Siyasete Göre Ayrım Şirktir

Siyasete Göre Ayrım Şirktir

Ayrımcılık siyasetin öz noktasıdır.

Siyasetçi toplumu kendi hesabına, rakibinin de aleyhine olacak şekilde bölebildiği ölçüde başarılıdır. Taraftar oluşturur ve taraftarlarına hitap eder. Biz ve onlar yani. Bu ayrımı daha derin ve keskin hale getirmek için sosyal fay hatlarına vurdukça vurur. İnanç noktaları bir fay hattıdır, mezhepsel farklar bir fayt hattıdır. Etnik köken farklılıkları sekiz noktalık deprem meydana getirecek derin fay hatlarıdır. Allah aşkına söyleyin, bu fay hatlarına vurmayan bu noktalardan insanları ayrıma ve taraftarlığa sürüklemeyen bir siyasetçisi var mıdır? Tabi ki yoktur. Dinimizin de insanlar arasında bir ayrımı vardır. İnananlar ve inanmayanlar diye. Fakat müslüman toplumlarda siyesetçinin ayrımı bu ayrımı yok eder. Etkisiz hale getirir. Siyasetçi ya etnik bir kökene oturtacaktır meseleyi veya şahsi karizmasına. Aslında siyasetçinin bu ayrımı müspet rekabete dayansa problem yoktur. Her toplum da olduğu gibi dinine göre yaşamak isteyen insanlar daha iyisini seçmekte ve tercih etmelerinde bir mahzur yoktur. Fakat iyi bir siyaset için ötekileştirme kesin ve derin hatlarla yapılır. “Bize oy vermeyen haindir, imansızdır. Cennete bile gitmesi çok zordur hatta, mümkün değildir. Münafıktır.” Siyasal islamcılar bu tür düşüncelere sahip olduklarını zaman zaman ya ağızlarından kaçırmışlardır veya bizzat parti liderinin bu tür aşağılık düşünceleri seslendirmeleri uygunsuz olacağından daha aşağıdaki parti adamlarına bu tür düşünceleri bilinçli olarak seslendirmeleri temin edilmiş, sağlanmıştır.

Siz şimdi size oy vermeyenleri imansız olarak görürseniz ne olur? Ki böyle bir kriterin, ayrımın dinimizin hiç bir yerinde, kaynağında yeri yoktur. Bu sefer de ayrımcılığa tabi tutarak düşman gördüğünüz bu mü’minlere karşı her türlü savaş, hile hurda ile yok etme, her türlü zarar vermeyi de cihat olarak görmeye başlarsınız. Cihat görünümlü böyle bir cinayeti yer ve gök kaldıramaz. Hz. Üsame Efendimiz’in (sallalahu aleyhi vesellem) yanına geldi dedi ki; “Ya Rasülallah savaşta benim elimden kurtulmak için kelime -i şahadet getiren birini öldürdüm. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) hiddetlenerek dedi ki; “Ya Üsame sen öldürdüğün o adamın kalbini mi yarıp baktın, kalbini mi yarıp baktın, kalbini mi yarıp baktın?” Üsame diyor ki; “Bu söz bana o kadar ağır geldi ki keşke dedim bu ana kadar müslüman olmayaydım da sonra müslüman olmuş olaydım. Bu ağır ikazı böylece duymamış olurdum.”

Bir insan değil beş vakit namaz kılmak bir kelime- i şehadet getiriyorsa ve biz bunu ondan duymuşsak ne olursa olsun hangi gerekçeyle olursa olsun imansızdır, düşmanımızdır ayrımına tabi tutamayız. Önemli olan bu insandan imandan çıkarıcı bazı hal ve sözler sadır olmamış olsun. Ve bu durumunu itiraf ederek ilan etmiş olsun. O zaman başka.

Allah(c.c) Kuran-ı Kerim’inde diyor ki; “nahnu kasamnâ beynehum maişetehum.”ayet. Maişetinizi ben ayırıyorum. Ve ben bunu elimde saklı olarak tutuyorum. Ölene kadar bir insanın öbür tarafa imanlı gidip gidemeyeceğini bizim bilemeyeceğimize göre parti hesabına mü’minlere düşman gözüyle bakmak ne büyük bir zulüm ve haddini aşmışlıktır. Siyasal islamcılar laisizmin şirk olduğunu söyleyip iddia ederken nasıl bir değişik türden bir şirkin içine yuvarlandıklarını görüyor musunuz? Allah’ın ayrımını kabul etmeyip insanları kendi partimiz hesabına yeniden bir ayrıma tutmanın şirki, gadri ve hızlanıdır bu. Rabbimiz’in insanlar arasındaki ayrımına baş kaldırmanın şirkidir bu.

Dindar insanlar müslümanlar o halde siyaset yapamazlar mı? Elbette yaparlar fakat bu işe dinlerini diyanetlerini karştırmadan yapacaklar. Bir ayakkabıcı gibi. Bir ayakkabıcının da dindar olmasını ve ahlâklı olmasını severiz ve beğeniriz. Fakat ayakkabılarını satarken ayet ve hadis okumasına gerek yoktur.

Müşterilerine; “Bu ayakkabıları benim gibi bir müslümandan almak Allah’ın nerdeyse emridir. Ben Allah’ı seven bir insan olduğumdan bana müşteri olmamak Allah’tan uzaklaşmak demektir. Ben besmeleyle satış yapıyorum diğer ayakkabıcılar da besmelenin b’esini göremezsin . Benden bu besmeleli ayakkabıları almamak Allah’ı inkar etmek ve besmeleye hakaret etmek demektir.” dese ne olur? Ne kadar çirkin bir durum oluşur değil mi? Ayakkabıcının bu tavrı ne kadar dinden soğutur insanları değil mi?

Aynısı. Siyasetçi de insanları adaletle idare etme liderliğini ve maharetini pazarlayan adam demektir. Bunun için ayet hadis okumaya ne gerek vardır. Sen işini yap adaletli davran, insanlara hukukun üstünlüğüne göre muamele edeceğini ispat etmen yeterli. Yahu Avrupalılar nasıl dinlerini karıştırmadan, dinle insanları kandırmadan siyaset yapıyor sen de aynısını yapacaksın. Bir tüccar gibi, bir hizmetkar gibi. Bir ayakkabıcı daha çok satış yapayım diye rakiplerini yok etmek için dükkanlarını başlarına mı geçiriyor. Ve bu yıkımı Allah’ın emridir diye yutturmaya mı çalışıyor.

Dinin ahlâkını en hassas bir şekilde yaşamak sana yeter. Bu ahlâk da senin siyasetçi olarak zaten dinini kullanmana ve mü’minleri ötekileştirmene hatta bütün insanları ötekileştirmene, düşman olarak görmene müsaade etmeyecektir.

Please publish modules in offcanvas position.