Gök ekinler bir bir biçilirken…

Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm

Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi

Yunus Emre

Gencecik bir öğretmen… Henüz 30 yaşında. Gencecik bir kadın…. O da 30 yaşında. Ufacık bir oğlan çocuğu… Henüz iki yaşında.

Suçsuz suçlular

Bir yandan af tartışmaları, diğer yandan bir şüpheli ölüm haberi daha düşüyor ekranlarımıza…

15 Temmuz efsanesini çökerten rapor

15 Temmuz danışıklı ve kurgu darbe girişiminin dayandığı sütunlar birer birer yıkılıyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘Rabbin lütfu’ tanımının gerçeği yansıtmadığı, aksine epey bir beşer emeği harcandığı anlaşılıyor. 15 Temmuzla ilgili iki önerme temel sütun olarak kayıtlara geçmişti.

İffet abideleri sizden hesap soracak

Önemli fıkıh eserlerinden ”Mültekâ”nın şerhi Mecmaü’l-Enhur adlı eserin sahibi Muhammed b. Süleyman, “Damat Efendi” lakabıyla meşhur olmuştur. Sebebi de şudur, bu iffet âbidesi delikanlı, talebelik döneminde bir gece yarısı, mum ışığı altında ders çalışmaktadır. O esnada kapısı çalınır.

Namazın sırası mı şimdi?

Bizim siyasal İslamcı tayfa enteresandır.

Radikaldirler. Din ile alakalı en ufak bir olayda hemen ön plana atlar, protestolar düzenler, tepki gösterirler.

Aynı vaatlerle 7 seçim kazanma mucizesi!

Son yıllarda ülkede yaşanan tuhaflıklardan dolayı pek çok şeye olduğu gibi atasözlerimize olan güven de yitirildi. Hayatın gerçekleri hiç de atasözlerinde dile getirildiği gibi değilmiş. Ne “eşek bile düştüğü çukura bir daha düşmez” sözünün bir gerçekliği varmış meğer, ne de bazıları tarafından hadis diye de rivayet edilen “insan olan aynı delikten iki defa sokulmaz, ısırılmaz” sözünün.

Muhalefet, kazanacağı bir seçimin sonrasına hazır mı?

Türkiye’deki siyasi partilerin ve grupların eskiden üstesinden gelmeleri gereken sadece seçimler vardı. Partiler güçleri, kabiliyetleri, halka erişimleri oranında propaganda yapar, onlarda bir etki yaratır ve sonuçlarını sandıkta almayı umarlardı. Adaletsizlikler, eşitsizlikler o zamanlar da vardı var olmasına ama tek bir partinin ve liderinin seferber ettiği devlet ve kamu imkanlarına açıktan sırtını dayadığına pek şahit olunmazdı.

Dolar ve Egokrat

Dolar su sayacı gibi hareket ederken bu seçimde bir kez daha göreceğiz bunu…

Süfyaniyet çağına Hendek’ten bakmak

Ne çok bugüne dair Hendek. Ne çok bize dair…

Gayz ve nefrette yekâhenk, “kimi bilmem ne belâ,” her çeşit düşmanın hücumunu durduran, meşru bir savunma hattı.

Titanik’in güvertesinde son senfoni!

“Yılan bize dokunmadıkça bin yaşasın” diye bir atasözümüz varken uyanmalıydık aslında. Nemelazımcılığın şahikası bir kültürün üzerinde oturuyoruz maalesef.

Yolun sonu…

Hikâyenin farklı versiyonları olmakla birlikte en bilineni Nasrettin Hoca’ya atfedileni. Hoca günün birinde damdan düşer. Yardıma koşup ne olduğunu soranlara cevabı ise ders niteliğindedir: “Bana damdan düşmüş birini bulun, halimden o anlar.”

Trend gülü aydınlar

Avrupa’nın bir numaralı kupasında 7. kez finale çıkmayı başaran Liverpool futbol kulübü, “Türkiye’nin bir takımı olsa ve bu başarıları bu ülke takımıyken yapsa ne olurdu” diye hep sorarım kendime. 5 kez Avrupa’nın en büyük takımı olmuş, 6.sı için yeniden sahaya çıkacak olan, üç kez UEFA kupası 3 defa Avrupa’nın süper kupasını müzesine götürmüş Dünyanın en kariyerli kulüplerinden birisi olan Liverpool bir Türk kulübü olsaydı ülkenin en az yüzde yetmişi bu takımı tutuyor olurdu. Oysa İngiliz takımı Liverpol, kendi kentinde bile vasat bir premier ligi takımı olan Everton’dan daha az taraftara sahip.

Hizmet'in göçü ve Yusuf Aleyhissselam...

Ülkeler arası ve kıtalar arası beyin göçleri hep olmuştur. Eğer bu beyin göçleri iyi yönetilemezse, önce beyin felçleri başlar sonra da beyin ölümleri gerçekleşir. Eğer beyin göçleri için güzel bir yol haritası ve iyi bir yönetme olursa, bunlar faydaya dönüştürülebilir. Beyin rönesansı yaşanabilir. Toplumlar, bilhassa kıtalar arası beyin göçleriyle dünya vatandaşı olabilirler. Her şey fırsatlara çevrilebilir…

Süreç ve ‘önden giden atlılar’

Bahar ne kadar büyükse bedeli o kadar büyük ve ağır oluyor. Tam bir hazan mevsimindeyiz. En iyiler, en seçkinler gök kuşağı çalınmış kınalı bir koç gibi art artda Allah’a yürüyor. Güzel bir sözdür: “Vefakar savaşçıların istirahat zamanı çabuk gelir.” Öyle oluyor. Güzel insanlar güzel atlara binip bir bir gidiyor. Hangi vefat edenin veya şehit olanın geçmiş hayatına baksanız gözleriniz kamaşıyor. Mazileriyle şehadete yürüyor gibiler.

Kırk Haramiler

Her ne kadar anlatının özden önemli olmadığını bilecek kadar rasyonel olsam da, söylemin bazen olgunun önünde olduğunu bilecek kadar deneyimliyim. Bunu 19 yaşına kadar Türkiye’de yaşamış olmanın birikimi olan sosyalizasyona borçlu olduğumu söylememin, birçokları için Türkiye’ye yönelik bir aşağılama olarak algılanacağının farkında olmama karşın, dokuz köyden kovulmayı yine göze alarak gerçekleri deşifre etmeye devam demeyi seçiyorum.

Bire bin kazandıran hazine: Teravih Namazı

Bir Ramazan akşamı cami imamının kapısını çalmış gençler.

— Hocam, demişler. Teravihe gelmek istiyoruz ama yatsıdan biraz sonra dünya kupası maçı var. Yetişebilir miyiz?

Hüzün padişahtır ve Ramazan uzun yoldan gelir

Tablo ağırdı. Musa’nın hükmüne razı olmayanlar, Firavun’un tahakkümüne mahkum, hallerinden gayet de memnun, şuursuz ve kalpsiz yaşayıp gidiyorlardı. Unutmayı seçenler hatırlamayı da unutuyor, mazisiz ve belleksiz kaldıkları için hamasetle idare ediyorlardı.

Malezya hırsızının ibret verici hikayesi…

''Necib Razak gibi hırsızlar çaldıkça onurlarını kaybederler. Düştüklerinde zaten onurlarından eser kalmamış olur. Ne kadar değersiz hale geldikleri düştükleri an, ayan beyan ortaya çıkar. Rezil, rüsvay olma günleri başlar.''

Yüzbinler kıymetinde bir Ramazan yaşamak için…

Şükürler olsun ki bir Ramazan’a daha kavuştuk. Elbette son üç beş senedir Ramazan’lar yüzbinlerce insan için çok farklı bir zeminde ve atmosferde yaşanıyor. Kiminin zindanına ışık, kiminin gurbetine sıla oluyor Ramazan. Mazlumiyetler ve mağduriyetler ağında nurdan bir helezon gibi, kırık kalplere rahmetin yağmasına vesile kutlu bir zaman dilimi aynı zamanda. Bunu Rabbimizin bize en büyük armağanlarından saymak ve O’na biraz daha yaklaşmaya, kendimizi O’na ifade etmeye ve kulluk denen yüce payeyi vicdanımızda hissetmeye vesile kabul etmek gerekir.

Anneleri ne çok üzdünüz ey hakimler!

İnsanı insan yapan üzerindeki cübbesi, makamı, mansıbı, parası, gücü, iktidarı değil, merhameti, hoşgörüsü ve vicdanıdır. Vicdanı olmayanın insanlığından ya da adaletinden bahsetmek beyhudedir.

ŞABAN: RAMAZAN’A HAZIRLIK AYI

İnsanların gündemi yeteri kadar dünyevî iken meraklı ve heyecanlı yeni gündemlerle zihinler uhrevî ve ebedî meşguliyetlerden uzaklaşıyor. Çok sevaplı ibadet mevsimi olan Üç Ayların ilki Receb’i bitirip Şaban ayına girdiğimiz halde yaratılış gerekçesi olan ibadet ve duaya yeteri kadar yer veremiyoruz. Her şeye rağmen bugün Şaban ayının faziletlerini ve yapılacak ibadetleri işleyeceğiz.

‘MEĞER ONUN DA DİZLERİ TİTRİYORMUŞ!’ BU BELKİ DE SON SEÇİMDİR

Seçimler seçim olmaktan çıkınca seçmenler de işi makaraya sardı. 24 Haziran açıklanalı beri “Çocuklar inanın, inanın çocuklar, güzel günler göreceğiz, güneşli günler” tadında duygu patlamalarından ziyade insanların mizaha vurduğu, dalga geçtiği bir sath-ı maile girdik.

Not: Cemiyetimiz pilavlıdır

Hatırlarsınız sünnet davetiyelerinin vazgeçilmez ibaresiydi başlıktaki. Halen yazılıyor düğün mahalledeyse.

Üç Aylar

Karşılaşılan durumların, davranışları, tecrübe ve bilgi birikiminden daha çok etkilediğine dair durum teorileri var.

Please publish modules in offcanvas position.