Bir ölümün ardından

Ömer Döngeloğlu Temmuz 2014’de Kanal 7’de sahur programı yaparken twitter hesabından Irmak TV’nin bir programını paylaşmıştı. Sonra mahallesinde öyle dayak yedi ki bir daha hak adalet, insanlık vs gibi kelimeleri ağzına alamadı.  

17-25 Aralık operasyonlarından sonra Ülke TV’nin, Zaman Gazetesinden Mehmet Kamış’ı sorguya çekmek için bile olsa programa çıkarmasına da büyük öfke duymuşlardı. Tabana uygulanacak tek taraflı illüzyonu bozacağı için, Ülke TV yöneticilerini bir daha böyle bir şey denemeye cesaret edemez hale getirmişlerdi. 

Recep T. Erdoğan’ın ya bendensin ya kara toprağın tavrı bütün korkakları yola getirmeye yetmişti. O tarihten sonra hakkı, adaleti, adil ve hakperest olmayı bir tarafa bırakıp Saray’ın ardında hizalandılar. Bu tip İslamcılar için bu sözcükleri şimdi ağza almanın zamanı değildi. Gerçi hala sosyal medya hesaplarının başında  Rashel Currier’in ‘Zulüm bizdense ben bizden değilim’ sözü yazmaya devam ediyordu. O dönemler AKP henüz zulüm ile tam olarak anılmıyordu, o sözün birileri tarafından bize mesaj mı veriyorsun gibi algılanma riski taşımazdı. 

Tıpkı Ahmet Hakan gibi Ömer Döngeloğlu’da havuç ve sopa ile yola getirilmiş, hatta hizaya sokulmanın prototipi olmuştu. Bir taraftan dışarıda kaşlarını çatmış ne yapacağı belli olmayan azgın bir topluluk bir yandan da para, itibar ve dünyanın tadına doyulmaz nimetleri. 

Onu daha önce hiçbir zaman elde edemediği, edemeyeceği nimetlere gark edenler ‘hak, adalet, dinin emirleri’ gibi sözcükler için de ‘bırak ulan onları’ diyordu. 

Belki hakperestliğe; bedel ödeyecek kadar inanmıyordu ya da dünyanın tadı dayanılmayacak kadar güzeldi. 

Üç-beş trolün saldırısıyla yola gelenler, 15 Temmuz’da oluşturulan hava ile neler yapmazdı ki? O RT ettiği Irmak TV twitinin kara lekesini(!) silmek için ekstra gayretkeş olunurdu, o da oldu nitekim. Darbe tiyatrosu döneminde ettiği laflar herkesin malumu ama benim aklım bir de Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Balyoz sanığı Emekli Amiral Soner Polat’ın cenaze namazında söylediklerinde kalmıştı. 

Döngeloğlu cenaze sırasında yaptığı konuşmada bazen musallaya cenazeler gelir hakikaten adam sizin duanıza muhtaçtır. Ama bazı cenazeler gelir ki siz onun şahadetine muhtaçsınızdır. ‘Sizin hakkınızı koruyamadık, özür dilemeye güle güle demeye geldik’ dersiniz. Paşam ben bugün bu niyetle buradayım.” 

Yine o cenazede ‘’Zulmedenlere meyletmeyiniz; sonra ateş size de dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.’’ Ayetini okuyup demişti ki Bu bir ölüm ayeti değildir, salaya gelen cenazeler için okunan ayet de değildir. Bu ayette ‘Sakın zalimlere meyletmeyin, zulmedenlere meyletmeyin. Ateş sizi de kuşatır’ buyuruyor Allah. Biz babadan, Anadolu’da dedelerimizden, Yunus’un nefesinden, Mevlana’nın dergahından duyduk ve öğrendik ki bir elmayı çalanın bile kul hakkı olurmuş. Ya ömrü çalınanlar, ya umudu alınanlar, ya hakkı gasp edilenler? 

Bebek, çocuk, genç, yetişkin, yaşlı yüz binlerce insanın hayatının çalındığı bir zamanda, onlara bu zulmü yapanların safında duran Döngeloğlu, Vatan Partisi Genel Başkan yardımcısının arkasından Hud suresi 113. Ayeti okuyup zamanında hakkını koruyamadığı için özür diledi. Evet şüphesiz Soner Polat’ın kimde ne hakkı varsa, kimin zulmüne maruz kalmışsa mutlaka hakkını alacak. 

Ömer Döngeloğlu’nun lohusa kadınlara musallat olunmasına, çoluğa, çocuğa, yaşlıya, kadına yapılan bunca zulme iç dünyasında ne dediğini bilemiyoruz. Belki de Soner Polat’a yaptığı gibi günü gelince hepsinden helallik dilerim diye düşünüyordu. 

Biliyoruz ki ölüm var ve aynı şekilde hesap günü gelecek; o gün yüzleşecek ve yaptıklarımızdan dolayı hesaba çekileceğiz. Döngeloğlu söylediklerini ve yaptıklarını ahireti düşünerek yaptıysa hesabında kolaylıklar dilerim. Ama eğer zamanı gelince helalleşirim diye düşündüyse, durumunun herkese, hepimize ibret olması gerekir. 

Hasılı dünya defterinin ne zaman kapanacağını kimse bilemiyor, üç kuruşluk cam parçacıkları için de zalime gerdan kırmaya değmiyor, değmediğini görüyoruz.