Trump’ın Erdoğan ile görüşmeleri açıklanırsa!

ANALİZ | ADEM YAVUZ ARSLAN, WASHINGTON Tr724

Amerika Başkan Donald Trump’ın azil tartışmalarına kilitlendi.

Demokratlar Trump’ın azli için gerekli olan prosedürleri resmen başlattı ve önümüzdeki iki hafta hayli yoğun geçecek. Başkan Trump ise skandalın ortaya çıktığı günden bu yana agresif açıklamalar yapıp seri tweetler atıyor.

Tartışmalar hayli hararetli ve kapağı açılan dosyalar sadece Amerikan iç siyaseti ile sınırlı kalmayacak gibi. Daha şimdiden Trump’ın Rusya lideri Putin, Suudi Prensi MBS ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmelerin de ‘suç unsuru taşıyıp taşımadığı’ tartışılmaya başlandı.

Nitekim Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi Başkanı Adam Schiff Trump’ın Putin başta olmak üzere bazı ülkelerle yaptığı görüşmelerin dökümünün ortaya konması gerektiğini söyledi.

Shciff bu konuda yalnız değil. Çok sayıda senatör ve ABD medyasının etkili isimleri Başkan Trump’ın ‘suç unsuru taşıyabilecek konuşmaları’ndan bahsederken Rusya ile birlikte Türkiye’yi de sayıyor.

TRUMP’IN SÖYLEMLERİ BİR YERDEN TANIDIK GELİYOR 

Malum olduğu üzere Trump’ın azli tartışmaları başkanlığının ilk gününden bu yana gündemde.

Özel yetkili savcı Mueller soruşturması sırasında ortaya çıkan bilgiler, belgeler ve yakın ekibine açılan davalar sırasında da bu konu gündeme gelmiş ama Demokratlar ‘sonuca ulaşmaya yetecek malzeme yok’ diyerek düğmeye basmamıştı.

Ancak Trump’ın Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy’i 2020  seçimlerindeki muhtemel rakibi Joe Biden’ın itibarını sarsacak bilgi bulma ya da üretmeye yöneltmesi iddiası bardığı taşırdı. Demokratlar azil sürecini başlattı ancak mevcut yasalar ve ABD Kongresi’ndeki siyasi dengeler Trump’ın azlini mümkün kılmıyor. Çünkü azil uzun ve karmaşık bir süreç. Temsilciler Meclisi’nde Demokratlar ağırlıkta ama ‘Yüce  Divan’a dönüşecek olan Senato’da Cumhuriyetçiler çoğunlukta.

Halen 57 Cumhuriyetçi ve 47 Demokrat Senatör var. Ayrıca Temsilciler Meclisi’nin aksine Senato’da üçte iki çoğunluk yani 67 oy gerekiyor.

Peki durum bu kadar net iken Demokratlar ne yapmaya çalışıyor, Trump neden gergin ?

Demokratların yaptığı aslında bir nevi ilkesel bir hareket. Çünkü Demokratlar azil sürecini başlatarak hukukun üstünlüğü hatırlatması yapmış olduklarını söylerken “ Eğer Kongre bu skandala tepki göstermezse , bu başkanın ya da gelecekteki başkanların anayasayı ihlal etme konusnuda kendilerini serbest hissetmelerine neden olur” diyorlar.

Demokratların bir diğer amacı da Trump’ın enerjisini ve zamanını harcamak.

Çünkü azil sürecindeki bir başkan tüm enerjisini ve konsantrasyonunu bu konuya harcayacak. Hatta bu süreç öyle yıpratıcı ki Başkan Clinton’un son iki yılı bu tartışmalarla geçmişti. Clinton oradan geçen 20 yıla rağmen hala o dönemin gölgesinde yaşıyor.

Demokratların ne yapmak istedikleri ortada.

Ancak Başkan Trump’ın skandal başladıktan bu yana yaptıkları, söyledikleri tuhaf. Biraz da şüpheleri büyütüyor. Şurası net; Trump Ukraynalı mevkidaşından ‘hukuksuz-etik olmayan’ bir şeyler istemiş. Bu konuşmayı inceleyen hukukçular ‘suç unsuru’ taşıdığını söyleyince sistemden çıkartılmış ve konunun üstü kapatılmış.

Yani ortada ‘bir şeyler’ var.

Ancak bu veriler Trump’ı azle yeter mi? İşin teknik ve hukuki boyutu yanında kamuoyu açısından da yeterli değil. Eğer yeni skandallar ya da bu skandala dair daha büyük suç unsurları çıkarsa belki kamuoyunun algısı değişir.

Gelelim Trump’a.

Başkan Trump skandalın ilk gününden bu yana biz Türklere çok tanıdık gelen bir söylem ve eylem içinde. Önce iddiaları reddeden Trump daha sonra ‘yaptımsa ülkem için yaptım’ boyutuna geçti.

Kendisine karşı komplo kurulduğunu, darbe yapıldığını iddia etti.

Tıpkı 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet skandalı sonrası Erdoğan’ın yaptığı gibi ‘beka’ meselesini ortaya attı. Sonra bir adım daha öteye gidip “Kendisinin görevden alınmasının ülkede iç savaş benzeri bir kırılmaya yol açacağı” yönündeki bir yorumu Twitter’dan paylaştı. Başkan Trump ‘savaş’ vurgulu bir video hazırlayıp 65 milyondan fazla takipçisi olan Twitter hesabına sabitledi.

Trump skandalın başından bu yana aralıksız tweet atıyor.

Bulduğu her fırsatta mikrofonlara Demokratlar ve ihbarcı hakkında yorumlar yapıyor. Son olarak bütün gücüyle ihbarcının kimliğini tespite çalıştıklarını söyledi. Trump’a göre ihbarcı bir ‘vatan haini’.

Tıpkı Erdoğan’ın yaptığı gibi yandaş medyası ile algı çalışmalarına girişti. Trump’ın ‘bana komplo kuruyorlar, mağdur edildim’ stratejisi şimdilik işe yaramış gözüküyor çünkü anketlere göre Cumhuriyetçilerin ezici bir çoğunluğu azil sürecine karşı. Toplum ikiye bölünmüş halde. Ancak ortaya yeni bilgi belge çıkması halinde azil isteyenlerin oranının yükseleceği kesin.

Neyse ki Amerika Türkiye gibi değil. Başkan polisleri ve savcıları görevden alıp tutuklatamıyor, medyaya el koyup propaganda aracına dönüştüremiyor. Fakat 17 Aralık sürecini Türkiye’de yaşamış bir gazeteci olarak bugün Washington’da izlediğim azil tartışmaları bende ‘dejavu’ hissi uyandırıyor.

TURPUN BÜYÜĞÜ HEYBEDE İSE 

Bu noktada herkesin kafasında temel bir soru var; Acaba Trump neyden korkuyor? Yoksa turpun büyüğü heybede mi?

Zira meclis yapısı ortada ve Trump’ın azli imkansıza yakın. Ancak yüce divan aşamasında ortaya kimsenin reddedemeyeceği bir şeylerin çıkması ihtimali Trump’ı endişelendiriyor olabilir. Tabi bu bahis yani ‘Trump’ın kirli çamaşırları’ ortaya dökülmeye başlarsa nelerin gün yüzüne çıkacağını kestirmek zor.

Trump’ın agresif tavırları ve azil sürecine dair tepkisi şüpheleri büyütüyor. Soru işaretlerini büyüten diğer nokta ise ‘görüşmelerin içeriği’ne dair demeçler. Zira Ukrayna lideri Zelenskiy Reuters’e yaptığı açıklamada ses Trump ile yaptığı görüşmenin kaydını yayınlamayı düşünmediklerini , görüşmenin içeriğinde “bazı nüanslar ve yayınlanmasının bile doğru olmayacağın düşündüğüm bazı şeyler var” dedi.

Bu ifade şüpheleri büyütürken bir başka açıklama dünyanın öbür ucundan; Avustralya’dan geldi. Avustralya hükümeti Trump’ın Mueller tarafından yürütülen Rusya soruşturmasına ilişkin Avustralya Başbakanı Scoot Morrison’dan yardım ettiği yönündeki iddiaları doğruladı.

Gerek Avustralya gerekse de Ukrayna liderlerinin Trump’ın ‘uygunsuz isteklerini’ doğrular açıklamalar yapması Demokratları daha çok motive etmiş durumda. Başkentin tecrübeli isimleri başkan Trump’ın özellikle Rusya ile olan görüşmelerinin peşine düştü. Açıklanması istenen görüşmeler listesinde Suudi Prensi MBS ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan da var.

Türk Amerikan ilişkilerinin durumu, Rahip Branson krizi, Fethullah Gülen’in iade talebi, 15 Temmuz, Suriye ve İsrail gibi konuların Trump ile Erdoğan arasındaki konuşmalarda geçtiğini düşünürseniz söz konusu kaydın ne kadar hayati olduğunu görmek mümkün.

Bu noktada şu hatırlatmayı yapmak lazım; Trump ile Erdoğan arasındaki görüşmelerin kayıtları yayınlanmasa bile mevcut durum Türkiye ABD ilişkilerini etkileyecektir. Trump’ın Erdoğan’a mesafe koyması kaçınılmaz gözüküyor.

SKANDALDAN DERSLER 

Azil tartışmaları daha uzunca bir süre gündemi meşgul edecek.

Soruşturma aşamasında ortaya çıkan bilgi-belgeler yeni soruşturmaların kapısını da açabilecek. Ancak bu noktada bir adım geriye çıkıp yaşananları dışarıdan bir gözle izlemekte fayda var.

Çünkü ABD tecrübesi gösteriyor ki sistemin gücü ‘denge-kontrol mekanizmaları’ndan geliyor.

Trump gibi sıradışı bir isim başkan olsa bile güçlü kurumlar ve başka sigortalar var. Bürokrasi siyasetçiyi değil hukuku takip ediyor. Meclis bağımsız ve denetim mekanizması olarak etkili. Medya ise ayrı bir güç merkezi ve her şeyi didik didik ediyor.

Hal böyle olunca ABD Başkanı da olsanız ne hakimi savcıyı polisi gazeteciyi tutuklatabiliyor ne de herşeyin üstünü örtebiliyorsunuz.

Please publish modules in offcanvas position.