Mehmet Dişli, 15 Temmuz gecesini anlattı: Akın Öztürk’ü, Akıncı Üssü’ne Hulusi Akar çağırdı

15 Temmuz gecesine ilişkin yaşanan olaylar ve gelişmeler hala gizemini koruyor. O geceye ilişkin tüm sorumlulukların dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı işaret etmesine rağmen, hakkında her hangi bir işlem yapılmaması dikkat çekiyor.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Genelkurmay Çatı Davasında 15 Temmuz’un kritik ismi eski General Mehmet Dişli’nin esas hakkındaki mütalaaya karşı verdiği savunmada 15 Temmuz gecesine ve Hulusi Akar’a ilişkin kritik bilgiler paylaştı.

AKAR’IN İFADELERİNİ ÇÜRÜTTÜ

AKP’li Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın, Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde yaşanan 15 Temmuz’a ilişkin verdiği tanık ifadesini tek tek çürüten Mehmet Dişli, yaptığı savunmasın emir komutanın o gece Akar’ın kontrolünde olduğunu vurguladı.

Oda TV’de yer alan habere göre, Akar’ın verdiği tanık ifadesinde, “Dışarıdan alçak uçuş yapan uçak ve silah seslerini işitince tekrar hiddetle bağırmaya başladım” şeklindeki sözlerine ilişkin açıklamada bulunan Mehmet Dişli, “Ankara’da uçaklar saat 22.08’den sonra uçmaya başladı. Ne yaptık? Bir süre TV’ye baktık. Bana ara sıra bir şeyler soruyor, ben de elimdeki notlara bakıp, cevaplamaya çalışıyordum. Malum namaz. 20-25 dakika kaldı. Geldi, yine zaman zaman arkaya gidiyordu. Gitme durumu belli olunca, tekrar abdest tazeledi. Bir süre sonra makamdan çıktık. O sürede yaşananlar bunlar.” dedi.

“BAĞIRMA OLAYI GERÇEK DEĞİL”

Akar’ın “bağırdım” ifadesini yalanlayan Dişli, “Bağırma, çağırmayı duyan yok. Saat 22.00’den öncesine bakalım, bağırma çağırma var mı? Yok. 21.30’dan itibaren kamera kayıtları mevcut. Özetle o anlarda şahsıma veya bir başkasına bağırma, haykırma vuku bulmamıştır. Her beyanın ardına bağırma, haykırma eklenmesi, bu üslup, bu yaklaşım Genelkurmay Başkanının inandırıcılığını yitirmesine yol açıyor.” şeklinde konuştu.

Akar’ın, “Bir zaman sonra Dişli tek başına yanıma geldi, ‘Beni dinlemiyorlar’ dedi” beyanının da eksik ve amacından saptırılmış bir ifade olduğunu iddia eden Mehmet Dişli, şunları anlattı:

“BİR ŞEY BECEREMEDİN ZATEN”

“TV izliyorduk. Bir görüntüye çok sinirlendi. Bu, halkla askerin karşı karşıya geldiği, ağlayan askerlerin görüntüleriydi. Ağır tepki gösterdi, ‘Rezalet. Silahlı Kuvvetlerin düştüğü duruma bak. Derhal son versinler, kışlaya dönsünler talimatı verin. Bir şey beceremedin zaten’ dedi. Bunun üzerine ben de, ‘Uygun görürseniz beraber gidelim. Belki sizi dinlerler, sizin söylemeniz daha etkili olur’ karşılığını verdim. ‘Tamam tamam, geç git’ dedi.

Filoya gittim, emirlerini ilettim. Tam 7 saat 14 dakika yanındaydım. ‘Dışarıdan patlama sesleri gelmeye başladı. En hiddetli şekilde bağırdım. Dişli, Kubilay (Selçuk) sinmiş vaziyetteydi. Bir telefon getirip, Başbakanla görüştürdüler’ diyor. Bu sözlerin hiçbirinin muhatabı değilim, reddediyorum. Ceride kayıtları ortada, ilk bombalama saat 07.03’te.

Elektrikler kesilmişti, 7.40 civarında geldiğinde TV’de alt yazıda Ümit Dündar’ın Genelkurmay Başkanlığı’na vekâleten atandığını görünce, ‘Bu son şans. İnisiyatif benden de çıkıyor’ diyerek, beni yeniden filoya gönderdi.

07.50 civarı emrini ilettim, ‘Tamam’ dediler. Kamera kayıtları ortada, Akar’ın yanına dönüş saatim 08.06. Ben bombalamayı dönünce öğrendim. Karargâha dönüş ve yapılacaklar hakkında emirlerini verdi ve ‘Bak bakalım. Cumhurbaşkanı, Başbakana ulaşabilir miyiz?’ dedi.

Özetle böyle bir diyalog yaşanmamıştır. Kamera görüntülerinde her hareket var. Çıkış sırasında Akar’ın vücut diline bakın, hiç söyledikleriyle uyuşuyor mu? Kaldı ki, bunları söylemesini gerektiren bir durum da yok. Yalancı TV’lerin algısına mı kapıldı, ‘Akar operasyonla kurtarıldı’ haberlerin etkisinde mi kaldı acaba?” dedi.

“AKAR: TSK BU İŞİ KENDİ İNİSİYATİFİYLE SONLANDIRMIŞ OLACAK” DEDİ

Akar’ın, “Başbakana hiçbir pazarlık olmayacağını söyledim” sözünün de gerçeği yansıtmadığını bildiren Dişli, “Başbakanla görüştüren benim. Görüşürken yanında olan benim. ‘Karargâha geçip, TSK’ya duyuru yapacağız. Merkez Komutanlığı ve askeri savcılar devreye girecek. Cumhurbaşkanı ve Başbakan polis ve halka çağrı yapıp, geri çekilmelerini sağlayacak. TSK bu işi kendi inisiyatifiyle sonlandırmış olacak’ dedi. Bu planı beraber yaptık. Ben filoya ilettim, onlar da uydu. Söyledikleri o rütbe ve makama yakışmıyor. Bu benim devlet edep ve adabımla bağdaşmıyor” ifadesini kullandı.

Mehmet Dişli, Akar’ın Akıncı’dan Çankaya Köşkü’ne gidişleri ve Köşk’te yaşananlara dair açıklamalarını ise şu sözlerle reddetti:

“Bana ‘Kal’ dediği halde telefonla irtibat kuracağım gerekçesiyle helikoptere bindiğimi söylüyor. Kimin gidip, kimin kalacağına oradaki makamdan çıkmadan karar vermiştik. Bu olayda bırakın askerliği, eşyanın tabiatına aykırı bir durum var. Bir orgeneral, üstelik kuvvet komutanlığı yapmış Akın Öztürk, emrini harfiyen yerine getiriyor. Bir tümgenerali dinlemeyecek öyle mi?

Arabaya, helikoptere binmesi mümkün mü? Oradan bir Genelkurmay Başkanı olarak uğurlandı. Emir-komuta ondaydı. ‘Helikopter havada iken de bir yerlerle irtibat halindeydi’ diyor. Bu da kurgu. Helikopterde herhangi bir telefon görüşmesi yapmadım. HTS kayıtları ve Eskişehir cerideleri ortada. Zaten imkansız.

AKAR’IN BEYANLARI “ÇOK TALİHSİZ”

Bu VIP helikopteri değil ki, askeri helikopter. Konuşmak imkânsız. Bir diğer sözü; ‘Müsteşar Beyle baş başa iken peşimden gelenin kim olduğunu sordu. Ben yaşadığım olayları kısaca özetledim ve Dişli’nin gözaltına alınmasının uygun olacağını değerlendirdim’ diyor. Çok talihsiz bir beyan.

Pistte Tuğrul Türkeş ve Fuat Beyi (Oktay) hatırlıyorum. Önce ben iniyorum. Odaya geçtiğimizde eski Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da vardı. Önceden tanıdığım için olanları ilk ona anlatmaya başladım. Fuat Bey de yan koltukta Akar’la konuşuyordu.

Yerinden kalkıp, benimle tokalaştı, ‘Ya Şaban Dişli’nin asker kardeşi olduğunu bilmiyordum’ dedi. Şaban Dişli’yle görüşüp görüşmediğimi sordu. Bende telefonu olmadığını söyleyince, hemen bağlattı. Önce kendisi konuştu, sonra bana verdi. O odada bir saat birlikteydik.

Bu cümle külliyen kurgu. Peşinden gelen kim, adam anlatmış zaten. Şahsımdan övgüyle bahsetmiş olmalı ki, herkes gelip memnuniyetini söyledi. Kahvaltı falan hazırlandı. Başka şeyler de var, ama anlatmayacağım. Gözaltına alınma saatim belli. Yedi saat Mehmet Dişli orada ne yaptı peki? Demek ki, gözaltı isteğini Çankaya Köşkü’nde kimse kaale almamış. ‘Ben ve peşimden Dişli geldi. Açıkçası arkamdan gelenleri kontrol etmedim’ diyor.

“SÖYLEDİKLERİ DOĞRU DEĞİL, DÜŞÜNDÜRÜCÜ”

Görüntüler ortada. Kendisi, ben, pilot ve teknisyen var. İlk ben iniyorum. Pilot ve teknisyen gelmiyor. Bir arkadan gelme var mı? Maddi gerçek ortada. Söyledikleri doğru değil, ama çok düşündürücüdür. İster peşimden geldi, ister önümden gitti desin. Dünya biliyor ki, o helikopterden iki kişi indi ve söylediklerini maşer-i vicdan kabul etmiyor. Güncel konu bu. Kim bilir bu daha nerelere monte edilecek. Her cümlesini çürütmemin imkanı yok, ama bunlar yeterli kanaate ulaşmanızı sağlayacaktır.

Tanık, tutarlı ve doğru olmalı. Söyledikleri rütbesi ve makamına göre değil hukuka göre değerlendirilmeli. Söyledikleri muğlak, tutarsız, maddi gerçeklere aykırı. Bu haliyle bütünsel güvenilirlikten de yoksundur. Asıl mesele Akar’ın neden böyle konuştuğudur. 16 Temmuz saat 16.00’dan sonra ne olmuştur da bu son derece suni, kurgu ifadeyi vermiştir. Algı bitince, bu ifade çöp olur. Akar bu ifadesiyle tarihe geçmiştir. Söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu Yüce Türk Milleti’nin vicdanına bırakıyorum.” dedi.

KULAĞIMLA DUYDUM; AKIN ÖZTÜRK, HULUSİ AKAR TARAFINDAN ORAYA ÇAĞIRILDI

Savunmasının devamında esas hakkındaki mütalaada yöneltilen suçlamaları cevaplandıran Dişli, Akın Öztürk’ün Akıncı’da olması konusunda, “Kulağımla duydum, Hulusi Akar tarafından oraya çağırıldı” dedi.

Mehmet Dişli, “Gece boyunca Akıncı’da darbe faaliyetlerini yürüttüğü, bu hususun kameralarla tespit edildiği” suçlaması için şunları söyledi:

“Akıncı’da toplam dokuz saat 12 dakika kaldık. Bunun yedi saat 14 dakikasında Akar’ın yanındayım. Çıkıyorum, emirlerini yerine getirip, dönüyorum. Telaş içinde, başım önde koşarak gidip, geliyorum. Kimseyle konuşmam, görüşmem, samimi görüntüm yok.

Bir saniyelik bile olsa darbe faaliyetini yürütme olarak yorumlanacak bir hareketim yok. 143. Filo bölgesine bir kez Akın Öztürk, bir kez Kubilay Selçuk’la, 6-7 kez yalnız gittim. İnsanlara Akar’ın talimatlarını iletip, döndüm. Bu kısıtlı sürede bile Akar’la temas halindeyim. Burada Akar’dan çok söz edildi, ama bir özelliğinden bahsedilmedi. Çok tez canlıdır. Emir veriyor, daha ben oraya gitmeden oradakileri arayıp, ‘Dişli beni sabit hattan arasın’ diyor.

“ATTIĞIM HER ADIM ONUN EMRİDİR”

Arıyorum, ‘Ya, şunu şunu da söyle’ diyor. Diğer generalleri çağırıyor, onlara ayrı emir veriyor. Bu görüntüleri dünyanın neresine gönderirseniz gönderin, bundan darbe faaliyeti çıkmaz.

Müebbet istediğiniz bir kişi için bunu yapın, görüntüleri bir uzmana gönderin, ‘Darbe faaliyeti mi icra ediyor, karargah subayı gibi mi görev yapıyor?’ diye sorun. Akar’ın her yanına giriş, çıkışta topuk selamı verip, kendimi takdim ediyorum. Bu bir darbeci hareketi olabilir mi? Attığım her adımım, onun emridir.” şeklinde anlattı.

Savunmasının son bölümünde göz yaşlarına hakim olamayan Mehmet Dişli;

“Yaşadıklarımı, gördüklerimi, duyduklarımı, bildiklerimi anlatabileceğim kadarıyla anlattım. 15 Temmuz saat 21.00’den 16 Temmuz saat 16.00’ya kadar Hulusi Akar’ın yanındaydım. Hulusi Akar’ın tavrını hala anlamlandıramıyorum. Çankaya Köşkü’nde insanlara benim hakkımda neler söylediğini anlatmak istemiyorum. Elbet bir gün ortaya çıkacak.

Sadece bir bakanla Akın Öztürk için tartışmasını aktarayım. O bakan, Öztürk hakkında bazı şeyler söyleyince Akar bana dönüp, ‘Lan bu adam sabaha kadar bizimle değil miydi?’ dedikten sonra o bakana döndü ve ‘Yapmayın. O bizim kardeşimiz. Sapla samanı karıştırmayın’ dedi. Lütfen, Hulusi Akar’ın bu tavrını değerlendirin. Ben askerliğin, rütbemin, vazifemin gereğini yaptım.

Suçsuzum, darbeci değilim. Tam aksine bu ilkel anlayışın tarihe gömülmesi için çalışmalar yaptım. Çankaya Köşkünde kahramanken, bilinmeyen bir şekilde şüpheli, sonra algıyla sanık haline getirildim. Ne FETÖ’cü, ne darbeciyim.

Evet, muhafazakar bir ailede doğdum. Milli ve manevi değerlerimi onlardan aldım, ama Harbiyeliyim. Şerefli bir general, aydın bir asker, çağdaş bir insanım. Her şeyimi Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete borçluyum. Bunu başta buraya getirilmeme sessiz kalanlar ve sessiz bekleyenler de biliyor. Harbiye’ye 18 yaşımda girdim.

Ordu benim hayatım. Tüm zamanımı, tüm yeteneğimi, aklımı, yüreğimi bu orduya, bu ülkeye, bu millete adadım. Kimse bana darbeci diyemez. Ben Harbiye sancağına ihanet etmedim, etmem.

Bir fitneye, vefasızlığa, işkenceye maruz kaldım. Ama ülkemin, milletimin, ordumun selameti her şeyin üzerinde. Derhal, mümkünse bugün tahliyemi talep ediyorum.”

Dişli’den sonra kızı olan avukatı savunma yapmaya başladı. Ancak sesi titreyince, Başkan Oğuz Dik, “İstersen Barış başlasın” diyerek, diğer avukata söz verdi.

Kızı savunma yaptığında ise yine sesi titreyerek, “Müvekkilim babam üç yıldır tutuklu” dedi. Hulusi Akar için de, “Hulusi amca diye bildiğimiz, yeni siyasetçi Hulusi Akar” ifadelerini kullanan avukat, babasının Akar yüzünden tutuklu olduğunu ima etti.

Please publish modules in offcanvas position.