’Biz doğarken mağduruz’

Bitimsiz bir sektördür mağduriyet.
Siyasetin eline düşünce mazlum ve mağdur edebiyatı artık bir ‘tür’ oluşturacak kadar yekûn tuttuğunu görmek bu nedenle şaşırtıcı olmasa gerek.

Erdoğan’ın son şansı

Önce ‘kritik bir kulis’ bilgisi ile başlayalım; son dönemde Erdoğan’ın ‘yakın çevresi’nden, ‘çok güvendiği isimler’den ABD’ye gelenler muhataplarına ‘enteresan Türkiye analizleri’ yapıyorlar.

Ey kavmim…

Ahmet Altan’a saygıyla…
Ey kavmim…
Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin… Dönüp de bakmazsın ölülerine. Lut kavminden de değilsin sen, hazdan olmayacak mahvın. Acıyla karıldı harcın ama acıya da yabancısın.

Sri Lanka, şiddet ve Müslümanlar!

Geçtiğimiz Pazar günü Hristiyanların kutsal günü olan Easter’da Sri Lanka’da bazı Kiliselerde, otellerde ve alışveriş merkezlerinde intihar saldırıları oldu.

Zindanda bir bardak çayın bedeli

15 Temmuz’un hemen sonrası emniyette zorla gözaltında tutulan on binlerce masumdan biriydim. Ağır şartlar altındaki nezarethanede diğer dava arkadaşım gibi günlerce ifademin alınmasını bekledim. 2-3 metrekare yerde 8-10 kişi kalıyorduk.

İyi ki doğdun Yakup Saygılı

Bundan 46 yıl önce, 17 Nisan’da Berlin’de güzel bir bahar günü. Gurbetçi bir ailenin nur topu gibi bir erkek çocuğu Dünya’ya gelir. Ezan okurlar kulağına, dua ile de adını Yakup koyarlar. Ay gibi güzel ve yüce gönüllü manasına gelir Yakup. Hiç şüphesiz tamda ona yakışan bir isim.

‘İnsan kaybederek, neyi kazanacaksınız?’

Meşhur ve malum hikayedir, bilirsiniz. Çölde, devesiyle yorgun argın yol almaya çalışan bedevinin, yolunu keser bir yolcu. Çok aç, susuz ve bitkin bir haldedir. Bedeviyi görür görmez, önüne atlar ve “Ne olur birazcık su!” der. Bedevi, yardım etmek için devesinden aşağı iner.

Kadınlara musallat olan dinbazlar çağı

‘Biliyor musunuz’ diyordu Cahit Zarifoğlu, ‘Ben bu çağdan nefret ettim/Etimle kemiğimle nefret ettim. Genç sayılır bir yaşta ölmüş olmasaydı ve bugünleri görseydi sanıyorum şiirini şöyle değiştirirdi. Ben bu çağdan tiksindim/Etimle kemiğimle, bütün hücrelerimle, iğrendim…

Dostun attığı gül

Dostun vefa bilmediği, düşmanın zulümden usanmadığı bir devirde yaşıyoruz ve bu, birkaç yüzyıldan beri devam ediyor. Ne eşkıyalar azaldı, ne de biz bir araya gelebildik. Geçen bu kadar zaman içinde, hâlâ ayakta isek, bu kesinlikle Allah’ın lütfundan başka bir şeyle izah edilemez.

Ekonomi seçim iptalini kaldırmaz

Bütün veriler ve birkaç sene ötesine dair tahminler gösteriyor ki Türkiye’yi kasıp kavuran krizde en kötüsü henüz geride kalmadı.

Dava adamı, soğan ve Çırağan

Erdoğan önceki gün Önder İmam Hatipliler Derneği Genel Kurulu’nda konuştu:
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 13.3 milyon TL destek olduğu dernek. İstanbul halkı haberi olmadan AKP’ye bağlı bu ideolojik derneği finanse etmiş.

Bir isimsiz kahraman: Ümmü Umare

Tarih, nedense daha ziyade erkeklerin tarihi. Tarihçiler arasında da kadına pek rastlanmaz maalesef. Özellikle İslam tarihi bu açıdan en bahtsızlar sınıfındadır. Halbu ki, bu azizlerden aziz olan dava, erkeklerden daha ziyade belki kadınların omzunda yükselmiş, neşv ü nema bulmuştur.

Hocaefendi’nin Risale-i Nur’lara Vurulması

Fethullah Gülen Hocaefendi, Erzurum'da okuduğu sırada, halini tavrını beğendiği ve zaman zaman gidip görüşmek istediği terzi Mehmet Şergil hakkında Murat Paşa Camii İmamı'ndan bazı olumsuz şeyler duymuştu. 

Emine Hanım’ın mutfağında kriz yok!

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, nam-ı diğer “Damat Berat” Türkiye’de “temenniler manzumesi” diye zerre kadar kale alınmayan sunumu bu defa okyanus ötesine taşıdı.

Erdoğan’ın dostu İslamcı diktatör El Beşir

Tayyip Erdoğan’ın samimi dostu Sudan Cumhuriyeti başkanı diktatör Ömer Hasan Ahmed El Beşir devrildi. 30 yıldır ülkesini inanılmaz büyük bir baskı ortamında, adeta demir yumrukla yönetiyordu. 1993 yılından beri hakkında uluslararası yakalama kararı vardı.

Zindana açık mektup: Hakkını helal et bacım!

Bazı zamanlar vardır ki kelimeler kifayet etmez duyguları anlatmaya. Ne söylerseniz söyleyin hep eksik kalır. Öyle bir an yaşadım geçen hafta. Kelimeler kırık dökük de olsa ifade etmek en iyisi galiba. Bir hanımefendi müvekkilim aradı. Eşi yaklaşık iki yıldır cezaevinde. İki kız çocuğuna hem anne hem baba olmak mecburiyetinde. Evin tüm yükü omuzlarına binmiş. Kendi de “Terör örgütü üyeliği”nden ceza almış.

“Brad ve Billy’e iletilsin, Çok Gizli”

Benim gözümden kaçmış.

Bir okurumun ‘şu videoyu gördün mü?’ uyarısı üzerine fark ettim. Benzerlerine sosyal medyada sıklıkla rastladığım, tek kelime ile ‘iğrenç propaganda videoları’ndan birisiydi.

Çocuklarınız sizden utanacak

Uyuşturucu Baronu Zindaşti’nin kızını öldürten İlhan Ünğan Bağdat Caddesi’nde karısı ve çocuğuyla kahvaltı yaptıktan sonra arabasına binerken öldürüldü. Kırmızı Bültenle aranan İlhan Ünğan’ın öldürüldüğü gün Meriç’te kaybolan 21 yaşındaki Mahir Mete Kul’un cesedine ulaşıldı.

Mahir Mete Kul’un hikâyesi

Yazmam lazım! Yazmalıyım! “Nice koçyiğitler yere serilir; ölene ağlama ey dost, yarın bizimdir”. Hayır! Yüz bin kere hayır! Yarınlar değil, bugün bizim olmalı, bugün için mücadele etmeli. Bugünü güzelleştirmeli, bugünü “güzeltmeli”. Çünkü yarına ertelenen mutluluklar, iyilikler, sevdalar, hayaller, amaçlar, idealler, her şey, ama her şey, esasında gerçekleşmeyeceğine olan inancı besler, onu kuvvetlendirir istediğimiz her şeyin. Var olmak da dâhil buna! Var olmak! Ölmemek, sağ kalmak!

Onlarla iftihar ediyorum

“Döner yine Kenân’a kaybolan Yûsuf, üzülme

Üzüntüler kulübesi gül bahçesi olur bir gün, üzülme

Dönmese de felek bizim arzumuzca iki gün

Sizin hiç eviniz öldü mü?

Arkanızda, yaslandığınız dağınızı yıktılar mı?

Siz hiç evsiz kaldınız mı? Issız, kimsesiz, babasız kalmış gibi…

Derin soru: Neden şimdi?

Seçim manipülasyonlarının alayı serbest iken…

Sandıklar, seçim kurulları basılırken…

Seçimler üzerine birkaç not

Bu seçimlerle ilgili çok şeyler söylenebilir.

Çatlaklar belki gizlenir ama yamanmaz. Her engebede derinleşir.

Erdoğan Batı başkentlerinde de kaybetti

Yaklaşık 5 yıldır Washington’dayım ve bugüne kadar Türkiye konulu sayısız toplantı izledim. Amerikan yönetimini ve yönetime yakın kaynakların referans noktalarını, analizlerini ve geleceğe dair projeksiyonlarını görme imkanı buldum.

Demek ki diktatör değilmiş!

Dün anladık ki Recep T. Erdoğan diktatör değilmiş. Devletin sahibi değil sadece bir muvazzafmış. Yani mal sahibi değil mal sahibinin atadığı bir genel müdürmüş. Genel Müdürlükteki yetkilerini hunharca ve haddi çok aşan zalimane bir şekilde kullandığı için uzaktan bakınca diktatör zannediliyormuş.

Please publish modules in offcanvas position.