2020’yi atlattık diye kimse sevinmesin

Son 7 seneye neler sığdı neler.

Tüm kiriş ve kolonları kesildiği…

Defalarca sarsıldığı halde ülke çökmedi.

Büyük ülkeymiş kabul edelim.

Milletin hazım kapasitesi de müthişmiş.

***

Sene 2021.

Geniş bir kesim şunları net olarak gördü, en azından:

-Ülke kötü yönetiliyor.

-Erdoğan döndüremiyor.

-Hazine tamtakır, hatta ekside.

-Devlet para basarak maaş ödüyor.

-Döviz rezervleri har vurulup harman savuruldu, vatandaşın bankalardaki mevduatı dahil.

-Millet aç, kıtlık kapıda.

-Üstüne üstlük, Milli Piyango’nun büyük ikramiyesi Erdoğan’a çıktı. Çeyrek biletlerden 3’ü Varlık Fonu’nda.

***

Görüldü ki:

Erdoğan krizle yönetemez.

Coşkusu kalmadığı gibi heyecanı da tetikleyemez.

Yorgun, bezgin, bitkin.

Onu canlandıracak tüm enstrümanları ya yitirdi, ya harcadı.

Çok argümanı yok.

Bilinmeyen, gizli bir taktiği kalmadı.

“Bunu da yapmaz” dediğiniz her şeyi yaptı, yapıyor, yapacak.

Çevirip yurtseverlere soralım:

-Erdoğan’ın “bunu yapamazlar” dediği neyi yaptınız?

Samimi olarak kendinize sorun.

Ne yaptınız da iktidar afalladı, şaşırdı.

-Yok!

***

Ülkede “kuvvetler ayrılığı” değil “kuvvetler birliği” var.

Boğaziçililer ağlıyor, “Kayyum istemezük.”

İlk kayyum atanırken tepki koysanız bir anlamı olur, belki arkası gelmezdi.

5 küsur yıl geç kaldınız.

Şimdi bir bardak suyunuzu için ve tıpış tıpış okulunuza gidin, atılmak istemiyorsanız.

Ve tabi -ilk 500’den düşen- okulunuz bir şey ifade ediyorsa…

Ağır oldu biliyorum ama anlamanız ve uyanmanız için sarsılmanız gerek.

***

Tek kişi belirliyor her şeyi.

Soru dahi soramıyorsunuz.

Bırakın onu…

Propaganda bakanına dahi soramıyorsunuz.

***

Saray, bitirdik dediği terörle ‘işbirliği’ yapıyor bahanesiyle HDP’yi…

Şucu bucu yaftasıyla ‘temizledik’ dediği kadroları hemen her gün biçmeye devam ediyor ve edecek.

***

Bu köşede 11 Ağustos 2020’de kaleme aldığım yazıda, “2020’yi atlatamazlar. Bu bir kehanet değil. Realite” demiştim.

Arada hatırlatıyor okuyucular, eksik olmasınlar.

Kehanet olsa çuvalladığımı kabul ederdim.

Aynı yazıda cümlenin devamı şöyleydi:

-Bir ‘lütuf’ yakalayıp demir yumrukla ülkeyi idare edebilirler. Olabilir bu.

Düşük ihtimaldi.

Ve fakat bu oldu.

Muhalefet, medya, (kaldıysa) sivil toplum, sosyal ağlar, AİHM yoluyla dünyaya meydan okumalar, vs.

Saray, elle tutulur hiçbir gerekçe ya da ‘lütuf’ yokken direksiyonu ağır faşist bir döneme doğru kırdı.

Olur veya olmaz bilemem.

Sadece şunu ifade edeyim:

Bu sene seçim düşünmüyor ve planlamıyor.

Niyeti olsa, asgari ücrete sadece 500 lira zam yapmazdı.

Vatandaş borçlu, şirketler borçlu, devlet boğazına kadar borç içinde ve sırf bu yüzden IMF’nin kapısını çalmak zorunda.

***

IMF demişken…

Uluslararası Para Fonu, 130 ülkede yaptığı araştırmada salgının yol açacağı ekonomik ve toplumsal çöküntünün 14 ayda büyük isyanlara yol açacağını öngörüyor.

Yine IMF öngörüsüne göre, başkaldırı eylemleri 24 ay içinde zirve yapacak.

Haliyle “2020’yi atlattık” diye kimse sevinmesin.