Kafileye Önder Olabilmek

Kafileye Önder Olabilmek

Başka bir yolculuk için hiç bu kadar hevesli olunmuyor.

Kimi ilk defa çıkıyor bu seyahate kimiyse daha önce gittiği yolları bir kez daha aşındırıyor. Hacı adayları tarif edilmez bir heyecan yaşıyor. Peki onlara rehberlik edecek din görevlileri ve kafile başkanlarının durumu nasıl dersiniz?

Haritasız, hiç bilmediğimiz bir coğrafyaya gitmek âdetimiz değildir. İllaki orada bize yol gösterecek, karşılaşacağımız zorlukları kolaylaştıracak bir rehber bulundururuz yanımızda. Nerede ne var? Hangi mekana nasıl gidilir? Toplu taşıma araçları nasıl kullanılır? İnsanlarla iletişime nasıl geçilir? ve daha pek çok soruyu cevaplayabilmektir derdimiz. Yeter ki maksadımız anlaşılsın, meramımız bilinsin, menzilimize sağ salim varalım, gezelim, görelim...

Basit bir seyahatte bile tedarikli olmak, rehbersiz hareket etmemek gerekir. Özellikle manevî yolculuğa çıkanlar kendilerine mürşit edinir. Hocasına tabi olan mürit, mürşitsiz adım bile atmaz. Çünkü bu yol basit değildir ve hedefi şaşırma ihtimali yüksektir. Zira mertebe kat ettikçe şeytanın musallat olma oranı da artar. Nefis daha fazla zorlanır ve imtihan gittikçe ağırlaşır. Bu sebepledir ki mürşit, müridinin yemek düzeninden ilmî gelişimine kadar her noktada danışma merciidir. Ta ki talebe rotasını şaşırmadan emeline ulaşsın o da mürşit olabilecek mertebeye gelip kendi müritlerine yön gösterici bir harita/rehber olabilsin.

Hemen her seyahatinde rehbere ihtiyaç duyan Âdemoğlunu şu sıralar kutsal topraklara yolculuk heyecanı sarmış durumda. Kimi hasret kaldığı o diyarlara kavuştu bile kimi de ‘ilk bakış’ın ve o anda yapacağı duanın hayalini kuruyor. Hem maddî hem manevî boyutları olan bu yolculuğun farklı farklı prosedürleri var elbette. Hacı adayları hacca gitmeye niyetlendikleri andan itibaren uzunca bir öğrenme sürecinin içinde buluyor kendini. Hac/umre seminerleri, kafile arkadaşları, başkanları ve din görevlileriyle tanışma, yapılacak hazırlıklar ve hac boyunca tahmin edemedikleri kadar çok prosedür çıkıyor karşılarına. Evvela kitaplar alınıyor.

Haccın her aşamasında yapılacak duaları ezberlemekten, gidilecek coğrafi mekanların sırasını hafızaya yerleştirmeye kadar hummalı bir meşguliyet sarıyor kutsal yolcuları. Hepsi de haklı bu telaşlarında. Çünkü o öyle sıradan bir yurt dışı gezisi değil nihayetinde. İslam’ın beş şartından biri. Hem de neredeyse tüm ibadetleri kapsayacak nitelikte bir dinî sorumluluk.

Maddî-manevî açıdan hayli zahmetli bu ibadet elbette rehbersiz olmuyor. Bu kutsal yolculukta hacılara din görevlileri ile kafile başkanları rehberlik ediyor. 40–50 kişi bir din görevlisine tabi olurken 5-6 din görevlisi de bir kafile başkanının önderliğinde hareket ediyor. Din görevlileri hac farizasının her anında hacı adaylarıyla birlikte hareket edip onları yönlendiriyor. İhrama girerken yapılması gerekenlerden tavafa, sa’y’in yapılışından şeytan taşlamaya kadar her aşamada din görevlileri adım adım izleniyor. Haccın tüm farzlarının yerine getirilmesi aslında din görevlileri ve kafile başkanlarının sorumluluğu altında olduğundan rehberler çok ciddi mesuliyet altında. Yani uygulamada yapılan herhangi bir eksiklik din görevlilerinin vebalinde. Böyle bir sorumluluk da haliyle aşırı hassasiyet gerektiriyor.

Mübarek beldelerde bazen tatsız manzaralarla karşılaşılabiliyor. Kafilesinden birini azarlayan din görevlileri, hac ibadetinin farzlarını sadece teknik bir bilgi olarak aktaranlar, farklı bir coğrafyayı anlatır gibi oraların maneviyatını ve orada olmanın şuurunu hacılara hissettirme gayretini taşımayanlar ve karşılaşılan çirkin diyaloglar, şahit olanları üzüyor elbette. Uzun yıllar kafile başkanlığı yapmış Emekli İmam Hatip Mehmet Kahveci, çok nadir de olsa bu tarz manzaralarla karşılaşılabildiğini ifade ediyor.

Din görevlisi haccın farzları ya da vaciplerinden herhangi birini yapmadığında/eksik yaptığında hemen diyetini ödemek durumunda. Aynı namazdaki hatalarımızın sehiv secdesini zorunlu kılması gibi. Vacipte hata yapan din görevlisi koyun kurban kesmek zorundayken farzda yapılan hata ise deve kesmeyi gerektiriyor. Farz ve vaciplerde böyle bir yaptırım söz konusuyken, yapılmadığında haccın ibadetine zarar vermeyen fakat şuur eksikliğine sebep olan davranışların maalesef yaptırımı yok. Mesela bir din görevlisi Arafat’a çıkıldığı gün boyunca gök kapılarının açık, dua etmenin ne kadar ehemmiyetli olduğunu sorumlu olduğu hacı kafilesine söylemeyebiliyor. O sırada sadece kendi yaptığı onbeş-yirmi dakikalık bir duayı yeterli görebiliyor. Halbuki haccın bilincinde olmayan pek çok kişi, bu tarz yönlendirmelere ihtiyaç duyuyor.

Kahveci, sadece din görevlilerinin değil hangi mesleğe sahip olursa olsun bir mü’minin işinin hakkını vermesi gerektiğini söylemeden geçemiyor. Bunun için de elbette öncelikle kişinin mesleğini sevmesi ve benimsemesi gerekiyor. Hele dinimizin temel ibadetlerinden olan hacda rehberlik yapmak daha bir hassasiyet istiyor. Zira önder ve rehber dendiğinde; plansız hareket etme, kaba olma gibi özelliklerden uzak, hitabeti iyi, arkasındaki insanların heyecanlarını coşturup harekete geçirebilen birini tahayyül ediyoruz. Hacıların dualarından biri de vazifelerini bu niteliklere sahip rehberlerin arkasında hakkıyla eda etmek olsa gerek.