İstifa story’si

Pazar akşamı, evdesiniz. Kanepede oturmuş, ailecek televizyon seyrediyorsunuz. O esnada evin gençlerinden biri, elindeki cep telefonunu kurcalarken, Twitter’da ülkenin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifa ettiğini görüyor.

Hemen bu bilgiyi ev ahalisiyle paylaşıyor. Evin babası, kumandanın hâkimi, TV kanallarını dolaşarak haber almaya çalışıyor. Ancak tık yok. O sırada Twitter’da konuyla ilgili spekülasyonlar dolaşıyor, kulis bilgileri adı altında bir yığın teferruat akıyor. TV kanalları hâlen üç maymunu oynuyor. Evin babası son bir çare, Halk TV’yi açıyor. Orada da Twitter’daki dedikodular tekrar ediliyor.

Ertesi gün piyasalar açılacak. Ülkede ekonomi yönetiminin dümenini tutan adam kayıp. Twitter adresini kapatmış. Kimse teyit etmek üzere kendisine ulaşamıyor. Instagram story’sinde istifa duyurusu yapılmış. Bir Twitter kullanıcısının şahane tespitinde dediği gibi: “Instagram’ın [T]ürkiye’de ofis açmadığı için kısıtlanma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu ülkede bakan [Instagram’dan] istifa[sını duyuruyor].”

O sırada yabancı basın bakanlıktaki haber kaynaklarını yoklayıp işin aslını öğrenmeye çalışıyor. Evet, ortada gerçekten de bir istifa var. Fakat istifanın kabul edilip edilmediği hakkında bir malumatımız yok. En azından BBC Türkçe öyle demiş. Malum daha evvel de böyle bir mevzu olmuştu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, nisan ayında salgın sebebiyle alelacele ilan edilen sokağa çıkma yasağının ardından istifasını duyurmuş, fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan bu istifayı kabul etmemişti. Evet, Soylu da Twitter’da yazmıştı ilk kez istifa ettiğini.

Bu esnada zihnimiz parçaları hızlıca birleştirmeye başladı fark etmişsinizdir. Bir gün öncesinde de Merkez Bankası başkanı görevden alınmamış mıydı? Hay aksi. Haziran 2019’da ani bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile görevden alınan Murat Çetinkaya’nın yerine gelen yeni başkan Murat Uysal, Kasım 2020’de ani bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile görevden alınıverdi. Sebebini yine yabancı basından öğreniyoruz: Döviz gökyüzüne fırlatılmış bir füze gibi yükselince, Uysal’ı müdahale etmemekle suçlayıp görevden almışlar meğer!

Uysal’ın bir açıklaması olmuştu, Türk lirasının – haşa! – aşırı değersiz olduğuna dair, onla da ilgili midir acaba?

Yahu bir adam apar topar hiç sinyal bile verilmeden görevden alınır mı? Ona da AKP’den Mücahit Birinci cevap versin: “[Merkez Bankası] başkanını görevden almak münhasıran Sn Cumhurbaşkanımızın yetkisindedir. Bir tasarrufu olmuştur. Sanki yetkisini aşmış gibi nedir bu hal. Gece de alır, atar, sabah da… İsterse sosyal medya kanalı ile de kamuoyuna deklare edebilir. Alışın buna.”

Biz alıştık alışmasına da Sayın Birinci, malum Türkiye ekonomisi yurtdışı yatırımlarla dönen bir ekonomi ve yurtdışından yatırım yapacak adamlar ya da kadınlar (yıl 2020!) biraz, nasıl derler, hassas oluyor. Böyle şeyleri öngörebilmek istiyorlar. Malum, zenginin parası kıymetlidir.

Eee, peki ne oluyor şimdi? Bizim yabancı basın gibi “içeride” kaynaklarımız olmadığı için, dışarıdan bakarak bir şeyler sökmeye çalışıyoruz. Eski insanlar, deprem, yangın, sel gibi doğal felaketlerle yıldızların gökyüzündeki konumları arasında bir ilişki olduğunu düşünüp astronomiyi geliştirmişler. Soğuk Savaş zamanında da Kremlin’de neler olup bittiğini bir türlü bilemeyen Amerikalılar Sovyetoloji diye bilim dalı kurmuş da, o gün Kremlin’deki sarayın balkonuna çıkan yetkilinin yüz hatlarından içerideki havayı ölçmeye çalışıyormuş.

Bizimki de o hesap. Twitter’da kurduğumuz çadır tiyatrosunda, oturup bu hamlenin sebeplerini, sonuçlarını tartışıyoruz. Arada hızlıca YouTube yorum videoları çekenleri saymazsak, herkes pijamalı muhtemelen. Bu arada, yazının başında oturma odasında televizyon seyreden aile de, evlatlarının Twitter feed’inde ne varsa, onunla yetiniyorlar. Tıpkı bizim gibi! Elimizde sadece o kaldı çünkü.

Neyse ki, Twitter’da bir takım gazeteciler var. Gerçi onlar da biz sıradan insanlar gibi tahmin yürütmekten öteye gidemiyorlar ama İngilizlerin “educated guess” dedikleri bir tabir var. Eğitimli tahmin. Yani, daha evvel yaşanmış şeyleri aklında tutarak, biraz da iç dinamikleri bilerek, sallama sanatı.

Soylu’nun istifasından beri, Soylu ile Albayrak arasında bir kadrolaşma savaşı, efendim — haşa huzurdan — Erdoğan sonrası için bir hazırlık kavgası olduğu rivayet edilip duruyor. Soylu istifa etti, sonra makama iade edildi. Şimdi kafası rahat. Hatta Eylül ayında çıktı, “Erdoğan’dan sonra siyasette yokum” dedi. Soylu, efendiyle nasıl muhatap olunurun inceliklerini bilen bir adam. Albayrak, kayınpeder-damat ilişkisinden ötürü tam kendini ifade edemiyor muhtemelen. Fazla yalakalık yapsa, sakil kaçacak. Biraz mesafe koysa, yanlış anlaşılacak.

Eee, şimdi Soylu öne geçmiş mi oldu bu mücadelede? Bilemiyoruz. Çünkü en başta Soylu ile Albayrak arasındaki mevzu da rivayetten ibaret ve rivayet de muhtelif. Peki, Albayrak neye kızmış? Bir anketçiye göre, Merkez Bankası’nın yeni başkanı Naci Ağbal’la araları bozukmuş, o atanınca da, “Ben yokum,” demiş. Olur mu? Olmaması için bir sebep yok. Ama olmayabilir de.

Ben bu yazıyı yazdığım sırada Ağbal hikâyesi iyice dallandı budaklandı. İddialara göre Ağbal, Cumhurbaşkanı’na gidip ekonomi yönetiminin yanlışlarını anlatmış, o da ikna olmuş. Meğer Cumhurbaşkanımız Merkez Bankası rezervlerinin eksiye düştüğünden bîhabermiş! Albayrak “Gelip ben de kendim anlatayım,” demiş ama dinletememiş. Saray’da Ağbal ve Albayrak ikilisi karşılaşmış, gerginlik olmuş. Merkez Bankası ataması olunca da, ipler kopmuş.

Bir başka flaş iddia, MHP kulislerine dayandırılmak suretiyle, şöyle: Meğerse AKP içinde bir grup vekil kazan kaldırmış. Dolar’ın 8.50’u geçmesi üzerine artık buralarına kadar gelmiş. Albayrak istifa etmezse, DEVA veya Gelecek Partisi’ne gideceğiz demişler. Bunu da Erdoğan’a Bülent Arınç aktarmış. Bunun üzerine Albayrak’ın istifası istenmiş, o da kırmamış kayınpederini.

Şimdi bu vekiller, ekonomi yönetimiyle ilgili problemlerin bizatihi Albayrak’tan kaynaklandığını düşünüyorlarsa fena, Albayrak istifa edince partilerinde kalacaklarsa daha da fena.

TL’nin değerinin düşmesi niye bu kadar dert oldu acaba? Hem TL’nin değerinin düşmesi iyi bir şey değil miydi? Ya yok değildi galiba çünkü rezervden çok para harcadık ona. Ama aslında her şey kontrol altındaydı sanki. Değil miydi yoksa?

Henüz çok net dillendirilmedi ama Twitter çadır tiyatrosunda bir de ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’la bu değişiklikleri ilişkilendirenler var. Halkbank davasında Albayrak’ın da adı geçiyor ya, oradan işkilleniyoruz hep birlikte. Erdoğan yeni ABD yönetimine “uzlaşma” adımı atarak yaklaşıyormuş. Böylece “Bakınız artık kendime geldim, hadi iş yapalım,” diyecekmiş. Sabık Başkan Donald Trump, “don’t be a fool” (aptallık etme) dediğinde dinlemek lazımdı belki de. Şaka bir yana eğer Borsa İstanbul’un başkanı Hakan Atilla Bey de istifa ederse, bu ihtimal güçlenir.

Bu arada hükümet yanlısı, diyeceksiniz ki ne hükümeti kardeşim, peki tamam, Erdoğan yanlısı medyanın cevval isimleri Albayrak’a sahip çıktı hemen. Rasim Ozan Kütahyalı, “Erdoğan’la konuştum haberler iyi” minvalinde bir tweet attı. Cumhurbaşkanı istifayı kabul etmeyecekmiş. Hilal Kaplan ise, eski bir yazısını hatırlattı. Aslına bakarsanız bakan beyin biraz fazlaca talihsiz olduğunu gösteren yazıyı neden yeniden paylaştı, bilemedim.

Derken Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın resmi Twitter adresinde son aylara ait bütün içeriklerin kaldırıldığını öğrendik. Girip bakıyorsunuz ve sadece 29 Ekim kutlaması tweet’i var. Bütün bunları Pazar akşamı pijamasını giymiş, telefonları kapatmış, belki sadece kişisel bir iletişim kanalı açmış, evinde oturan bakan beyin aklına geldikçe yardımcılarına dikte ettiğini düşünmemek elde değil.

Buraya kadar fark etmişsinizdir, Albayrak’ın istifa Insta story’sinde (eskiden istifa mektubu olurdu, devir çok değişti) yazanlardan hiç bahsetmedik.

Yaşlı politikacılar gibi “sağlık sorunlarım sebebiyle” şerhi düşmüş girişinde. Ailesine vakit ayıracakmış. Halbuki biz onu Erdoğan sonrası döneme yakıştıran yorumlar okuyorduk sürekli. Olmadı. Bir de demiş ki Albayrak, “at izinin it izine karıştığı, hak ile batılın ayrılmaz olduğu” bir dönemde yaşıyormuşuz. Allah Allah niye ki?

Ama herkesin dikkat çektiği üzere, metnin en civcivli kısmı sonu: “[Allah] sonumuzu hayreylesin”. Meşhur ekonomist Refet Gürkaynak’ın nokta atışı ifadesiyle durum aslında şu: “Sonumuzu hayreylesin derken bizden değil kendisinden bahsediyor.”

Pazar akşamı, evdesiniz. Kanepede oturmuş, ailecek televizyon seyrediyorsunuz. O esnada evin gençlerinden biri, elindeki cep telefonunu kurcalarken, Twitter’da ülkenin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifa ettiğini görüyor. Hemen bu bilgiyi ev ahalisiyle paylaşıyor. Evin babası, kumandanın hâkimi, TV kanallarını dolaşarak haber almaya çalışıyor. Ancak tık yok.

Tam bu noktada elinizde kumanda, sormanız gereken soru şu: “Bunlar bizimle dalga mı geçiyor?”

Evet, maalesef.