Aşıyı beklerken

Ülkenin gidişatı gidişat değil. Acil servisler dolup taşmış, gasilhanelerde kuyruk, yeni mezarlıklar ardı ardına açılıyor.

Salgının başından beri hastalık yerine algıyı yönetmeye oynayan Türkiye, pandemi başlangıcında uzun süre “Bizde pek vaka yok” numarası çekti.

Hatırlayacaksınız.

Sonra Dünya Sağlık Teşkilatı’nın pandemi fonu açtığı öğrenildiği zaman bir anda vaka sayılarımızın tırmandığı resmi olarak açıklandı.

Ve yine uzun süre boyunca hasta vaka sayısı gizlendi.

O kadar ki artık sokaktaki insan bile rakamlara inanmamaya başlamıştı.

Dünya sağlık kurumları Türkiye’nin rakamlarını listelerinden çıkardılar, çünkü gerçekçi bulmuyorlardı artık.

Pek çok ülke Korona meselesinde Türkiye’yi resmi olarak muhatap almaktan vazgeçti.

Oysa salgın olanca hızıyla yayılıyordu Türkiye’de.

Buna bir de yaz dönemi Türk insanının geleneksel vurdumduymazlığı eklenince ikinci dalga çok yaman geldi. Şu anda nüfusuna oranla en fazla vaka ve ölüm sayısının yaşandığı ülke durumundayız maalesef.

Aşının bulunduğuna dair haberlerin yayılmasından sonra birden bire sağlık bakanlığı açıklanan rakamların on katını açıklamaya başladı.

Kimilerine göre bu durum bedava aşı kapma çabasından başka bir şey değildi.

Yaklaşık 2 sene boyunca gerçek rakamların onda birini açıklayarak bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüğü yapanlar uzun süre “Vay be salgını nasıl da muhteşem yönetiyor helal olsun” diye alkışlatıldı maalesef.

Şimdi salgın kontrolden çıkmış durumda.

Hemen her evden koronaya yakalanan birileri var. Artık neredeyse her evden bir vefat haberi geliyor.

İktidar aylar boyunca “Yerli aşı” (!) masalıyla ülkeyi oyalamayı denedi.

Şimdi ise aşıyı bulan ülkeler yakın zamanın planlamasını yapmakla meşgul. Halkını düşünen ülkeler sipariş veriyorlar, aşı merkezleri inşa ediyorlar, sistem oluşturuyorlar.

Peki aşı temininde durumlar nasıl?

Aşının en az iki kere yapılması gerektiği gerçeğini göz önünde bulunduracak olursak pek çok gelişmiş ülke nüfusunun çok üzerinde sipariş vermiş durumda.

Türkiye ise her alanda hamaset ile ilerlediği için maalesef bu konuda da çok muğlak bir vaat projeksiyonu çiziyor.

Örneğin Kanada… Nüfusunun yüzde 255’i kadar sipariş verdi.

ABD nüfusunun yüzde 213’ü, AB ülkeleri yüzde 156’sı vesaire.

Sipariş tablosu şöyle:

 

TR_08f42.jpg

Şu ana kadar Amerika, Almanya, İngiltere, Rusya ve Çin Covid 19 aşılarını piyasaya sürebilecek aşamaya geldiklerini açıkladılar.

Çin ve Rusya’nın aşılarına temkinli yaklaşmakla beraber fiyatlar şöyle:

Sputnik V (Rusya) : 10 $

Sinovac (Çin): 75 $

Biontech (ALM): 19,5 $

Oxford (ING): 3-4 $

Moderna (ABD) : 25-37 $

Türkiye’nin 50 milyon doz aşı için Çin’e sipariş verdiği söyleniyor.

Türkiye’de Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Murat Akova, Çin kaynaklı Sinovac aşısının etkinlik denemelerini koordine ediyor. Eylül ayından beri yaklaşık 13 bin gönüllü üzerinde test yaptıklarını söyleyen Prof. Akova, “Bu yılın sonuna kadar ihtiyacımız olan 160 milyon dozu bulabilmemiz mümkün değil” diyerek 2021 yılı sonunu bulacağını söylüyor yeterli aşı temininin.

Ülkeler ve siparişlerin ayrıntıları ise şöyle:

TR_e2bb1.jpg

Elbette bir yandan da hala aşı çalışması yapan bilim kuruluşları ve laboratuvarları var.

TR_662c2.jpg

Uluslararası kaynaklar ülkelerin bir yandan da yeni siparişler için rezervasyon yaptıklarını da duyuruyor. O tablo ise şu şekilde:

TR 9b094

Tabloda dikkat çeken ayrıntıyı fark ettiyseniz eğer, Türkiye sipariş ettiği 50 milyon aşıya ek olarak herhangi bir sipariş vermiş değil şu anda. Konunun ilgilileri bu durumun tamamen ekonomik olduğunun altını çiziyorlar.

Sözün özü aşı konusunda ülkedeki herkesin aynı şansa sahip olamayacağı bir sürece giriyoruz. Ne yazık ki şimdilik durum böyle.