Kelebek Misali ‘ZAMAN’

Kelebek Misali ‘ZAMAN’

Makedonya’da 25 seneden beri basılı yayın hayatına devam eden ZAMAN MAKEDONYA gazetesi bundan sonra basılmayacak. Bu kararı gazetenin açıklamasından öğrendim. Üzüldüm. Sebebi ne olursa olsun fikir bayrağımız olan ZAMAN’ın Makedonya semalarında dalgalanmaya basılı olarak da devam etmesini isterdik. En azından internet ortamında faaliyete devam edilecek olması da biricik tesellimiz. Belki de daha hayırlı olanı budur.

Fakat bir çeyrek asır iyi dayandı.

Nice badireler atlatıldı bu uğurda.

Nice emekler verildi. Nice gönüllü insanın esnafından talebesine oradan öğretmenlerine varana dek her kesimin emeği vardır ZAMAN gazetesinde.

Köy köy dolaşıldı ZAMAN’ı anlatmak ve abone yapmak için. Adeta her abonesi gönüllü birer havari gibi çalıştı.

Kar demediler kış demediler. Camilerin önlerinde standlar açıldı. Buz gibi soğuklarda genç havarilerinin standların başında aşkla şevkle bir duruşları vardı ki bunları benim unutmam mümkün değildir.

İnsan beline kadar varan karda dükkanların, caddelerin tek tek dolaşıldığını bilirim.

Abone yapmak istediğimiz insanların bazıları, belki de bu işten büyük paralar kazandığımızı düşünüyorlardı.

‘Kuyumculuk yapan bir gönüllü, dükkan dükkan dolaşıp abone yapıyorsa mesleğinden daha fazla kazanmalı ki bu işi yapsın’dı.

Ama gönül, ah gönül! Biz bu işe bi kere gönül vermiştik arkadaş.

Para almak ne demek! Abone yaptıklarından parasını vermeyen bazılarının dahi paralarını ödeyen destanlık kahraman kardeşlerim vardı.

Ben onlarla bir müddet ZAMAN için sokak sokak dolaştığımdan ötürü kendimi şerefli sayarım, bahtiyar addederim.

Bu hususla alakalı bir iki misal arzetmek isterim.

Bir dostum Kırçova’nın bir yolundan karşıdan karşıya geçerken araba çarpıyor, küçükten bir kaza oluyor.

Dostum az sarsıldıktan sonra üstünü başını temizliyerek yok bir şey diyor. Arabasıyla vuran şöför; “abi doktora götüreyim”.. yok diyor.. “biraz para vereyim” diyor yok diyor ama cebinden ZAMAN abone koçanını çıkaran dostum, “istersen ZAMAN’a abone olabilirsin.” diyor.

Abone parasıyla kurtulduğundan dolayı adam belki de seviniyor. Seviniyor ama öbür taraftan araba çarptığında bile abone yapmayı düşünen dostumun ruh halini, kalitesini, düşünce dünyasının zenginliğini anlayabiliyor musunuz?

Bir marangoz dostumu da sokakta abone yaparken gören esnaf arkadaşları soruyor; “Sen geçenlerde bize geldin, evimize binlerce euroluk mutfak dolapları yerleştirdin. Şimdi elinde gazete dükkan dükkan dolaşıp abone yapmaya para kazanmaya çalışıyorsun.

Sen daha çok kazandığın halde gazete satmaya nasıl muhtaç kaldın?” O da diyor ki “mutfak dolaplarını kendim için satıyorum, bu işi de Allah için yapıyorum..”

Kendi köyünün abonelerini bana uğrayıp götüren bir gönül dostum daha vardı.

Yirmiden fazla aboneyi köyüne götürüp abone olanlarına gönüllü olarak ulaştırıyordu. Ağzı var dili yok daima yüzü gülen bir zattı.

Gazetenin ulaşmasında çeşitli aksaklıklar olduğunda dahi onların kızmalarına darılmazdı. Çaktırmazdı.

Kesinlikle bu dağıtımdan veya ulaştırma işinden dolayı da para almazdı. Çünkü zaten köyünün marketini çalıştıran bir esnaftı. Bu dostum kısa bir ZAMAN sonra vefat etti. Kanser olduğunu öldükten sonra öğrendik. Meğer kanser hastası olduğunu kimseye söylememiş. Bildiği halde söylememiş. Kanser hastası her an öleceğini bilen bir insanın gazeteye bir ibadet neşvesi ile sahip çıkmasını Allah öbür tarafta mükafatsız bırakmaz inşallah. Yüzünün tebessümü, gazeteyi alırkenki tatlı hali hala gözümün önünden ayrılmıyor.

Tüm bu badireleri atlatarak bu günlere gelen ZAMAN gazetesinin yayın hayatına internet ortamında devam edecek olmasını tırtılın kelebeğe dönmesi olarak görüyorum.

Kozasını yırtıp delen tırtıllar gibi ZAMAN Gazetesi, internet ortamında daha hür ve daha serbest olarak kelebekler misali uçacak ve düşünce dünyamızı fikir atkılarıyla örmeye devam edecektir.

İnşaallah!

e-max.it: your social media marketing partner

Please publish modules in offcanvas position.