Güle güle Haluk Hoca…

Sizlere yine gündelik sulu sepken bir mevzudan bahsedecektim. Siyaset o kadar kuşatmış ki hepimizi maalesef kötülerin bulandırdığı pis bir derede yuvarlanıyoruz toplum olarak.

Ekranlarda her akşam kurulan darağaçlarından bahsedip, kötülüğün uç beylerinden birkaç örnekle yola çıkıp kaleme aldığım “kaplan kanatlı tosunlar” başlıklı bir yazı takdim edecektim sizlere.

Ve maalesef günün kötü haberini almam gecikmedi.

Yaklaşık 30 yıllık tanışıklığımız olan Haluk Hoca (Savaş) Hakk’a yürümüştü.

İnsan bu tür haberleri alınca önce inanmak istemiyor, “Nasıl yani?” diye kocaman bir soru örsü iniyor zihnine.

Ki Haluk Hoca malum, rahatsızdı ciddi şekilde.

Kimse düşünmek istemiyordu ama bekleniyordu, zira hastalığın son evrelerini yaşıyordu.

Buna rağmen kendini sağlıklı hissettikçe rahatsızlığını asla ön plana çıkarmadan mazlumlara destek olmaya devam ediyordu.

Bu kötü düzenin sahiplerinden nasibine düşeni çekmişti rahmetli Haluk Savaş.

İşinden ettiler, hayatını paramparça ettiler ve en nihayetinde sağlığından ettiler.

Sağlığı bozulmasına rağmen zulüm etmekten geri durmadı vicdansızlar.

Bir pasaport zulmü var ki, öte tarafta en ufak mesuliyeti olanlardan hesabının sorulacağından eminim.

Şair:

“Ölüm… O geldi mi ne var korkacak?

Korkular biter!”

Diyordu ama Haluk Hoca ölüm gelmeden korku nedir bilmezdi.

Hep vicdanının sesini dinledi, hep mazlumun yanında, zalimin karşısında durdu.

Tanışıklığımız ikimizin de öğrenci olduğu dönemlere kadar uzanır.

Bir tıp insanıydı ama bir sinemacı kadar sanata hakimdi rahmetli.

Filmlere, dizilere danışmanlık yaptığını bilirim.

Entelektüel ve rafine bir hayat algısı vardı Prof. Savaş’ın.

TR_4d242.jpg

Bir doktor ya da hoca olarak hayatı boyu inandığı çizgiden zerre miktar sapmayan dosdoğru bir adamdan bahsediyorum sevgili okur, “Emrolonduğu gibi dosdoğru ol”u kendine hayat felsefesi edinmiş yürekli bir mücadele insanı.

15 Temmuz bu ülkede yüzbinlerce insanın hayatını mahvetti.

Birileri kendi rejimine konsolide etmek adına milyonların hayatını mahv u perişan ettiler. Milyorlarca Anadolu insanı da bu herc ü merc edici kötülüğü ya alkışladı ya sustu.

Haluk Hoca KHK ile çok sevdiği üniversitesinden atıldı.

Oysa birkaç sosyal paylaşım ile rejimin en popüler akademisyenlerinden biri olabilirdi.

Çünkü rejimin jargonuna da hakimdi hepsinin ciğerini biliyordu.

Bugün adam kıtlığında akademik makamları gasp eden yüzlerce soytarıdan çok daha iyi yapardı işini.

Biat etse ya YÖK başkanıydı ya da bir üniversitede rektör emin olun.

Ancak o kötülüğe direndi.

KHK ile atıldı..

Tutuklandı hapse atıldı. Hapiste hastalığa yakalandı.

Mahkeme tüm kötücüllüğüne rağmen onu suçsuz buldu ve beraat etti.

Mecburen serbest bıraktılar ama dışarıda zulmetmeye devam ettiler. Yurt dışında tedavi görmesin diye pasaportunu vermediler uzun süre.

Ancak pes etmedi Haluk Savaş.

KHK TV’yi kurdu ve ideoloji, görüş farkı ayırt etmeksizin tüm mazlumlara sahip çıktı.

Elinden gelenin fazlasını yaptı her zaman.

Ve bittabi hayat fani, günlerimiz sayılı.

Onurlu bir hayatı, anlamlı bir hikayesi oldu Haluk Savaş’ın.

Zalimin yanında yer almayanların huzuruyla ruhunu teslim etti asli sahibine.

Biz şahidiz onun yiğitliğine, insanlığına, imanına..

Şahidiz ya Rab!