Trump’ın tehdidi, Erdoğan’ın hesabı

ADEM YAVUZ ARSLAN | WASHINGTON Tr724

Aslında ‘olağanüstü’ bir Pazartesi yaşayacağımız Pazar geç saatlerde yapılan Beyaz Saray açıklamasından belli olmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasında yapılan görüşmeye dair kısa bilgi notunda Türkiye’nin uzun zamandır yapmayı planladığı operasyona yeşil ışık yakılırken ABD askerlerinin bölgeden çekileceği, IŞİD militanlarından bundan sonra Türkiye’nin sorumlu olacağı belirtiliyordu.

Her ne kadar ABD tarafından yapılan açıklamada Erdoğan ile Trump arasında önümüzdeki ay Washington’da bir görüşme planlandığına dair bir bilgi olmasa da (Bu durum aslında rutine bindi. Erdoğan ile Trump arasında yapılan görüşmelerden sonra taraflardan yapılan açıklamalar hayli farklı) Türkiye’nin yakın zamanda operasyona başlayacağı teyit edilmiş oldu.

 

Ancak bu açıklamadan bir kaç saat sonra öyle bir fırtınaya tutulduk ki bu tip kaoslara alışık olmayan ABD medyası bile neye uğradığını şaşırdı. Çünkü Trump’ın Erdoğan’la yaptığı görüşme ve Suriye’den çekilme planından başta Savunma Bakanlığı olmak üzere ABD kurumlarının haberi yoktu. Dolayısıyla herkes şok oldu.

Neredeyse hiçbir konuda uzlaşamayan Demokratlar ve Cumhuriyetçiler Başkan Trump’ın bu açıklamaları karşısında ittifak ettiler.

Hatta Trump’a yakınlığı ile bilinen ve adeta ‘özel elçisi’ olarak görülen Senatör Lindsey Graham zehir zemberek açıklamalarda bulundu. Aralarında Hillary Clinton’dan Bernie Sanders ve Marco Rubio’ya kadar çok sayıda kritik isim Trump’ın Kürtlere ihanet ettiğini, Türkiye’ye operasyon için yeşil ışık yakmanın kabul edilemez bir hata olduğunu iddia ettiler.

Trump’ın kararına tepkiler dinmek bilmedi. Günlerdir Trump’ın azli tartışmaları dışında hiç bir konuya yer vermeyen ABD medyasında bile manşetlere çıktı. Öğle saatlerinde ise Trump’tan keskin bir u-dönüşü geldi.

Trump şu tweetleri attı;

“Daha önce güçlü şekilde belirttiğim gibi ve sadece yinelemek gerekirse, Türkiye, benim büyük ve benzersiz bilgeliğime göre, sınırları aşan bir şey yaparsa, Türkiye ekonomisini tamamen yıkar ve yok ederim (bunu geçmişte yaptım!) Türkiye, Avrupa ve diğer ülkelerle birlikte, IŞİD’lilere ve ailelerine nezaret etmelidir. ABD yapabileceklerinin fazlasını yapmış, IŞİD Hilafetinin topraklarının yüzde yüzünü almıştır. Kimileri çok zengin olan diğer bölge ülkelerinin kendi topraklarını korumasının vakti gelmiştir. ABD büyüktür.”

Daha önce rahip Brunson krizi sırasında Türk ekonomisini çökertmekle tehdit eden Trump aynı tehdidi yenilemiş oldu. Ancak Trump’ın Türkiye’yi tehdit etmesi, Kürtlere koruma vaad etmesi tepkileri dindirmedi. Hatta sıkı Trump destekçisi FOX TV bile Trump’ın Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinin dökümlerinin yayınlanmasını talep etti.

Peki ama bu baş döndüren gelişmeler ne anlama geliyor ? Şimdi ne olacak?

ERDOĞAN TAMAMEN İÇ POLİTİKAYA OYNUYOR 

Analize Erdoğan cephesinden başlayalım.

Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna yapmayı planladığı operasyon için çok sayıda gerekçesi var. Herşeyden önce Erdoğan’ın kurduğu ‘tek adam rejimi’ böyle bir operasyonu şart koşuyor. Ülke Erdoğan’ın ‘şahsi malı’ sayıldığı için karar alırken ne meclise ne siyasi partilere nede başkalarına soruyor.

Erdoğan’ın bu operasyondaki öncelikli hedefi ise iç politika.

Çünkü sınır ötesi operasyon ile MHP ve derin yapılarla olan ittifakına İYİ  Parti’yi de eklemeyi planlıyor. Milliyetçi oylarla oluşturacağı yeni ittifakla önümüzdeki seçimde yüzde 50+1 oya ulaşmayı hedefliyor. Öte yandan HDP’yi kriminalize edip CHP ile PKK’yı aynı paydada birleştirerek muhalefeti bastırmayı planlıyor.

Erdoğan’ın ikinci hedefi Kürtler.

Türkiye  sınırına paralel olarak uzanan bölgedeki Kürtlerin arasına Suriyeli mültecileri yerleştirerek nüfus yapısını değiştirmeyi planlıyor. Böylece bir taşla kuş sürüsü vurmuş olacak. Şöyle ki; Erdoğan uzunca bir zamandır Suriye’de oluşturulacak güvenli bölgede TOKİ konutlarının yapılacağını söylüyor. Yaklaşık 200 bin ev yapmayı planlıyor ve toplamda 1 milyonu aşkın Suriyeli buralara yerleştirmeyi hedefliyor.

Erdoğan’ın bu projesiyle yandaş iş adamlarına yeni rant kapısı açılacak.

‘Güvenli bölge’ ye yapılacak konutlar için AB liderlerinden söz de aldı denebilir. Çünkü ülkesine yönelik yeni bir Suriyeli mülteci akınından korkan Almanya lideri Merkel Erdoğan’a yapılacak konutlar ve mültecilerin buralara yerleştirilmesi konusunda destek sözü verdi bile.

Erdoğan bu operasyonla birlikte hem Türkiye içindeki müttefikleri hem de Rusya ile olan işbirliğini pekiştirmiş olacak. Nihayetinde Putin’in hedefi Türkiye ile ABD’yi Suriye’de karşı karşıya getirmek. Böylece Türkiye’nin Rusya’ya bağımlılığı daha da artmış olacak.

Listeyi uzatmak, Erdoğan’ın hanesine başka ‘gerekçeler’ yazmak mümkün.

TRUMP KENDİ AYAĞINA NEDEN SIKTI? 

Gelelim Trump’ın sürpriz adımlarına.

Herşeyden önce Trump’ın Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinde aldığı kararlardan ABD kurumlarının, özellikle de Pentagon’un haberinin olmadığı kesin. Zira Savunma Bakanı dahil tüm bürokrasi Türkiye’ye ‘yeşil ışık’ yakıldığını, bölgedeki Amerikan askerlerinin çekileceğini Trump’ın tweetlerinden öğrendi. Nitekim bu durum resmi açıklamalara yansıdı.

Yani Trump dışında herkes bölgeden asker çekmeye karşı.

Tıpkı Erdoğan gibi Trump’ın da öncelikli hedefi iç politika. Çünkü Suriye’den asker çekme Trump’ın seçim vaadlerinden biriydi ve bu hareketiyle seçmene mesaj vermeyi hedefledi. Ayrıca IŞİD ile mücadeleyi Türkiye’ye devretmesi de propaganda için güçlü bir argüman. Dahası Trump bu sayede azil tartışmalarını geri plana itmiş oldu.

Trump 2020 seçimlerine doğru giderken bu konuyu kullanabileceğini düşündü.

Ancak burada stratejik bir hata yaptı. Çünkü Trump’ın çekilme ve operasyon için Türkiye’ye yeşil ışık yakma kararı başta kendi partisinin etkili isimlerini kızdırdı. Başta Senatör Lindsey Graham olmak üzere etkili Cumhuriyetçiler Trump’a ateş püskürdü.

Normal şartlarda Trump eleştirileri pek dikkate alan bir siyasetçi değil.

Ancak bu kez durum farklı. Çünkü Ukrayna skandalı nedeniyle başlatılan azil sürecinde Trump’ın her Cumhuriyetçinin oyuna ihtiyacı var. Bu realite Trump’a geri adım attırdı ve Türkiye’yi tehdit tweeti geldi. Fakat bugüne kadar güçlü bir şekilde Trump’ı destekleyen Cumhuriyetçiler son Suriye kararı sonrası şok yaşadılar.

Azil sürecinde her bir Cumhuriyetçinin oyuna ihtiyacı olan Trump’ın Suriye kararına makul bir izah getirilemeyince komplo teorileri havada uçuştu.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Pazartesi günü baş döndüren bir trafik yaşadık ancak bundan sonrasına dair net bir şeyler söylemek için erken. Çünkü Trump gerçekten öngörülemeyen bir siyasetçi. Aynı gün içerisinde yüz seksen derece dönüş yapabiliyor.

Yarın çıkıp ‘Türk ekonomisini çökertmek için’ düğmeye basabilir.

Aslında bunun için ekstra bir şey yapmasına gerek yok; Zarrab davası olarak bilinen İran ambargosunun delinmesi meselesinden Halkbank’a gelecek cezayı ve S-400 hava savunma sistemlerinin alınması nedeniyle bekleyen CAATSA yaptırımlarına yol verse amacına ulaşmış olur. Çünkü bugüne kadar Trump’ın engellediği bu iki yaptırım hayata geçerse zaten zor günler geçiren Türk ekonomisi dibe vurur.

Kaldı ki Rahip Brunson krizinde gördüğümüz gibi; Trump sadece tweet atarak bile Türk ekomisini alt üst edebiliyor.

Ya da tam tersi bir adım atıp “Türkiye bizim için önemli bir ülke. Rusların kucağına itemeyiz” diyebilir. Beklettiği yaptırımların önündeki vetoyu kaldırmadığı gibi Türkiye’nin F-35 dahil olmak üzere büyük projelere dahline yeşil ışık yakabilir.

Her ikisi de eşit oranda ihtimal ama kesin olan şu var, kimse Trump’a dair bir öngörüde bulunamıyor.

Erdoğan cephesinde ise yüzler gülüyor denebilir.

Çünkü Erdoğan’ın arayıpta bulamadığı destek Trump’tan gelmiş oldu. Erdoğan ekonomik krizi fatura edecek bir yer bulmuş oldu. Yeni durumda kimse Berat Albayrak’ın yanlış politikalarla ekonomiyi çökerttiğini konuşmayacak.

Bir yandan da milliyetçi-muhafazakar kesimi tek parça halinde arkasına almış olacak. Nitekim Trump’ın tweetinden bir saat sonra bile kamuoyu Erdoğan’ın istediği kıvama gelmişti. Erdoğan bu kamuoyu desteği ile bir seçimi daha rahatlıkla çıkartır.

Peki Erdoğan Trump’ın tehdidine rağmen Suriye’ye girer mi?  Erdoğan kar zarar hesabı yaptığında Suriye’ye girmenin kendi lehine olduğunu görecektir. Sonuçta çöken ekonomi, kaybedilen canlar, artan terör (PYD Türkiye’nin sınır ötesi operasyona girişmesi halinde savaşaçaklarını açıkladı. Terörün Türkiye’nin her yerine yayılacağını öngörmek için uzman olmaya gerek yok) Erdoğan’ın meselesi değil. Türkiye’nin üzerine aldığı IŞİD’lilerin oluşturacağı risk de  Erdoğan için endişe kaynağı değil. Nihayetinde Suriye’deki IŞİD’liler Erdoğan rejimi için ‘tanıdık çocuklar’ sayılır.

Aksine, bütün bunlar oldukça Erdoğan koltuğunu sağlama alıyor, kurduğu tek adam rejimini daha da pekiştiriyor. Eğer bu aşamada Suriye’ye girerse ya Putin’in elinde esir ya da kendi koltuğunu garantiye almak için binlerce insanın hayatını kaybetmesini göze alacak kadar gözü dönmüş demektir.

Hangisi olursa olsun sonuçta kaybeden Türkiye olacak.

Please publish modules in offcanvas position.