Yeminim Var!

Yeminim Var!

Dile kolayca düşse de yemin, sonucu çoğu zaman söyleyene pişmanlık veriyor.

Sözler bir anda veriliyor ama ardından akıllar karışıyor. O halde, “Yeminin dindeki yeri nedir, her zaman kullanılması caiz midir, kefareti nasıl olur?” gibi soruların cevabını bilmekte fayda var.

Sonuçlarına bakıldığında görünür oluyor ağızdan çıkan her sözün aslında nasıl da ehemmiyetli olduğu. Zaman geliyor, iki dudak arasına ansızın düşüveren bir cümle hayatımızı soru işaretlerine boğuveriyor. Hele bir de bu sözler büyük yeminlere dönüşmüşse. Kendisiyle olmasa da hikâyesiyle tanıştığımız beyefendinin yaşadıkları da tam böyle. Canını çok yakan bir olay neticesinde aklının kayışları kopar genç adamın. Kızgınlık, stres, öfke benliğini öyle kaplamıştır ki, eşiyle konuşurken sözleri iradesini dinlemeden dökülür dudaklarından: “Eğer annem, sana veya bana büyü yaptırdıysa ‘şart’ olsun bir daha onunla konuşmayacağım, yanına gitmeyeceğim ve görüşmeyeceğim.”

Büyük yemin etmiştir etmesine ama ya sonrası? Bir kere, böyle bir durumda annesinin büyü yaptırıp yaptırmadığını bilmesi veya kanıtlaması çok zordur. İspat etse bile işin içinde anne-baba hakkı vardır. Söylediği sözden pişmanlığı ve yaşadığı çaresizlik o kadar büyüktür ki, kimseyle konuşamaz meseleyi. Araştırmaları sonucunda ortada yemin varsa kefaret ve eş ile nikâh tazeleme gibi durumların gerekebileceğini öğrenir.

Aklı iyice karışmıştır. Son çare oturur bilgisayarın başına. Çok güvendiği, İslamî meselelere dair soruların cevaplandığı internet sitesine yazar başından geçenleri. Sözünden pişman olmuştur. Nedir yemin bozmanın kefareti?

Hepimizin başından geçmesi muhtemel bir olayın özeti gibi yaşananlar. Bu sebeple alacağımız cevap önemli. Tabİi yemin meselesini doğru idrak etmemiz de. O halde yeminin ne olduğuna, hangi durumlarda başvurabileceğimize, kefaretinin nasıl olacağına sırasıyla değinelim.

En tehlikelisi, yalan yere etmek

Dinde yemin, bir işi yapmak veya yapmamak konusunda iddiayı kuvvetlendirmek için ya Allah’a kasem edilerek veya talâk (boşanma) gibi bir şeye bağlayarak yapılan akit manasına geliyor. Meselâ, “Vallahi şu işi yaptım veya yapmadım.” şeklindeki yemin, Allah’a kasem suretiyle edilen yemindir. “Şu işi yaparsam karım boş olsun.” demek ise, boşamaya bağlı yemin çeşididir. Kasem şeklinde yapılanlar ‘yemin-i lağv, yemin-i gamus ve yemin-i mün’akide’ olmak üzere üçe ayrılıyor. Bir kimsenin borcunu ödemediği halde ödediğini zannederek “Vallahi ödedim.” demesi, yanlışlıkla veya doğru zannıyla yalan yere yapılan yeminler olduğundan ‘yemin-i lağv’ olarak tarif ediliyor. Bu sözden dolayı kefaret gerekmiyor. Ağızdan irade dışı çıkan vallahi sözü de bu yemine giriyor. ‘Yemin-i gamus’, en tehlikeli yemin olarak gösteriliyor İslam fıkhında. Kişinin bile bile yalan yere söz vermesini ifade eden bu yeminin kefareti geçersiz sayılıyor. Ve doğrudan günah olarak adlandırılıyor. ‘Yemin-i mün’akide’ ise yapılması mümkün olan ve geleceğe ait bir meseleyle ilgili yapılan sözleri niteliyor. Böyle bir yemine riayet ise vacip. Ancak muhatabın ya da toplumun zararı söz konusuysa kefareti verilip, Allah’tan af dilenerek bu yemin bozulabilir.

Yeminin meşruiyeti Kur’ân-ı Kerim ve sünnetle sabittir. Tin, Şems, Fecr, Nahl, Ali İmran, Fatir gibi pek çok sûrede geçen çeşitli ayetler yeminin meşruiyetinin Kur’an’dan delilleri olarak gösteriliyor. Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) da bir hadisinde ümmetine, babalar ve putlar adına yemin etmemelerini ifade buyurur. Yemin edeceklerse Allah adına etmelerini ya da hiç etmemelerini emreder.

Bozulan yeminin kefareti

Tüm bunların ardından dile getirmemiz gereken önemli bir detay, yemini ağız alışkanlığı haline getirip sürekli dillendirmenin dinen hoş karşılanan bir tutum olmadığı. Yazar Ahmet Şahin, sıkça yapılan yeminlerin sahibine zarar getirebileceğine dikkat çekiyor. Bu sebeple ancak mecbur kalınan yerlerde yemin edilebileceğini söylüyor. Çünkü “Vallahi, billahi, tallahi” gibi kutsal kelimeler asla hafife alınacak, ağıza dolanacak sözler değil. Şahin, yeminin kefaretinin ise on tane fitre miktarı parayı ayırıp on yoksula ayrı ayrı vermekle olacağını anlatıyor. Mesela bu sene fitreyi on liradan vermişseniz on tane fitreyi, yani yüz lirayı yemin kefareti olarak ayırıp yoksullara dağıtmalısınız. Usulen dikkat edilmesi gereken hususlar da var. Şöyle ki; yoksul birine günde birden fazla kefaret verilemiyor. Ama kişinin diğer aile fertlerine ayrı ayrı birer kefaret gönderilebilir. Böylece on ihtiyaç sahibine ayrı ayrı birer fidye vermekle kısa zamanda kolayca kefaret borcu ödenebilir. Kefareti vekille vermek de mümkün. Kefaret, yemek masrafı olarak da verilebilir. Ancak kişi, birinden borç para alarak yemin kefareti ödemek zorunda değil. Dile getirdiği şartı bozan kimse, on fitre verecek maddî gücü yoksa aralıksız üç gün oruç tutarak da kefaretini yerine getirebilir. Önemli olan bu orucun ara verilmeden peş peşe tutulması.

Hasılı, kötü bir işi yapmaya, yahut da bir iyiliği yapmamaya yemin eden kimse, yemin ettim diye bu tavrında ısrar etmemeli. Günaha yemin etmek de böyle. Dinen, yemininde durup da günah işlemektense bozup kefaretini vermek daha uygun görülüyor.

Allah’a Yemin Hangi Sözlerle Yapılır?

Allah’a yemin, ya vallahi, tallahi, billahi demek suretiyle Allah Teâlâ’nın zât ismine veya Rahmân, Rahîm gibi mübarek isimlerden birine veyahut da izzet-i İlahiye, kudret-i Rabbaniye gibi zâtî sıfatlarından birine and içilerek yapılır. Peygamberlere, Kâ’be’ye, Kur’an’a veya varlıklardan herhangi birinin başına veya hayatına yemin edilmez. Yalnız bir görüşe göre, Kur’an, kelâm-ı İlâhi olduğu için ona yapılan yemin muteberdir. Kasem ederim, yemin ederim, Allah’a hamdolsun, Allah Teâlâ ile misakım olsun gibi sözler de yemin sayılır. Helâl bir şey’i kendine haram saymak da, yemin sayılır. “Şu işi yaparsam, şu şey bana haram olsun” demek gibi...

Her yemin için ayrı bir kefaret gerekir mi?

Yeminin sayısı artarsa, kefaretin sayısı da ona orantılı olarak artar. Yeminleri ayrı yerde söylemiş olmak bile bu hükmü değiştirmez. Fakat İmam-ı Muhammed’e göre, yemin kefaretleri çoğalınca bir tek kefaretle hepsinden kurtulmuş olunur. Fakihlerin çoğu bu görüşü tercih ederler.

Yemin ederken Allah’tan başka bir şeye yemin edebilir miyim?

Adı zikredilen varlık çok büyük ölçüde yüceltilmiş olduğu için Allah’tan başkası adına yemin edilmez. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Hz. Ömer’in (ra) “ve ebî” (babama yemin olsun ki) şeklinde yemin etmesi üzerine, “Allah, babalarınıza yemin etmenizi yasaklıyor. Kim yemin edecekse Allah’a yemin etsin veya sussun.” buyurur.

Ahmet Şahin, yeminin kefaretinin on tane fitre miktarı parayı ayırıp on yoksula ayrı ayrı vermekle olacağını söylüyor.