Adaletin kör gözü!

Adaletin kör gözü!

Kimliğine bakıp pozitif ya da negatif ayırımcılık yapmadan herkesin hukuk önünde eşit olmasına adalet diyoruz.

Uluslararası metinler, anayasa ve bütün kanunlar bu birincil gayeyi emrediyor. Onun için yargıcı temsil eden heykelin gözü bağlı. Türkiye’de ise adaletin gözünü kör edip üzerine mil çektiler. Mankurtlaştırılmış ve basit tetikçiye dönüşmüş bir yargı düzeni hakim. Mafyanın raconu var, bizim adliyenin o bile yok.

Yurt dışı yasağı tam da gerçekten lazım olmuştu!

Aynı zaman dilimine denk gelen iki basit örnek yetiyor berbat tabloyu özetlemeye. Metro Turizm’in sahibi cinayete azmettirme suçundan aldığı müebbet hapis cezası Yargıtay’da onanınca yurt dışına kaçtı. Bu suçlamayla mahkum edilmiş adamın tahliye edilmesi ve yurt dışı yasağı gibi tedbirler konulmamasının sebebi buydu herhalde. İçli köfte yapıp burs veren yaşlı teyzeler, yeni doğum yapmış lohusa kadınlar tutuklu yargılanıyor. Ama cinayetten ceza alan Galip Öztürk “FETÖ bana kumpas kurdu” piyangosundan yararlanıp tahliye oldu.

Geçen haftalarda annesiyle birlikte yurt dışına kaçak yollardan çıkmak zorunda kalan üç yaşındaki bir çocuğun hikayesini dinledim. Babası yüzünden pasaport alamadığı için komando talimini andıran bir seyahatle ülkeyi terk etmiş. Fakat cinayet hükümlüsü Galip Öztürk elini kolunu sallaya sallaya kaçmış. Hem de kararın çıktığı gün; herhalde kuşlar haber vermiştir!

Vicdanlar da kör!

Sadece adaletin gözü değil vicdanlar da kör. Meriç’te ailesiyle birlikte boğulan çocukların haberini ‘FETÖ’cü nitelemesi ve kaçmak fiiliyle veren medya cinayet hükümlüsü için alabildiğine nazik bir üslup kullanıyor. Yurtdışına çıkmak, ülkeyi terketmek gibi kelime seçimleriyle kendilerini ele veriyorlar. Ne de olsa yerli ve milli bir iş adamından söz ediyoruz; öldürttüğü faninin lafı mı olur!

İster istemez kıyas yapılıyor…

İkinci hadise de en az Öztürk örneği kadar dramatik; 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarından sonra tutuklanan emniyet müdürlerinden Ali Fuat Yılmazer’in avukat kızı Rabia Yılmazer 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Gerekçe  savunma için hukuki destek ve avukat tutmak için para toplamak. Daha doğrusu bir hukuk bürosundan diğerine para aktarmak. Doğal olarak Ergenekon davaları akla geliyor ve kıyaslama yapılıyor. Sanık Dursun Çiçek’in avukat kızı Irem Çiçek, babasını hem mahkeme salonlarında hem de medyada sonuna kadar savundu. Kimse onu tutuklamayı aklından bile geçirmedi.

Balyoz ve Ergenekon sanıklarına açıktan savunma için para toplandı; hatta Genelkurmay Başkanlığı maaşlardan kesinti yaparak fon oluşturdu. Ayrıca bir hukuk bürosu başka bir hukuk bürosuna bu iş için neden para aktarsın? Ancak yakalanmak için yapılır böyle bir aptallık. Aynı sektörde çalışan iki firmanın ortak projelerinden kaynaklı alışveriş olma ihtimali yüksek. Kuzuyu yemek için uydurulan kurt bahanesi olduğu çok sırıtıyor. Kanunlarımız birinci derece yakınlara tanıklıktan çekinme hakkı bile veriyor. Kızı ve avukatı olarak babasını savunması, ona hukuki destek bulmaya çalışması en doğal ve kanuni hakkı. Bir genç kızın söz konusu hakkı kullandığı için cezalandırıldığı yerde hukuktan ve adaletten söz edilemez.

Kavili’ye verilen destek, başkalarından esirgeniyor

Bu arada avukat Ömer Kavili tutuklandığında sesini yükseltenlerin şimdiki dut yemiş bülbül sessizliği umut kırıcı. Daha önce de yazmıştım; Kavili, her türlü desteği fazlasıyla hak ediyor. Avukat hakları konusunda yılmaz bir savaşçı ve demokrat bir hukukçu. Ancak ona gösterilen hassasiyet ve dayanışma Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve birlikte yargılandığı meslektaşlarından esirgeniyor. Aynı şekilde bir derneği ya da okulu savunduğu için tutuklu yargılanan yüzlerce avukat bulunuyor.

Cem Garipoğlu’nu savunan baro sessiz!

15 Temmuz’dan sonra savunma hakkının engellenme girişimlerini raporlayan Arrested Lawyers 593 avukatın tutuklu olduğunu belirtiyor. 196 avukata da hapis cezası verildi. Soruşturma geçiren avukat sayısı ise 1546. İddianame ve mahkumiyet kararlarında savunma görevi suç olarak sayılıyor. Kız arkadaşını parçalayan Cem Garipoğlu’nu savunan Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, avukatın müvekkile isnat edilen suçla irtibatlandırılmasına karşı çıkmıyor bile. Sahi Feyzioğlu’na katile hukuki destek sağlamaktan dava açılsa nasıl olur!

 
e-max.it: your social media marketing partner

Please publish modules in offcanvas position.