varşova’nın kontrolünü ele geçirdi ve isyana misilleme olarak şehir merkezini yerle bir ettiler.

YİNE TALİBAN YİNE BUDA HEYKELLERİ

Budizm, Pakistan’a 2 bin yıldan fazla bir süre önce geldi. Gandhara bölgesi Budistler için bir inanç merkezi oldu. Pakistan’ın bu dağlık yeşil vadisinde Budist heykelleri inşa edilmeye başlandı. En etkileyici olanlarından biriyse Cihanabad kasabasındaki kaya oyması Buda anıtıydı. Afganistan’ın Bamiyan Budaları ile aynı büyüklükte olmasa da, oturan bir Buda tasviri, devasa bir kayaya oyulmuştu.

2007 yılında Taliban gözünü Pakistan’daki Budalara dikti. Afganistan’da yaptığı gibi Budizmin silinmesi için saldırılara başladı. Taliban, Swat vadisindeki küçük eserlerin çoğunu yıktı veya yağmaladı. Dev Buda’ya da büyük hasar verdiler ancak tamamen yok edemediler. Cihanabad Buda’sı, arkeologlar ve uzmanlar tarafından dört yıllık çalışmanın ardından 2016 yılında yeniden orijinaline benzer şekilde inşa edilerek ziyarete açıldı.

İPEK YOLU’NUN EN GÖZ ALICI ŞEHRİ

TR_a92bc.jpg

Suriye’deki Palmira, İpek Yolu’nun en göz kamaştıran şehirlerinden biriydi. Hem Mezopotamya hem de Antik Roma kültüründen etkilenen Palmyrenes, zenginliklerini Bel ve Baalshamin Tapınakları dahil olmak üzere anıtlara, mimariye ve sanata harcadı. Suriye’de 2011 yılında iç savaş patlak verdiğinde terörist grup IŞİD, ülke genelinde yıkımlar yapmaya başladı. Halk genelinde IŞİD’in hedefinde Palmira’nın da olacağı korkusu vardı. Korkulan oldu ve 2015 yılında IŞİD, UNESCO’nun “kasıtlı savaş suçu” ilan ettiği bir saldırı düzenleyerek antik kentteki Bel ve Baalshamin Tapınaklarını havaya uçurdu.

ERMENİ TARİHİNİN EN ÖNEMLİ MERKEZİ

Ani, bin yıl önce dünyanın en büyük şehirlerinden biriydi. Bagratid Ermeni krallığının başkenti olan bu şehir, mimari ve sanatsal açıdan çağının ötesindeydi. Şehrin bu ihtişamı, onu dillere destan bir güzellik hâline getirirken, aynı zamanda birçok saldırının da hedefi yapmıştı.

1064 yılında Selçuklular, 1236 yılında ise Moğollar şehri yağmaladı. 1319’da meydana gelen deprem şehre büyük hasar verdi. 150 yıl boyunca bölgenin ticaret merkeziydi. Ermeni tarihinin en önemli merkezlerinden olan Ani’den geriye kalanlar 1700’lerde tamamen terk edilse de, 2016’da buradaki harabeler Dünya Mirası olarak tescillenecekti.

EN BÜYÜK KİLİSE ALMAN UÇAKLARININ HEDEFİNDE

TR_b1553.jpg

14. ve 15. yüzyıllarda inşa edilen Coventry Katedrali, İngiltere’nin en büyük kilisesiydi ve üçüncü en yüksek kulesine sahipti. Ancak kilise, 1940 yılında Alman bombardıman uçaklarının kolay hedefi haline geldi. Şehrin üçte ikisi yok olurken katedralden geriye kalan tek şey tahrip olan kulesi ve dış duvarları oldu.