Yargıtay, cemaat üyeliğinden 21 ay hapis yatan Mehmet Altan’ı dinlettiği iddiasıyla KHK’lı ihraç hakimi cezalandırdı

Yargıtay, cemaat üyeliğinden 21 ay hapis yatan Mehmet Altan’ı dinlettiği iddiasıyla KHK’lı ihraç hakimi cezalandırdı

Yargıtay, gazeteci-yazar Mehmet Altan’ın telefonlarının MİT tarafından yasadışı olarak dinlenmesine izin veren hâkime 1 yıl 3 ay ceza verdi.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Mehmet Altan için “pastör” kod adını kullanarak telefon dinleme talebinde bulunan MİT’in talebine onay veren hâkimi hapisle cezalandırdı. Daire, aynı hâkimi bir avukatın ofisi için hakkında herhangi bir somut kanıt olmadan arama kararı verdiği için de cezalandırdı. Talepte bulunan MİT mensupları hakkında da işlem yapılmadı.

T24’ten Gökçer Tahincioğlu’nun haberine göre, cemaat üyeliği ile suçlanan Altan’ın, cemaat üyeliği gerekçesiyle hakimlikten ihraç edilen isimlerin imza attığı kararla cemaat mensubu olduğu ileri sürülen bir ekip tarafından telefonlarının dinlendiği ortaya çıktı.

Altan, “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs”, “Örgüt propagandası yapmak” ve “Örgüte yardım ve yataklık” suçlamasıyla çıkarıldığı İstanbul 10. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 22 Eylül 2016 tarihinde tutuklanmış, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına rağmen tahliye edilmeyerek 6 ay fazladan cezaevinde tutulmuş, 27 Haziran 2018 tarihinde de tahliye edilmişti.

ALTAN ‘PASTÖR’ İSMİYLE DİNLENMİŞ

2009’da yılında Altan’ın telefonlarının dinlenmesi için mahkemeye talepte bulunan MİT’in Altan’ın gerçek ismini kullanmadan dinlenilecek numarayı verdiği, Altan’ın ismi yerine ise “pastör” kod adı kullanıldığı ortaya çıktı. Yasaya aykırı bu talebe onay verilmesinin ardından Altan’ın telefonları dinlemeye alındı. Altan, bu durumu öğrenince 2012’de suç duyurusunda bulundu ancak dilekçesi uzun süre rafta bekledi. 15 Temmuz sonrasında Altan tutuklanırken hakimler hakkında da soruşturma başlatıldı.

Ancak HSK, soruşturma sonunda talebe onay veren heyetten iki isim için soruşturma izni verirken, bir ismi kapsam dışında tuttu. İki isimden birinin de firari olduğu anlaşıldı. Bu nedenle heyetten sadece Metin Özçelik hakkında dava açılabildi. İddianamede Özçelik’in Avukat Serdar Öztürk’ün ofisinin usulsüz biçimde aranmasından da sorumlu olduğu kaydedildi.

‘GÖREVİ KÖTÜYE KULLANDI’

İddianamede, “Dinlemeye alınan numaraların Mehmet Altan adına kayıtlı olduğu ve bu kişi tarafından kullanıldığı halde, (Pastör) kod adlı bir kişi tarafından kullanıldığı biçiminde bildirimde bulunan Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı İstanbul Bölge Başkanlığı’nın yazısına itibar ederek dinleme kararı veren hakimin görevi kötüye kullandığı” belirtildi.

Aynı hâkimin, dinlemeye alınan avukat Öztürk aleyhinde delil bulunmamasına rağmen dinleme kararını uzattığı, adının geçmediği bir ihbar mailini dikkate alarak ofisinin aranmasına karar verdiği ileri sürüldü.

‘ZİNCİRLEME GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA’

Yargıtay 5. Ceza Dairesi’ndeki yargılamanın karar aşamasında savcılık, hâkime avukatın ofisinin aranması nedeniyle ceza verilebileceğini ancak Altan için ceza verilmesine gerek olmadığını belirtti. Görüşüne, yüksek mahkemelerin uygulamalarının bu yönde olmasını gerekçe gösterdi. Yargıtay 5. Ceza Dairesi ise hâkimi her iki eylemi nedeniyle cezalandırdı.

Kararda, sanığın eylemleri “zincirleme görevi kötüye kullanma” suçu olarak nitelendirildi. 1 yıl 3 ay ceza verilen hâkimin cezası ertelenmedi. Hâkimin daha önce meslekten ihraç edildiği ve cemaat üyeliğinden ceza aldığı da kararda anımsatıldı.

‘GÜNÜMÜZ TÜRKİYE’SİNİN YARGI YOLCULUĞUNUN FOTOĞRAFI’

Altan’ın avukatı Figen Çalıkuşu, şunları söyledi: “MİT İstanbul Bölge Başkanlığı müvekkilimin ‘Pastör’ takma ismi ile dinlenme talebinde bulunmuştur. Bu talepleri kabul eden üç ayrı hâkim hakkında HSYK’ya yapılan başvurularda işleme koymama kararları verilmiş yapılan itirazların her biri ret edilmiştir. Her nasılsa yıllar sonra müvekkilim Silivri Cezaevi’nde ‘subliminal darbe’ suçundan tutuklu iken, yaptığı şikayetler üzerine kendisine yasaya aykırı dinleme kararı veren hakimler için dinleme kararı veren üç hâkimden ikisi hakkında soruşturma açıldığı bildirilmiş ve ifadesi alınmıştır.

Devamında iki hâkim hakkında Yargıtay 5. Ceza Dairesine dava açılmıştır. Üçüncü hâkim her nedense halen kayrılmaktadır. Açılan davada bir hâkim firarda olması nedeni ile dosyası ayrılmış, diğer hâkimin yargılaması yapılmıştır. Tamamlanan yargılama sonucunda Yargıtay savcısı mütalaasında çok şaşırtıcı bir şekilde “Suç tarihi öncesi ve sonrasında, MİT tarafından kod ismi kullanılmak suretiyle tedbir talep edilmesinin ve mahkemelerce de bu talebin yasaya aykırı da olsa kabulünün yerleşik bir uygulama olduğu anlaşılmaktadır” gerekçesi ile beraat kararı verilmesini istemiştir. Bu mütalaayı dinlediğim yer Yargıtay binası idi, okuyan hukuk fakültesi mezunu, üyeler hukuk fakültesi, ben hukuk fakültesi mezunu, sanık hâkim hukuk fakültesi mezunu idi.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Yargıtay Savcısının bu akıl almaz hukuk, yasa tanımaz mütalaasına rağmen, sanık hâkim hakkında “görevi kötüye kullanmak” suçundan ceza verdi. Bu karar ve yargılama süreci günümüz Türkiye’sinin yargı yolculuğunun fotoğrafıdır. Mevcut siyasi güce göre şekillenen yargı sisteminde Hâkim ve Savcılar Kurulu yasaya aykırı dinleme kararlarına yaptığım şikayetler hakkında olumsuz karar verirken, yeni siyasal güç döneminde yasaya aykırı dinleme kararı veren iki hâkim hakkında soruşturma izni vermiştir. 3. hâkim için ise hiçbir farklılık olmamasına karşın bu izni vermemektedir.

Bugün gene HSK AYM kararını yok sayarak Anayasa’ya direnen hakimleri kayırmaktadır, yaptığım başvurularda Anayasa’ya direnen hakimler için işleme koymama kararı vermektedir. Ama unutulmamalıdır ki işlenen bir suç cezasız kalmaz, kalmayacaktır.”