“Yer yerinden oynar ya bunlar farkında değil ya” [Yazı Dizisi -2]

Tr724 ÖZEL | ADEM YAVUZ ARSLAN

Yazı dizisinin bu bölümünde devlet ihalelerine giren işadamlarından toplanan milyonlarca dolar rüşvetin trafiğine bakıyoruz.

Referansımız soruşturma evrakları, fezlekeler ve bir kısmı internette olan telefon kayıtları.

İşadamları, bürokratlar ve siyasiler arasında dönen telefon görüşmeleri yoruma ihtiyaç bırakmayacak kadar açık.

O yüzden 25 Aralık operasyonunu detaylarının tarafların ‘ağzından’ izlemeye devam ediyoruz.

‘BU İŞİ HALLEDECEKSİNİZ KARDEŞİM’

Erdoğan, Turkuvaz Medya’nın alınması için gerekli olan parayı toplama işini Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a vermiştir ama bizzat takip etmeyi de sürdürür.

17 Eylül 2013  

Saat 12.47

Mehmet Cengiz ile Nihat Özdemir telefondadır. Özdemir Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde Erdoğan ile yaptığı görüşmeye dair Cengiz’i bilgilendiriyor.

Köşk’te Başbakan da vardı.  Çağırdı görüştü benle bilgin olsun sana bilgi vereyim tamam. Mehmet Cengiz’e söyle dedi bu işi halledeceksiniz kardeşim

Cengiz “ Demedin mi ki adam evine yattığı yok yav bir şey deseydin ona yav” diye cevap veriyor. Özdemir ise Erdoğan’a ‘bu işi bitirmek için Singapur seyahatini iptal ettiklerini’ anlattığını Cengiz’e anlatıyor.

17 Eylüldeki bu görüşme , 25 Ağustosta Rize’de yapılan görüşmenin devamı niteliğinde. Her iki görüşmede de Erdoğan sürece bizzat dahil olarak satın alma ve devir işlerini birinci elden takip ediyor.

BİLAL ERDOĞAN DA DEVREDE 

28 Ekim 2013.

Saat 13.04 

Mehmet Cengiz ile Bilal Erdoğan görüşmektedir.

İnternette bulunabilen ses kaydına göre Mehmet Cengiz Bilal Erdoğan’a “Yanlız Bilalcim Beyefendi ile konuş beni üzüyor gözünü seveyim bana gene kapris yapıyor la ben ben şimdi Cemal Bey onu konuşuyordum ya” diye şikayette bulunur.

Bilal Erdoğan ise “ ya şu şeyi bu son meseleniz daha herkes bitirmemiş işini” şeklinde fırça atmaktadır.

Cengiz “onu oo öyle o o işi toparlıyorum ben şimdi Cemal Bey’le beraberim ben” “ben bu işi birebir takip ediyorum” diye cevap veriyor.

17 Eylül 2013 tarihine geri gidelim.

O tarih çok önemli. Nihat Özdemir Çankaya Köşkü’nde Erdoğan ile görüştükten sonra saat 17’de Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın danışmanı Ömer Sertbaş, işadamları Mehmet Cengiz, Nihat Özdemir ve Celal Koloğlu Limak Holding’in Ankara ofisinde toplantı yapıyorlar.

Aynı gün Mehmet Cengiz (Saat 13.43) Orhan Cemal Kalyoncu ile görüşerek “Ben Ankara’ya geldim de biz ben ıı kalıyorum Beyfendi kal dedi. İşte bir konu var ya o malum konudan dolayı kalıyorum ben de onun için. Nihat da kalıyor”  diyor.

İşadamları Erdoğan’ın talimatı ile Ankara’da Bakan Binali Yıldırım’ın koordinasyonunda toplantı yapıyorlar. Erdoğan hem damadı hem de bakanı üzerinden süreci yönetmesine rağmen bizzat devreye de giriyor.

İşadamlarının kendi aralarındaki telefon görüşmeleri de toplantının içeriğini teyit ediyor.  İşadamları kendilerine önerilen plandan hoşnut değiller ama çıkış da bulamıyorlar.

18 Eylül 2013

İşadamları Mehmet Cengiz, Nihat Özdemir ve Celal Koloğlu Turkuvaz Medya Yöneticisi Serhat Albayrak ile toplantı halindedir.  Meyda grubunun naylon şirket üzerinden Erdoğan ailesine devrine dair çalışmalar sürmektedir.

O sırada Hong Kong’da olan Orhan Cemal Kalyoncu’yu arayarak Ömer Faruk Kalyoncu ile acilen Türkiye’ye dönmelerini söylerler.

18 Eylül 2013

Saat 11.25 

Mehmet Cengiz ile Orhan Cemal Kalyoncu görüşmektedir.

Mehmet Cengiz Kalyoncu’ya “ya sen akşam binip gelebilir misin. Faruk kalsa da sen gelsen veya ikiniz de gelin” diye toplantının önemini vurgulamaktadır.

Telefonu Nihat Özdemir alır.

Özdemir “ Cemal sen Mehmet’i bırak oraya zaten senin oğlun bu işlerden şey oluyor ya sen Faruk’u al” “bak ben kızıyorum Mehmet ben gelmedim Mehmet iptal etti demek ki bi burda bi olay var” “sen anladın meseleyi sen anladın” “bir çözüm yolu da bulduk ama senle ikinize ihtiyacımız var iki ee Cemal ve Faruk’a tamam” “Şu anda İstanbul’dayız ben de Celal de Mehmet Cengiz’le burdayız biz” diyor.

Bu konuşmadan 45 dakika sonrası

Saat 12.01 

Bu kez Berat Albayrak ile Orhan Cemal Kalyoncu görüşmektedir.

Kalyoncu Albayrak’a “ee haber verdiler dön dediler” derken Albayrak “evet evet döneceksiniz herhalde konuşacaksan bir an önce gelirsin o zaman” diye cevap verir.

Albayrak’ın gelişmelerin her aşamasından haberdar olduğu görülmektedir.

18 Eylül 2013

Saat 12.04 

Ankara’daki toplantı bitmiştir.

Celal Koloğlu ile Naci Koloğlu görüşmektedir.

Celal Koloğlu “ Eğer bir şey olmazsa çözüm bulundu. Onların (Kalyonculardan bahsediyor) o şeyinin yüzde 10 içerisinde biz üçlü olarak alacağız o bedele” şeklinde bilgilendirme yapıyor.

Konuşmanın devamında Naci Koloğlu bazı teknik konuları soruyor.

“ÇOK ACAYİP SIKIŞTIRIYORLAR”

Şirket devri vb konularda yeni vergi doğması ihtimalini hatırlatıyor.

Celal Koloğlu ise  “doğabilirse de ona taahut edicez diyecez ki ilerde çıkarsa ödeyecez onda öyle geçirecez yapacak başka çaremiz yok yapacak bir şey yok da şimdi bunu çok için çok sıkıştırıyorlar ha şu acayip sabah şey oldu çok acayip şey var ya bende kişiler vardı çok acayip sıkıştıyorlar” devamında “şimdi zaten öbür şey de haber verilecek Binali Bey’e dedik ki o gün şeye haber verilsin krediler şey olsun diye onun için zaten” diyor.

Bu noktada bir daha duralım.

Konuşmalarda iki nokta öne çıkıyor.

Birincisi rüşveti aklama formülü. Üçlü olarak tanımlanan Cengiz-Limak-Kolin’in verecekleri yüzer milyon dolarlık rüşvetin transferi için rüşvet aklama formülü geliştiriliyor.

Plana göre İstanbul Havalimanı Konsorsiyum’unda birlikte oldukları Kalyon Grup’un bu ortaklıktaki yüzde 10 hissesini, 300 milyon karşılığı Cengiz-Limak-Kolin’e devredecektir. Böylece üçlünün vereceği 300 milyon dolarlık rüşvet, hisse devri bedeli gibi gösterilerek legal görünüme sokulacaktır.

Ancak ortada gerçek bir satış yoktur.

Ancak bu formülde iki sorun vardır: birincisi konsorsiyumdaki yüzde 10 hissenin tekrar Kalyon Grup’a nasıl aktarılacağı ve bu kağıt üzerindeki naylon satıştan doğacak vergi sorunu.

Bu noktada Tayyip Erdoğan-Bilal Erdoğan telefon görüşmesine bakalım.

18-19 Eylül 2013 tarihli görüşmelere göre Bilal Erdoğan babasını rüşvet aklama formülü hakkında bilgilendirmektedir:

 “Öbür konu da bu şöyle bir şey oldu, Serhatların meselesinde, paranın ödenmesiyle ilgili. Bu Serhatların meselesinde diyorum, paranın şeylerden, bu satın alacak kişilerin parayı ödemesi konusunda formül arıyorlardı.

 En son şöyle bir formül çıkmış, şeydeki ihaleyi alan konsorsiyumdaki %10’luk hisseyi diğer ortakların satın alması karşılığında parayı ödeme formülü bulmuşlar” “Burdaki tek şey hani, 300 Milyon’u Kalyon’a ödüyorlar, %10’unu alıyorlar, Kalyon’un konsorsiyumda %10 hissesi kalıyor, buradaki tek şey daha sonra ona verecekleri…” 

“Ya işte formülü bulamamışlar, bu formulü bulmuşlar. parayı nasıl ödeyeceklerine dair. Bu yani resmiyette böyle yapılıp daha sonra bir şekilde onun geri gitmesi lazım ama, ona çalışıyorlarmış herhalde bugün”

 “o 300 Milyon’un bir şekilde ödenmesi konusunda hani sıkıntı şu, adamlar hadi diyelim parayı verdiler, orayı satın almak suretiyle verdiler, daha sonra…”

“ORADAKİ TİLKİLİĞİ BİLİYORUM BİLAL” 

Bilal Erdoğan’ın açıklamaları Erdoğan’ı çok tatmin etmemiş olacak ki “ Hayır yani, hayır şimdi onun şimdi, o yüzde 10’u 300’e niye alıyorlar ? Gerçekçi bir alım filan falan olayıysa, o zaman onlara çok daha fazla bir rakam da yüklenebilirdi” diyor.

Bilal Erdoğan ise “Ha yüklenebilir ama güya gerçekçi alım değil yani” derken Erdoğan “Tabi ki gerçekçi bir alım değil tabi, çünkü o 300’den fazla eder. 300 nereden çıktı 300. Oradaki tilkiliği de biliyorum da onun için söylüyorum. Oradaki tilkiliği biliyorum da onun için söylüyorum.” Diyor.

Bilal Erdoğan tekraren “Bir gerçek satış gibi görmüyorlar, sadece paranın şeye resmi girebilmesi için diyorlar yani” diyerek naylon şirket devrini tekrar etmektedir.

Bu görüşmeler Turkuvaz Medya’nın gerçek sahibinin Erdoğan ailesi olduğunu bir kez daha göstermektedir.

RÜŞVETİ DE ZİRAAT BANKASI’NDAN ALIYORLAR 

Turkuvaz Medya olayında verilecek rüşvetler de Ziraat Bankası’ndan kredi olarak temin ediliyor. Ziraat Bankası’nın işadamlarına uygun şartlarda kredi vermesi görevini de Erdoğan dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a vermiştir.

18 Eylül 2013

14.42

Mehmet Cengiz- Celal Kuloğlu görüşmektedir.

Binali Yıldırım başkanlığındaki toplantıdan çıkan Mehmet Cengiz Ziraat Bankası’na gitmektedir.

Mehmet Cengiz “şeye gidiyorum şimdi Hüseyin Bey’e” derken  Koloğlu’nun “ben de bakayım tamam abi ondan sonra öbür işler de sen hiç şey etme abi ben Bakan üzerinden şey bana aittir sen hiç merak etme ne iş yapacaksak ordan ben gider konuşur” dediği görülmektedir.

Aynı gün 

Saat 15.57 

Mehmet Cengiz- Nihat Özdemir görüşmektedir.

Cengiz “Şimdi Hüseyin Bey’in yanından çıktım” derken Özdemir “tamam Hüseyin Bey, tamam mı o iş “ diye sorar.

Cengiz “tamam tamam” diye cevap verir.

Cengiz hemen ardından 16.33’te Binali Yıldırım’ın danışmanı Ömer Sertbaş’ı arar.

Cengiz görüşmeye dair bilgilendirmektedir ve “Hallettim o işi şimdi ordan çıktım geldim. Beyefendiye söylersin” diye konuşur.

Cengiz’in bilgilendirme turu devam etmektedir. Serhat Albayrak’ı arayıp Ziraat Bankası CEO’su Hüseyin Aydın ile yaptığı görüşmeye dair içeriği paylaşır: “ Ziraat’e gittim o konuların hepsini çözdüm” diye konuşur.

Ancak Ziraat Bankası’nda krediler istenilen hızda çıkmayınca işadamları panikle Binali Yıldırım’ın danışmanı Ömer Sertbaş’ı arayarak araya girmesini talep eder.

Sertbaş “konuyla ilgileneceğini” söyler.

FORMÜL DEĞİŞİYOR 

İşadamları Nihat Özdemir, Mehmet Cengiz, Celal Koloğlu, Orhan Cemal Kalyoncu ve danışman Ömer Sertbaş’ın katıldığı anlaşılan 20 Eylül 2013 tarihli bu toplantıyla, daha önceden rüşvet transferini saklamaya yönelik geliştirilen ‘Hisse Devri Formülü’nden vergi ve geri ödeme sorunları nedeniyle vazgeçilerek ‘Resmi ve Gayri-Resmi Ödeme Sistemi’ geliştirilmiş ve her bir işadamı için rüşvet teslimatına dair takvim belirlenmiştir.

Vergi-kayıt sorunu nedeniyle hisse devri formülü tatbik edilememiştir.

Bu nedenle bazı işadamlarının rüşveti direk Çalık Holding’e nakit olarak teslim etmek suretiyle gayri resmi (kayıt dışı) ödeme sisteminin kullanıldığı anlaşılıyor.

Bunun için Turkuvaz Medya’nın Zirve Holding’e devri gerçekte 700 Milyon Dolar olmasına rağmen resmiyette 300 Milyon Dolar gösterilmiş.

Zirve Holding’ten Çalık Holding’e banka transferi yoluyla gerçekleşen 300 Milyon Dolar’lık resmi (kayıtlı) ödeme, O.C.Kalyoncu, Koloğlu ve Özdemir tarafından verilen 100’er Milyon Dolar’dan sağlanmış. Gayri resmi (kayıt dışı) ödemeler ise Cengiz, Özaltın, Çeçen, Çebi ve Tivnikli’den sağlanan paralarla gerçekleşmiş.

OTOPARKTA 5 DAKİKALIK GÖRÜŞME 

İşadamları bürokratlar ve Erdoğan ailesi arasında yoğun bir görüşme trafiği sürmektedir. Berat Albayrak ile Cemal Kalyoncu acil olarak görüşmek için randevulaşırlar.

O kadar acil bir konudur ki Albayrak “bir beş dakika görüşsek, Altunizade de bir yerde görüşürüz 2 dakika. Mabeynin otoparkında 5 dakika görüşürüz” diyor.

Nihat Özdemir, Mehmet Cengiz, Celal Koloğlu, O.Cemal Kalyoncu ve Ömer Sertbaş toplantı halinde iken Nihat Özdemir’in personeli Engin Eren’i arayarak bilgi alış verişinde bulunduğu görülmektedir.

Tarih: 20.09.2013 

Saat:14.19 

Nihat Özdemir – Engin Eren görüşmesi

Özdemir “havaalanı yapmakta olan şirkettir diyecez burdaki hissesini satış vaadi sözleşmesi ile rehin alarak 300 Milyon Dolar karşılığında alıyoruz diye bir model geliştirdik” “orda sıkıntı Faruk’a parayı çıkmak için bir sistem var onun için” “bak bak bu satış bu satış gerçek bir satış değil tamam, paranın ödenmesi için normal bir operasyon tamam” diye izleyecekleri yolu tarif ediyor.

Şirket çalışanı Eren ise önerilen yolun hukuken sıkıntılı olduğunu yapmamaları gerektiğini söylüyor. Özdemir ise ısrarlı: “sabahtan beri çalıştık ama tek çıkar yol bunu bulduk Engin” 

Toplantı sürerken Niha Özdemir ile Engin Eren arasında başka görüşmeler de yapılıyor. Özdemir üzerinde çalıştıkları formüle dair teknik sorular soruyor, Eren ise yasal ve teknik açıdan sıkıntıları dile getiriyor.

Fakat Nihat Özdemir’in şu sözleri her şeyi ortaya koyuyor “

“bu satış gerçek bir satış değil paranın ödenmesi için normal bir operasyon” 

TAM SAHA PRES

İşadamları kendi aralarında görüşme yaparken ‘çok yukarılardan’ yakın markaj da devam etmektedir.

20 Eylül 2013

Saat 16:45

Erdoğan’ın özel kalem müdürü Hasan Doğan ile Mehmet Cengiz görüşmektedir.

Hasan Doğan “Mehmet abi bir sıkıntı var mı ? “ diye soruyor. Cengiz ise “Yok yok da bu ee bir görev verdi onu çözmeye çalışıyoruz” cevabını veriyor.

Devamında Doğan bir daha soruyor :  “bu televizyonda sıkıntı yok değil mi abi” 

Cengiz ise “ ben hallediyorum oo 15 gündür onunla uğraşıyoruz bir aa 1.5 aydır onunla uğraşıyoruz ya bu konuda” “bir görev bi bir görev vermiş bana onunla uğraşıyorum onun için aradım” 

Hasan Doğan ise aldığı cevaplardan memnun bir tonda “sağol abicim bir ihtiyaç bir sıkıntı olursa haberim olsun abi” diyerek görüşmeyi sonlandırıyor.

BERAT’TAN “HALA BİTMEDİ Mİ?” FIRÇASI 

20 Eylül 2013

Saat 19:30 

İşadamları hisse devri formülünü sıkıntılı buldukları için Resmi-Gayri Resmi Ödeme Sistemi geliştiriyorlar. Cemal Kalyoncu gelinen noktayı Berat Albayrak’a iletiyor.

Albayrak ise “Ya hala bitmedi nedir bunlar ya?” diye tepki gösteriyor.

Kalyoncu’nun cevabı ise ortamı yatıştırmaya yönelik : “ sıkıntı yok da sistemde bir sıkıntı var onu bir konuşmam lazım senle” diyor.

Bu görüşmeden 15 dakika sonra:  19.49  

Mehmet Cengiz ve Ömer Serttaş görüşüyor.

Cengiz “yarın son yüzde 99 bitti de yarın tamam bi ufak filan şey var o da biter herhalde” diyor.

Görüşmenin devamında hisse devri formülünden vazgeçildiği, yerine resmi ve gayri resmi ödeme sisteminde mutabık kalındığı ve ödeme takviminin iş adamlarına tebliğ edildiği şekliyle kaldığı kararlaştırılıyor.

Hemen akabinde, 5 dakika sorası.

Bu kez Nihat Özdemir ile Ömer Sertbaş görüşüyor.

Özdemir “Ben Bakan Bey’e, meseleyi çözecekler yani, merak etme tamam” diye bilgi veriyor. Sertbaş ise “şey mi ee takvim aynı takvim mi ?” diye soruyor. Özdemir ise “takvim aynı takvim” dedikten sonra Sertbaş “ben o zaman öyle bilgi verecem” diyerek konuşmayı sonlandırıyor.

Devir işlemine çok önem veriliyor ve dört bir koldan takip sürüyor. İşadamları sürecin koordinatörlerinden Ömer Sertbaş’a ‘tamam’ haberi yolladıktan sonra Sertbaş’da Binali Yıldırım’ı arayıp bilgilendiriyor.

TÜRKİYE YER YERİNDEN OYNAR YA BUNLAR FARKINDA DEĞİL YA’

İşadamları illegal bir iş yaptıklarının farkındadırlar. Ancak Erdoğan’a ve Binali Yıldırım’a karşı bir şey diyemezler. Kendi aralarında yaptıkları konuşmalarda karşılaşacakları riskleri dile getirirler.

Bir gün sonrası. 21 Eylül 2013 saat 11.25 

Mehmet Cengiz ile Nihat Özdemir görüşüyorlar. Bu kayıt halen internette mevcut. Özdemir durumdan çok şikayetçidir:

“Ya ben var ya ben cenaze gibiyim” 

Rüşvet paralarının toparlanma sürecine dair tartışmaları yapan iki işadamından Cengiz ilgili rakamın 20-25 günde ancak toparlanabileceğini söylüyor.

Özdemir ise işlenen suçun ağırlığından olsa gerek “ Türkiye’de yer yerinden oynar ya yer.. bunlar farkında değiller ya” diyor. Cengiz de benzer bir psikolojidedir: “yani öyle kızmışım ki yani var ya bir anda restte çekebilirim yani anam avradım olsun o haldeyim yani o haldeyim yani”

İşadamları adeta kıvranıyorlar. İşlenen suç, istenen para ve yapılan illegal işlerin ağırlığının altında ezilmişlerdir.

Aynı gün. Saat 12.49 

Bu kez telefonda Cemal Kalyoncu ile Nihat Özdemir var. Özdemir Kalyoncu’ya ‘ödeme planı’na dair ayrıntıları aktarıyor.

Özdemir “Sen bizim verdiğimiz ödeme planına ki Mehmet bey diyor ki öteki sistemde olursa benim ki uzar diyor biliyor musun. Bizim ki de biliyorsun nereye bağlı anladın mı nereye bağlı olduğunu “ diye konuşuyor.

Kalyoncu konuyu bildiği için “Biliyorum , biliyorum” diye cevap veriyor. Bahsi geçen olay Ziraat Bankası’ndan geçmesi gereken krediler.

24 Eylül 2013 

İşadamı Celal Koloğlu ile Binali Yıldırım’ın özel kalem müdürü Ömer Sertbaş görüşüyor.

Sertbaş daha önce kendisi tarafından hazırlanıp işadamlarına dağıtılan ödeme takvimini soruyor: “Takvim yanında mı o takvim”.

Koloğlu ‘yanımda yanımda’ diyor.

İkili takvim üzerinde belirlenen paraların ödeme durumunu değerlendiriyorlar. Görüşmelerden açıkça anlaşılan bir şey var, rüşvet takvimi bizzat Ömer Sertbaş tarafından takvime bağlanıp bakan Yıldırım’a verilmiş oradan da işadamlarına dağıtılmış.

SON NOKTA MALATYA’DA KONUYOR 

Turkuvaz Medya grubunun devrine dair çalışmaların sonuna geliniyor. Son noktayı koymak için hazırlıklar yapılırken Erdoğan Malatya’ya gidiyor.

22 Eylül 2013.. Yer Malatya. 

Nihat Özdemir bir gün öncesinde işadamı Celal Koloğlu ile görüşüyor.

Saat 15.55 

Özdemir “Ben yarın gidecem Malatya’da raporu verecem hallolldu bitti diye” şeklinde konuşuyor.

Özdemir 22 Eylül Pazar günü Malatya’da Erdoğan ve medya grubunu satacak olan Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalıkla buluşuyor.

Bu buluşmadan iki gün öncesi.

Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan görüşüyor.

Bilal Erdoğan “ Bu Serhatların paranın şeylerden, bu satın alacak kişilerin parayı ödemesi konusunda formül arıyorlardı. En son şöyle bir formül çıkmış, şeydeki ihaleyi alan konsorsiyumdaki %10’luk hisseyi diğer ortakların satın alması karşılığında parayı ödeme formülü bulmuşlar”

 “Burdaki tek şey hani, 300 Milyon’u Kalyon’a ödüyorlar, %10’unu alıyorlar, Kalyon’un konsorsiyumda %10 hissesi kalıyor, buradaki tek şey daha sonra ona verecekleri”

 “Abdurrahman’la da görüştüm baba. Ben dedi yani bana ne görev verilirse yaparım dedi. Peki öz kaynak olarak… “Gürsoy” “Öz kaynak olarak nedir dedim durumunuz. Bu Vialand’da dedi biz 350 Milyon Liralık bir harcamanın altına girdik dedi, işte 100 Milyon Avrosu borç dedi, ondan sonra, öz kaynak olarak şu an eksideyiz ama dedi, biz dedi, şey varsa dedi bir borç falan finansman yoluyla girilirse dedi ben bilançom yettiğince altına imzamı atarım dedi, çekinmem dedi. Ondan sonra, sonradan şöyle bir şey düşündü, bunların o Kandilli Grubu diye gidip geldikleri bir şey vardı” 

“Kandilli Grubu var ya baba. Hüseyin Doğan’lar, Vahap Küçük’ler falan filan” “Ya dedi ben bunlara gitsem dedi, özellikle bu Vahap Küçük’ün duruşunu beğeniyorum filan dedi, para olarak da çok iyi durumda adam dedi. Ondan sonra da Başbakan kimleri uygun görürse onlara hani şu ATV’yi alalım gibi bir şeyle gitsem dedi, onlar bana finansman sağlayabilir dedi. Böyle bir şeye nasıl bakarsınız yani? Mesela o diyelim Abdurrahman Gürsoy, yatırım holdingi de, yatırım şirketi de kurmuş. O yatırım şirketi olarak tek başına %25’ini alacak olsa, finansmanın da o eksikten sağlanır” diyor.

Erdoğan ise cevaben “ Neyse, ben onları, bu hafta Vahap’ın evinde yemek yiyeceğiz Malatya’da” diyerek Malatya toplantısı hakkında bilgi veriyor.

R.Tayyip Erdoğan “Pazar Günü galiba Vahap’ın Doğanşehir’deki evinde yemek yiyeceğiz, böyle bir arzusu oldu” demesi üzerine Bilal Erdoğan oldukça uzun bir izahata başlıyor: “Ona da bakayım babacığım da. Şey, yani 4,5 Milyar TL cirosu vardı bu sene diyor. %20 … var diyor. Adam aşağı yukarı 1 Milyar kazanmış bu geçen sene

Erdoğan araya giriyor ve “ Bakalım gerekirse kimseyi şey yapmadan Vahap’la görüşebiliriz” diyor. Bilal ise “Yani Abdurrahman’ı sen finanse et, ondan sonra hesaplaşırsınız denebilir yani”diyor.

Diyalog çeşitli senaryolar üzerinden devam ediyor.

R.Tayyip Erdoğan “Bakarız onlara. Ona da belki gerek kalmaz. Ayrıca onu bir konuşuruz” derken, Bilal Erdoğan’ın “Tamam babacım. Yani bu %75’in o hisse konusunda bir şeyiniz var mı bilmiyorum” diyor.

R.Tayyip Erdoğan oğlu Bilal’i de Malatya’ya çağırır : “Şimdi, sen gel de” “Malatya’da onla onu konuşmamız uygun olmayabilir, sen hiç tanıştın mı?” “Hem tanışmana vesile olur. Malatya’nın arkasından bir gün şey yaparız, hemen hafta içi Vahap’la bir görüşürüz veya orada ona bir fısıldarız veya Abdurrahman fısıldar, bir şey yaparız” dediği, Bilal Erdoğan’ın “Tamam babacığım, ben Malatya programına bakayım, gelebilirsem gelirim” dediği görülüyor.

Bu görüşmelerin özeti şu: Turkuvaz medyanın yüzde 75lik kısmının devriyle ilgili işadamlarının geliştirdikleri formüller değerlendiriliyor.

Kalan yüzde 25’lik kısmın devri için Abdurrahman Gürsoy ve Vahap Küçük isimli işadamlarından para toplanabileceği değerlendiriliyor.

Görüşmeler Turkuvaz Medya’nın devrinin kimin emir ve talimatları doğrultusunda gerçekleştiğini, medya grubunun gerçek sahibinin kim olduğunu ve işadamlarından bu konuyla ilgili nasıl para toplandığını açıkça ortaya koyuyor.

Devam edelim.

23 Eylül 2013 Malatya toplantısından bir gün sonra. 

Saat 13.11. 

Mehmet Cengiz ile Nihat Özdemir telefonda.

Nihat Özdemir “görüştüm ya görüştüm dün görüşmemiz oldu. Hallettik ama çok yorulduk dedim. Memnun oldu ‘tamam abi sizinki iki hafta bitirecez dedim iki haftada işlemi bitireceğiz dedim. Memnun oldu durum bu abi” diye konuşuyor.

SIRA RÜŞVETLERİ TOPLAMAYA GELİYOR 

Önceki bölümlerde yer alan görüşme ve yazışmalarda görülebileceği gibi vergi-kayıt sorunu nedeniyle hisse devri formülü tatbik edilemediğinden bazı işadamları rüşveti Çalık Holding’e direk nakit olarak gönderiyor.

Sistem şu şekilde işlemiş:

İşadamları Kalyoncu, Koloğlu ve Özdemir’den alınan 100’er milyonluk rüşvetler resmi ödeme sistemi içinde kullanılmak amacıyla Kalyon Grup’a ait Zirve Holding’e ulaştırılmış.

Faruk Kalyoncu ise bu rüşvetleri yönetim kurulu başkanı olduğu Zirve Holding’e aktararak kendi yasal geliri gibi göstermiş. Bunun için de aile şirketi olan Kalyon Grup’a ait hisselerini devrettiğini iddia ediyor.

Rüşvetler bu şekilde aklandıktan sonra paralar peyder pey Çalık Holding’in hesamına resmi ödeme olarak geçiyor. Toplamda 300 milyon dolar Çalık Holding’in Aktif Bank’ta ki hesabına geçiriliyor. Kayıt dışı ödemelerle birlikte devir 700 milyon dolar olarak gerçekleşiyor.

Böylece devir işlemleri tamamlanmış oluyor.

ZIRHLI ARAÇLAR MEKİK DOKUYOR

İşadamlarından toplanan rüşvet paraları sözkonusu şirketlerden Aktif Bank’a bankanın zırhlı araçları ile taşınıyor.

24 Eylül 2013.

Saat 18:39 

Mehmet Cengiz- Orhan Cemal Kalyoncu ile görüşmektedir.

Mehmet Cengiz paraları yollamak için hazırlık yaptığını söyledikten sonra “Beyfendi bir şey dedi mi ?” diye soruyor.

Kalyoncu ise “şeyle konuştum eee işte bir biran önce olsun diyorlar” “süreci hızlandıralım diyorlar yani süreci hızlı yapalım diyorlar”

Görüşmeden de anlaşılabileceği gibi, ‘Beyfendi’ süreci yakından takip etmekte ve devrin bir an önce yapılmasını istemektedir.

27 Eylül 2013

 Saat 09.22 

Mehmet Cengiz-Ömer Faruk Kalyoncu ve Hayrettin Özaltın görüşmektedir. (Kayıt halen internette mevcut)

Cengiz : “Parayı hazırladın mı onu söyle o zaman sen he Faruk bey yanımda da. Ya senin paran azdır da kardeşim biz bir şey değil ki ya biz 100 veriyoruz

Özaltın : “Ya şeyde nasıl göstereceğiz kayıtlarda nasıl göstereceğiz ?”

“BEN 100’Ü AÇIKTAN VERİYORUM YA”

Cengiz : “kayıta bakacağız da a…. koyayım kaydının ya.. Ben şimdi 20 teslim ediyorum da bana hepsini istiyor bu bankadan çekelim oraya ya şimdi Faruk Bey de yanımda da o da kalmış böyle ya.. Ya seninkini 20 milyon da karıştırma Allah’ını kitabını seviyorsan ya, ben 100’ü açıktan veriyorum ya”

Özaltın: “ee tamam abi önümüzdeki hafta ben de veririm abi ya Çarşamba” 

Telefon görüşmelerinde de açıkça görülebileceği gibi Cengiz 100 milyon doları banka üzerinden değil gayri resmi olarak ‘açıktan’ vermektedir.

Söz konusu telefon görüşmesi güvenlik birimlerinin takibindedir. 8 Ekim 2013’te sevkiyat için anlaşılır.

Polis kameraları kayıttadır.

7 Ekim 2013 

Saat 12.50 

Mehmet Cengiz ile Ahmet Çalık görüşmektedir.

Cengiz “Ahmet Abi o şeyi yarın bana 10’da gönderebilir misin. Arabayı arabayı.. yarın 10’da.” 

Bu görüşmeden 10 dakika sonra Serhat Albayrak Mehmet Cengiz’i arar.

Mehmet Cengiz Serhat Albayrak’a ulaşamadığını bu yüzden Ahmet Çalık’ı arayıp arabayı istediğini anlatır. Cengiz para transferi için zırhlı araç istemektedir.

Aynı gün akşam üzeri 18.02 

Cemal Kalyoncu ile Mehmet Cengiz taşınacak paranın miktarını konuşurlar.

Kalyoncu “yarın şey almaya gelecekler ya o sen araba senin oraya gelsin” derken Cengiz “ikisini 60 60 yapıyorlar 30” diye cevap veriyor.

Kalyoncu rakamı netleştirmek için “ ikisi 60 hepsi hepsi 60 abi” diyor.

RÜŞVETİN FOTOROMANI 

Mehmet Cengiz’in para sevkiyatlarına dair görüşmeleri, söz konusu ödemelerin Cengiz ile Çalık arasındaki herhangi bir ticari faaliyete dayanmadığını gösteriyor. Paraların Turkuvaz Medya’nın  Zirve Holding’e devri için gönderildiği açıkça görülüyor.

Paralar Turkuvaz Medyayı satacak olan Çalık Holding’e taşınıyor ancak organizasyonu Cemal Kalyoncu , Ömer  Faruk Kalyoncu ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın danışmanı Ömer Sertbaş ile Bilal Erdoğan koordinasyonunda yapılmaktadır.

CENGİZ’DEN BİLAL’E TEKMİL 

Mehmet Cengiz para transferini tamamladıktan sonra Bilal  Erdoğan’ı bilgilendirmektedir.

8 Ekim 2013

Saat 15.26 

Mehmet Cengiz Bilal Erdoğan’ı arayıp bilgilendiriyor.

Bir diğer görüşme

Tarih 28 Ekim 2013 

Saat 13.04

Mehmet Cengiz-Bilal  Erdoğan görüşüyor:

Cengiz “ yanlız Bilalcim Beyefendi ile konuş beni üzüyor gözünü seveyim bana gene kapris yapıyor la ben ben şimdi Cemal Bey onu konuşuyordum ya

Bilal Erdoğan “ya şu şeyi bu son meseleniz daha herkes bitirmemiş işini

Cengiz “onu oo öyle o o işi toparlıyorum ben şimdi Cemal Beyle beraberim ben” “ben bu işi birebir takip ediyorum

İşadamları baskıdan şikayet ederken Bilal Erdoğan ‘işin’ hala bitmemiş olmasından rahatsızlığını gösteriyor.

Kayıtlara göre sevkiyatlar aralıksız sürüyor.

Tarih 9 Ekim 2013

Saat 10 30 

Mehmet Cengiz ile Celal Koloğlu görüşüyor.

Koloğlu “ ben bir 30 gönderdim bugün de 30 gidiyor”

Cengiz “ ben 60 bitirdim” “bayramdan sonra bir 20 daha ben bitiriyorum bu önümüzde bu ay bitirmek istiyorum” “ben battım ya ben a.. koyayım 110 Milyon Doları buldu bana” “bütün düzenim bozuldu” 

Koloğlu “hep aynen aynen yani düzenimiz yani düzenimiz şey ettiler alt üst ettiler abi ya morallerimizi sıfır ettiler abi ya bi de hakkaten buna rağmen yani bi de bu havaalanını yani şey edersek vallahi duman oluruz abi hayırlısı olur abi yarın görüşürüz”

Aynı gün 

Saat 11.32 

Mehmet Cengiz ile Ömer Sertbaş görüşmede

Cengiz “Ben biliyorsun 6 gitti” diyerek Ömer Sertbaş’ı bilgilendiriyor. Kayıtlardan açıkça görülebileceği gibi 8 Ekim 2013 itibariyle Mehmet Cengiz’in 60 milyon dolar göndermiş.

İki gün sonrası

11 Ekim 2013 

Saat 09.13

Cemal Kalyoncu ile Ömer Faruk Kolyoncu görüşmededir.

Cemal Kalyoncu para transferi için “o arabayı iki buçukta Mehmet Cengiz’e gitsin” diyor.

Aynı gün saat 11.27

Berat Albayrak ile Ömer Faruk Kalyoncu para transferinin detaylarını görüşürler. Berat Albayrak para transferlerini yakın takip etmektedir.

11.41’de Berat Albayrak Medet Yanık’ı arayarak “ sen kendin nasıl koordine ettiysen o adamı da öyle koordine et yani onu gitsin diğerleri.. mesafe falan.. Cevdet arkadan gelsin, o Osman’la birlikte gitsin o beklesin öbürü bilmem ne yapsın. O şekilde koordine et tamam mı?” diyor.

Para sevkiyatı kasım ayı içinde de devam eder.

Tarih 11 Kasım 2013

Saat 09.33 

Cemal Kalyoncu-Mehmet Cengiz görüşmektedir. Cengiz Kalyoncu’ya “Bizim o şey hazır abi birini gönder de onu halledeyim ya” demiştir.

Kalyoncu ise “olsun şey Salı günü Ankara’ya gidiyor muyuz abi” diyerek cevap verir.

Bu görüşmeden kısa süre sonrası: Saat 10.11 

Cemal Kalyoncu Faruk Kalyoncu’yu arayıp “Mehmet Cengiz Ankara’dan geldi o bizim zarfı getirdi onu aldır oradan oldu”  diye konuşuyor.

Faruk Kalyoncu ise “anladım anladım” diye cevap veriyor.

Bu konuşmadan sonra Faruk Kalyoncu Medet Yanık’ı arayıp parayı alma talimatı veriyor. Akabinde Medet Yanık da ekibini arayıp araba ve çanta hazırlığı talimatını veriyor.  Yanık renkli camlı ya da perdeli olan , bagajı büyük bir araba sipariş ediyor.

Para teslim alındıktan sonra Medet Yanık’ı arayan çalışanı “10 Euro var, 1,5 dolar var” diyor.

“BAKAN ARADI EŞŞOĞLUEŞŞEK HIZLANDI” 

25 Aralık soruşturmasının delillerine göre Nihat Özdemir rüşvet olarak vereceği 100 milyon doların  68 milyon dolarını kamu bankası olan Ziraat Bankası’ndan kalanı da Arap Türk Bankası’ndan kredi olarak kullanmış.

Kolin İnşaatın sahibi Celal Koloğlu ise 100 milyon doların tamamını iki parti halinde Ziraat Bankası’ndan kredi olarak almış.

Tarih 20 Eylül 2013 

Saat 19.49 

Mehmet Cengiz ile Ömer Sertbaş telefonla görüşmektedirler.

Mehmet Cengiz Binali Yıldırım aracılığıyla yaptıkları siyasi baskının sonuç vermesinden çok memnun şekilde konuşuyor : “Bak o Genel Müdürü bakan aradı ya eşekoğlu eşek hızlandı ha yani bu Bakana arattırdık iyi oldu ama ona çok ihtiyacımız vardı” 

Deliller rüşvet olarak Ziraat Bankası’ndan çekilen kredilerin Bakan Binali Yıldırım’ın talimatıyla alındığını tartışmasız olarak gösteriyor.

Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın ve yardımcısı Ömer Baktır’da konuyu birinci elden biliyorlar.

Bir gün sonrası.

21 Eylül 2013 

Saat 11.25 

Mehmet Cengiz ile Nihat Özdemir’in halen internette dolaşan ses kaydı.

Özdemir “İnşaallah Ziraat’ta bir problem çıkmaz” derken  Cengiz “yok şimdi Ömer’i çağırdım geliyor” diyor.

Mehmet Cengiz’in ‘çağırdım Ömer’i geliyor’ dediği bir kamu bankası olan Ziraat Bankası’nın genel müdür yardımcısıdır.

4 gün sonrası

25 Eylül 2013 

Saat 13.29 

Mehmet Cengiz Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın ile görüşüyor.

Cengiz “ Şimdi Ömer Bey’le konuştum da şu konuyu Hüseyin Abi uzatmayalım onu bir halledelim biliyorsun konuyu be” diye konuşuyor.

Hüseyin Aydın ise “baş göz üstüne abi onda bir sorun yok hallederiz” cevabını veriyor.

Telefon kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla Kolin ve Limak için alınacak olan kredileri de Mehmet Cengiz takip ediyor.

3 Ekim 2013 

Saat 11.33

Mehmet Cengiz ile Cemal Kalyoncu krediler hakkında konuşuyor. Krediler çıkmadığı için işadamları gergindir.

Aynı gün öğleden sonra 15.05 

Mehmet Cengiz Ziraat Bankası Genel Müdür yardımcısı Ömer Baktır ile görüşmektedir.

Cengiz “ ya birşey diyecem o tamam mı o arkadaşların işi” diye kredilerin akıbetini soruyor.

Baktır ise “ yönetimden geçirdik şimdi biz de ee birisinin 35 milyon dolar limiti vardı birisinin 40 milyon dolar limiti vardı Mehmet abi. Toplam 100’e taşıdık yani 60 ve 60’ar milyon dolar verdi bi iki ben Limak’a Arap Türk’ten 30 milyon dolar para çıkarttım. Öbürüne de çıkartıyorum 15 20 güne “ cevabını veriyor.

“BİNALİ KALIRSA YAŞADIK”

İşadamları kredilerin çıkmasından mutludur.

Mehmet Cengiz Celal Kuloğlu’nu arar.

Tarih 03 Ekim 2013

Saat 15.12 

Ziraat Bankası yöneticisi ile görüşmeden iki dakika sonrası.

Mehmet  Cengiz kredilerin çıktığını haber verir. Koloğlu’da rahatlamıştır.

Cengiz Binali Yıldırım’ın yerinde kalmasının kendileri için çok iyi olacağını söyler. “ ama hakkaten iyi oldu bir şey Binali kalırsa yaşadık. Vallaha Binali kararlı gördüm dün Binaliylen beraberdim”

Bir gün sonrası

4 Ekim 2013 

Saat 11.53 

Mehmet Cengiz ile Ömer Baktır görüşmektedir.

Uzun görüşmenin detayları işadamlarına kredi vermek için Ziraat Bankasını kanunları nasıl zorladığını, arkasından dolaştığını bütün boyutlarıyla ortaya koyuyor.

Cengiz “ Ben ıı bir tek Celal’e söyledim git dedim Ömer Bey’len bir görüş dedim

Baktır “ Neredeyse 5 milyon dolar mı eksik kaldı, biliyorsunuz ben Araptürk’ten 30 bu tarafta da 69 yaptık biliyorsunuz “

Konuşmaya genel müdür Hüseyin Aydın da dahil olur.

Aydın “ 98’e kadar geldik abi imkan ağladık. Hala 2’ye bile ağlıyorlar Mehmet abi bak basacam kalayı (gülüyor) Bi de hiç kimse anlamasın diye kimse anlamadı zaten bir de vadeyi kısa tuttuk ama sonra vereceğiz sen bu süreci idare et tamam” diyor.

Cengiz “ama iyi de baba gözünü seveyim olayı biliyorsun da” diyerek sürecin kendi istekleri dışında geliştiğini hatırlatıyor.

Aydın “ Ben sana dedim bak bunların hiçbirinin projesiz hiç bir yerde bu limitleri yok ya bak ben bunlardan.. Sırf ayıp olur diye ben bunlardan şey istemedim gayri menkul falan ayıp olur diye.”

İşadamları ile Ziraat Bankası yöneticileri arasında çok sayıda görüşme var. Bu görüşmelerin özeti şöyle : Genel Müdür Hüseyin Aydın ve yardımcısı Ömer Baktır konudan detayıyla haberdarlar. Yani söz konusu kredilerin medya devri için verilecek rüşvetler olduğunu biliyorlar. Binali Yıldırım ve yardımcısı Ömer Sertbaş siyasi güçlerini yolsuzluğa araç olarak kullanmaktadırlar.

9 Ekim 2013 

Saat 11.12 

Celal Koloğlu ile Ömer Sertbaş konuşmaktadır.

Hangi işadamının ne kadar parayı ödediği, ne kadar parayı ne kadar zamanda ödeyeceğine dair uzun ve detaylı bir görüşme yapıyorlar.

Rakamlara boğmamak için konuşmanın içeriğine girmeyelim. Merak edenler için söz konusu tape internette mevcut.

Konuşmalardan anlaşıldığı şekliyle: 9 Ekim 2013 itibariyle Celal Koloğlu 60 milyon dolar , Mehmet Cengiz 60 milyon dolar para göndermişler. Nihat Özdemir 7 Ekim’de 30 milyon dolar göndermiş, 30 milyonu da göndermek için hazırlamış.

Yıldırım’ın danışmanı Koloğlu’ndan “ödemelerin dökümünü” istiyor bu talebinde ‘yukarıdan’ geldiğini söylüyor.

Görüşmede İbrahim Çeçen’in vermesi gereken paraya dair Sertbaş “o ondan kurtulma şansı var mı ? Yani burası güya kendi kafasına göre. Gerekirse yurtdışından getirip ödeyecek” diye konuşması işadamlarının dan toplanan paranın ‘üst bir iradenin’ kararı olduğunu teyit ediyor.

9 Kasım 2013 

Saat 10.43

Mehmet Cengiz ile Ömer Baktır görüşmektedir. Cengiz Bakan Binali Yıldırım’ın kendisini çağırıp işlerin neden bitmediğini sorduğunu aktararak yaşadığı rahatsızlığı vurguluyor.

Ziraat  Genel Müdür Yardımcısı Baktır ise “Biz onların limitleri falan Arap Türk bilmem ne biliyorsun yaptık Mehmet abi ama orda fiyat nedeni ile kullanmıyor ıı şey Limak, Kolin’in de bu hafta çıkıyor limiti” diye cevap verip gelişmeleri özetliyor.

4 gün sonra Cemal Kalyoncu ile Limak Yöneticisi Sezai Bacaksız görüşmektedirler.

Saat 17.35 

Sezai Bacaksız paranın hesaba geçtiğini söylüyor. Cemal Kalyoncu ise paranın gecikmesinden duyduğu rahatsızlığı ifade ediyor.

ERDOĞAN ÇALIK’A 25 MİLYON DOLAR YOLLUYOR

25 Aralık operasyonu bazı noktalarda 17 Aralık operasyonu ile kesişiyor. Bunlardan birisi de Erdoğan ailesinin medya devri sürecine kayıt dışı ödeme yapması.

17  Aralık operasyonunun sembolü haline gelen , meşhur ‘sıfırlama’ tapesinde bu konuya ışık tutan önemli detaylar var.

17 Aralık 2013 

Saat 23.15

Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan güç içerisinde defalarca görüşmüş, tüm gün süren çabalara rağmen evin alt katında bulunan paralar sıfırlanamamıştır.

Konuşmanın devamı şu şekilde :

Erdoğan: “Büyük ölçüde derken sıfırladınız mı, yoksa?”

Bilal Erdoğan “Sıfırlamadık henüz babacım. Şöyle ki, 30 milyon avro gibi bir miktar daha var. Şey yapamadık, eritemedik henüz. Şey aklına geldi Berat’ın, Ahmet Çalık’ın alacağı bir ekstra 25 milyon dolar kalmış, onu oraya verip o para gelince onu şey yaparız diyorlar. Üstüyle de Şehrizar’dan daire alabiliriz. Sen nasıl bakarsın baba ?” 

Erdoğan “Tamam yapın”

Görüşmeye göre Ahmet Çalık’ın Turkuvaz Medya’nın devriyle ilgili kayıt dışı ödemeden kalan 25 milyon dolarının olduğu anlaşılıyor.

Bu planın akabinde 18 Aralık sabahı 09.28’de Berat Albayrak para taşıma işlerini yapan Medet Nebi Yanık’ı arayıp para taşıma işini konuşuyor. 18 Aralık’ta Turkuvaz medyaya para taşıma işi yapılıyor.

Şehrizar Konakları’ndan alınan konutlar ise medyaya yansımış hatta banka dekontu yayınlanmıştı. Sıfırlanamayan paradan 14.5 milyon dolara Şehrizar Konaklarından 6 daire alınmış ve işlemi ailenin avukatı Ömer Faruk Akbulut yapmıştır.

“BİZ KERİZ DEĞİLİZ VERİLMESİ GEREKİYOR Kİ VERİYORUZ”

27 Eylül 2013

Saat sabah 09.22

Mehmet  Cengiz ve Ömer Faruk Kalyoncu-Hayrettin Özaltın görüşmektedir.

Halen internette bulunan görüşme kaydına göre Cengiz Özaltın’ı arayıp “paranın hazır olup olmadığını” soruyor. Özaltın ise “yok önümüzdeki hazırlayacam niye hayırdır” diye cevaplıyor.

Cengiz  devamında “para lazım da ben teslim ediyorum para da, ya bir gün ver de adamlara gün diyeyim” diyor. Özaltın ise “ya ben Ömer ile konuştum Ömer bana dönecekti” diyor.

Cengiz “ya şimdi sen bana şimdi tam bana net de yani para vermek ile ilgili sıkıntı var mı ?” diye soruyor. Özaltın ise “yok vermekle ilgili sıkıntı yok da o şeyi şey yapacaz da yani yolu tam tespit edemedim anladın mı yani üstüme mi almayayım şirket adına mı alayım nasıl alayım nerden şey yapayım yoksa problem yok” diye cevap veriyor.

Cengiz “ya senin paran azdır da kardeşim bir şey değil ki ya biz biz 100 veriyoruz” diyerek tepki gösteriyor. Özaltın resmi kayıtlarda nasıl gösterileceğine dair endişelerini dile getirince Mehmet Cengiz çok bilinen küfürlerini sıralıyor.

Konuşmanın devamı kağıt üzerinde yapılacak oyunlar ve naylon şirketin detaylarına ilişkin. Dediğim gibi kayıt internette var merak eden oradan tümünü dinleyebilir.

Aynı gün.

Mehme Cengiz tekrar Hayrettin Özaltın’ı arıyor. Saat 09.54 Cengiz bol küfürlü konuşmalarla (Kayıt internette var) Özaltın’a yükleniyor.

Özaltın “yav bir şey değil de şey değil ki kardeşim. Ben nasıl taşıyacağım, nerede vereceğim, nasıl vereceğim nerde parayı getireceğim yav” diyor. Özaltın illegal işlerden duyduğu rahatsızlığı dile getirmeye devam edince Mehmet Cengiz yine küfürler ediyor.

Bir sonraki aşamada “ Biz de o keriz değiliz verilmesi gerekiyor ki veriyoruz. O parayı yolda bulmuyoruz ya” diyor.

Telefon görüşmelerinden çıkan tablo özetle şöyle: Hayrettin Özaltın medya devriyle ilgili 20 milyon doları kayıt dışı ve nakit olarak vermeyi planlıyor. Ödeme takvimini ise Binali Yıldırım’ın danışmanı Ömer Sertbaş yapmaktadır. Paraları teslim alma görevi ise Ömer Faruk Kalyoncu’da dır. Cengiz’in “biz de o keriz değiliz verilmesi gerekir ki veriyoruz, o parayı yolda bulmuyoruz ya” söylemi de verdikleri paranın rüşvet olduğunu teyit eden başka bir veri.

YARIN: GÖREV TAMAM REİS 

‘Erdoğan’ın dili’nden 25 Aralık [Yazı Dizisi-1]

Please publish modules in offcanvas position.