Majestelerinin sülükçüsü!

Majestelerinin sülükçüsü!

Biz bu köşede bazı şeyleri aktarıyoruz ya, kimi zaman “abartıyorsunuz” tepkisi alıyoruz okurlardan. Kimsenin “yalan söylüyorsunuz” dememesi de güzel bir şey elbette ama inanın abartı filan yok.

Belki başka başka alanlarda alakasız gibi görünen mevzuları alt alta koyunca ortaya çıkan tuhaflık öylesine bir gerçeküstü manzara arzediyor ki, okuduklarına inanmak istemeyebiliyor insan!

Fotoğraftaki bu genç adamın ismi Emre Nur.

Kendisi Ayvalık Ali Çetinkaya Ortaokulu’nda öğretmendi.

Aslında her gün kahveye, okeye takılan, arada bir bira içen seküler hayat yaşayan biriydi Emre Hoca.

Ancak bir süre sonra psikolojik sıkıntıları başladı.

Ve bir gün şöyle bir dilekçe yazıp istifa etti mesleğinden.

Açıkçası bugüne kadar pek milyonlarca öğretmen, milyonlarca gerekçe ile mesleğinden istifa etmişti ama hiç kimse kıyamet kopacak gerekçesiyle işletmemişti istifa müessesesini.

Arkadaşları kıyametin kopacağını nereden öğrendiğini sordular merakla. Şu cevabı verdi:

“Rüyamda okeye döndüm ve siyah 11 ile okey attım. 11 Kasım’da Tarık yıldızı dünyaya çarpacak ve kıyamet kopacak…”

Normalde acilen ruh doktoruna görünüp, psikiyatri kliniğine yatırılması gereken bir hasta olan Emre Nur’u televizyona çıkardılar.

Show TV onunla röportaj yaptı hem de 11 Kasım akşamından kısa süre önce.

Öyle bir şey olmadı tabi…

12 Kasım günü kendine unvan olarak “Hz” seçen Emre şunları söyledi:

“Arkadaşlar dün gece sabaha kadar cennet tepesinde dualarıma karşılık veren Allah’ım bize ikinci şans verdi. Yeni gelen vahiy de 12.12.2018 e kadar gemi yapmamı söylüyor. Büyük tufan kopacak küresel bir kasırga ile gelecek ve bu son şansımız bana inandığınız için sizleri seviyorum…”

Ve kısa süre öncesine kadar matematik öğretsin diye çocuklarımızı emanet ettiğimiz bu genç adam evinin içinde bir gemi yapmaya başladı.

Gemi dediğime bakmayın, mini bir ‘taka’ idi bu aslında…

Dik dur eğilme!

Ülkenin genel olarak savrulduğu akıldışılığın bir örneğiydi Emre Nur…

Enflasyonu önlemek için soğan depolarını basanların ve bunu bizzat Cumhurbaşkanının ciddiyetle takip ettiği bir sürecin yaşandığı ülkede, her hafta kıyametin kopmasını beklemek sıra dışı bir beklenti değildi belki de…

Hatırlıyor musunuz bilmem?

Portakal bıçakladığımız, turpları ısırdığımız, dolarları yaktığımız bir dönemde Hacamat ve sülükçüler de yedi düvele meydan okuyan ‘Reis’in yanında yer alıp aslanlar gibi korumuşlardı ülkeyi!

15 Temmuz’da tankların egzozuna fanila tıkayan bir milletin fertleriydik nihayetinde…

Öyle bir ülke ki, ne yana dönsek bir cevher, ne tarafı eşsek bir delilik fışkırıyordu.

Mehmet Karalı ismini duymamışsınızdır muhtemelen.

Kendisi bir profesör.

Aslında önlisans mezunu bir tekniker.

Nasıl profesör olmuş meçhul.

Ama şimdilerde Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı…

İşte bu uzay fakültesi dekanı aynen şu cümleleri kullanabildi geçtiğimiz günlerde:

“İLAN EDİYORUM, Aile hayatına yönelik bazı politikaları YANLIŞ buluyorum. İyi bir çocuk yetiştirmek, iyi bir ev hanımı olmak Bakan yada Başkan olmaktan veya Başarılı! bir iş kadını olmaktan çok daha elzemdir. Yerel seçimde hiç bir Kadın Belediye Başkanı Adayına OY VERMEYECEĞİM.”

Ne tarafından tutarsanız tutun, akıl ve bilim dışılığın, sakilliğin ve cehaletin bu kadar yüceltilmesi akıl alır gibi değildi şüphesiz.

Hani tam da “TÜBİTAK’a başkan olacak kişi” şeklinde düşünürken internet ortamına bir kartvizit düştü…

Türkiye’nin içine yuvarlandığı cinnet gayyasının muazzam bir izdüşümüydü bu örnek.

Mesleği, kariyeri hakkında kimsenin hiçbir şey bilmediği, kerameti kendinden menkul bir ‘bacımız’ kendine kartvizit bastırmıştı.

İktidara yakın çevreler bu hanım kızımızın hacamat ve sülük alanında uzman olmaktan başka bir yeteneğinin olmadığını söylüyordu.

Anlaşılan Emine Hanım kendine danışman olarak bir hacamatçıyı seçmişti.

Yakında Emre Nur öğretmen de Saray’a bilim ve teknoloji, gemi, mühendislik danışmanı olup, kartvizit bastırırsa kimse şaşırmasın!

e-max.it: your social media marketing partner

Please publish modules in offcanvas position.