İnanç tedavisi olarak plasebo etkisi

İnanç tedavisi olarak plasebo etkisi

Zihnimiz bedenimizin üzerinde gerçekten güçlü bir etkiye sahiptir. Beyin görüntüleme sistemleri, düşüncelerimizin ve inançlarımızın, organlar üzerinde nasıl değişimler meydana getirdiğini gözlemliyor. Çalışmalar, beyne dışarıdan giren bilgiden ziyade, önceki tecrübelerle algının şekillendiğini, yani “güzel görenin güzel düşündüğünü, güzel düşünenin de hayatından lezzet aldığını” gösteriyor. 

Epigenetik araştırmalar, çevresel faktörlerin, düşüncelerimizle şekillenen hormonların, inanç ve duyguların genlerin ifade edilişlerini değiştirebildiğini gösteriyor. İşte Plasebo etkisi denilen bu durum gerçek olmayan bir tedavi, ilaç, düşünce veya inanç ile iyileşme olarak karşımıza çıkıyor. Latincede memnun etmek anlamına gelen ve gerçek ilaç veya tedavi şeklinin taklit edilmesine dayanan plasebo; şeker hapı, su, tuzlu su enjeksiyonu veya bir cerrahi prosedür olabilir. Kullanılan plasebonun özelliklerinden ziyade, kişinin tedaviden fayda göreceğine olan inancı ve kendini daha iyi hissetme beklentisidir. Bu durumda düşünce şekli, hastalığı artırabilir veya iyileşmeye yardımcı olabilir.

Plasebolar genellikle klinik deneylerde yeni bir tedavinin gerçek etkisinin anlaşılmasına yardımcı olmak için de kullanılır. Plasebo etkisi çoğunlukla aktif bileşeni olmayan tedavilerle (mesela hap şeklinde şekerle) yapılır. İnsanların analjezikler (ağrı kesiciler) veya antidepresanlar (hormon dengeleri sağlayarak psikolojik rahatsızlıkları önleyiciler) gibi yaygın ilaçlarla elde ettikleri bazı faydalar, kısmen plasebodan kaynaklanır. Bunun sebebi, tedavinin semptomları iyileştireceği beklentisidir.

İLAÇ OLARAK İYİMSERLİK PLASEBO

Yapılan bir çalışmada savaşta yaralanan askerlere yardım edildiğini hissettirmek için, morfin yerine sade bir tuzlu su çözeltisi verilmesi ve şaşırtıcı bir şekilde, askerlerin yüzde 40’ının ağrılarının azaldığını bildirmesinin şu anda yapılan inanç tedavisinin etkili şekli olarak biliniyor.

Düşünceleri şekillendirmede kelimeler çok önemlidir. Çünkü kelimeler eylemleri ve vücudun vereceği tepkileri belirlemede etkili bir rol oynayabilir. Ancak inanmadan veya hissetmeden söylenen sözlerin etkisi olmaz. Bundan dolayı hastayı iyileşme ihtimaline inandırabilmek için tıpta plasebo devreye girer. Hastalıkların tedavisinde, en başta doktorun muayenedeki davranışları, hastanın kendini iyi hissetmesinde önemli bir rol oynar. Özellikle yaşlılar veya kronik hastaların, rahatsızlandıklarında hemen ilaç aldıkları ve bunun neticesinde kendilerini daha iyi hissettikleri gözlenir. Klasik şartlanma, zamanla pekişen öğrenme mekanizmasıdır. Plasebo etkisi, zihin ve beden arasında önemli bir bağlantı olduğunu gösterir.

Olumlu bakış açısının hastalıkları önlemeye yardımcı olabileceği uzun zamandır biliniyor. Çalışmalar somatik algıyla, tedavi metotlarının beyinde oluşan biyokimyasal karşılığı sayesinde beklentilere daha kolay karşılık verildiğini buldu. İnsanda ümit duygusu ve iyileşme beklentisini yüksek tutulur ve bağışıklık sistemi dolaylı olarak güçlenir. Böylece stres hormonlarının düşüşüne veya semptomların azalmasına sebep olarak iyileşme sürecinin hızlanmasına destek olur. Plasebonun ağrıyı azaltmasına plasebo analjezisi denir. Bu etki, “endorfin” adı verilen doğal ağrı kesicilerin salınımını başlatarak veya kişinin ağrı algısını değiştirerek gerçekleşebilir. Plasebo verilen hastaların yüzde 30 – yüzde 70’inin kısa süreli olarak ağrılarının geçtiği söylenmektedir. Diğer bir görüşe göre, plasebonun ağrıyı, “endojen opioid” sistemleri (vücutta salınan uyuşturucu maddelerin salgılanmasını) tetikleyerek giderdiği düşünülmektedir.

Farmakolojik olarak herhangi bir tesiri olmayan, sadece renk veya şekil olarak ilaca benzeyen tablet, kapsül veya enjeksiyonlar, gerçek bir müdahaleye yardımcı olarak da kullanılır. Yapılan araştırmalara göre plasebolar, Parkinson hastalığı, depresyon, anksiyete ve yorgunluk dâhil olmak üzere, çok sayıda rahatsızlığın semptomlarını azaltmaktadır. Antidepresanların etkisinin büyük ölçüde plasebo tesirine bağlı olduğuna inanılmaktadır. Öksürükteki azalmanın yüzde 85’inin plasebo tedavisi ile alâkalı olduğu ve yalnızca yüzde 15’inin etkin maddeye bağlı olduğu gösterilmiştir. Dünya genelinde doktorlar, bir dizi hastalık üzerindeki etkileri sebebiyle klinik maksatlar için plasebo kullanmaktadır. Plaseboların, kalb atışı hızında veya kan basıncında artış gibi ölçülebilir, fizyolojik değişikliklere sebep olduğu belirlenmiştir. Plasebo tesiri, kişiden kişiye veya hastalığa göre değişir.

KÖTÜMSERLİK VE NOSEBO

Bütün bu olumlu düşüncelerin etkilerinin yanı sıra, kişi ilacın işe yaramasını beklemiyorsa veya yan etkilerinin olmasından endişe ediyorsa (negatif bakış açısı varsa), plasebo yerine nosebo gerçekleşir. “Nosebo”, zarar verme demektir. Nosebo durumunda hastanın ihtiyaç duyduğu tıbbi ilacın verilmesi bile hastalığın ilerlemesine sebep olur. Nosebo etkisinde hasta, tedavisinin olumsuz sonuçlarının olacağını düşünür ve günlük normal semptomları abartılı ve farklı hisseder. Sıradan basit ağrılar, yorgunluk, ruh hâlindeki değişiklikler bile hastalık olarak algılanır. Nosebonun mekanizması tam anlaşılmamış olsa bile, medyada yer alan hastalıklarla ilgili haberler, şikayetleri olan başka hastalarla uzun süre bir arada bulunma gibi durumların nosebo etkilerini artırdığı anlaşılmıştır. Yapılan anket çalışmasına göre, bir ilaçtaki farklı formül güncellemesinden dolayı medyada yer alan olumsuz haberlerle, hastaların bildirdiği yan etkilerde iki bin kat artış olmuştur.

Sonuç olarak; düşünceler, duygulara ve davranışlara tesir eder. Olumlu düşünce ve duygular da, bedende ve davranışlarda pozitif sonuçlar verecek şekilde yansır.