Operasyon Peker

Operasyon Peker

Sedat Peker konuşuyor ve havuz şeysileri görmezden geldikleri halde ülke gündeminde bir numaraya tırmanıyor.

Biliyorum, belki de bu konuda yazılmadık cümle, söylenmedik laf kalmadı. Konuşma yaptığı odanın havalandırmasından, kitaplara, deniz fenerinden masasının üzerindeki eşyaların sübliminal mesajlarına kadar didik dedik edildi mafyacı Sedat Peker’in videoları.

Şunu samimiyetle ifade edeyim ki, iktidar cenahı dışında hala bu ülkenin pek çok gazetecisi olduğuna olan inancım pekişti bu videoların etkisini incelerken.

Ekranlarda her şeyin uzmanı kesilen akredite yalapşap uzmanların dışında çok ciddi bir “kafa” birikimi var bu ülkenin. Şimdilerde eziliyor, ötekileştiriliyor, görmezden gelinmeye çalışılıyor belki ama bu tür olaylarda farklarını son derece net bir şekilde ortaya koyuyorlar.

Sedat Peker videolarının bana verdiği ilk mesaj bu oldu.

Sayısal çoğunluk olarak ülkenin yüzde 90 küsur oranda medyasını elinde tutan iktidarın etkisi o kadar azalmış durumda ki, açıkçası acınası bir tablo var.

Bir “Peker yazısı” yazacak olsam emin olan Hakan Peker ismi bana daha cazip gelir.

Karşımızda milyarlarca dolarla oynayan, her türlü kirli işlerin yaptırıldığı ama bir dizi karakterinden alınan dengesiz bir tipoloji var.

Ve benim görebildiğim birkaç ayrıntıya pek rastlamadım yorumlarda.

Bu sebeple naçizane konu hakkında görüşlerimi ifade etmek isterim.

Sanırım Peker’in kendisi dahil herkesin hemfikir olduğu tek konu; bu mafya babasının vakti zamanında devletin pis işlerinde kullanılmış olması.

Ancak enteresandır, Peker bu konu dışında ne varsa (söylediklerini önemsiz bulduğumu söylemiyorum) boca ediyor çektiği videolarda.

Bu ülkede toplum ve algı mühendisliğini bugüne kadar başarıyla götürenlerin tam arzu ettikleri bir tablo oluşmuş durumda.

TR_50a9b.jpg

Arkada Mescid-i Aksa olarak bilinen Kubbetu’s-Sahra, avucunda zikirmatik, masada yan yatmış tespih, popüler kitaplar, internetten toplanmış abur cubur bilgilerle çakma bilge Sedat Peker ve mesajları…

Hemen genel algının aksine bir kanaatimi belirtmek isterim ki, yaşananların Çakıcı-Peker kavgası ile ilgisinin olmadığını düşünüyorum. Hani Çakıcı’ya en fazla muhalefet liderlerini tehdit edecek beyanat verdirirler o kadar.

Hatta bu işlerin arkasında Mehmet Ağar’ın da doğrudan olmadığına inanıyorum.

Elbette Ağar operasyonu yapan odak olabilir ama sanki başka ve daha üst bir akıl bu manzarayı oluşturdu.

Açayım:

Erdoğan ve iktidarının gizli ortakları ülkenin gittiği istikamet açısından çok fazla vakitlerinin kalmadığına kanaat getirmişler olsa gerek. Bu sebeple çok da uzak olmayan bir gelecekte, bu ülkeye iki yönetici gücün fazla olduğu konusunda ciddi ve belki de kanlı bir tartışma çıkacak, akabinde çatışmaya dönüşecek.

İşte Peker üzerinden bu çatışmanın öncesi kurgulanıyor.

Peker’in evine yapılan baskında nelerin onu çığırından çıkarıp, kendi ifadesiyle “Aklını askıya alacağını” çok iyi bilen birilerinin kurgusu bahis konusu.

Peker’in villasına kadın polis yollamadan çocuklarını ve eşini taciz ettirmek mafya babasını delirtmeye yetecekti.

Buna bir de, hukuki zeminde kimin hazırladığı tam olarak belli olmayan (ki tahminimce bizzat Peker’in eski dostları Ergenekoncular tarafından hazırlanan) dosyaların devreye girmesiyle Peker tam olarak köşeye sıkışmış hissiyatına kapılıp, eteğindeki tüm taşları dökecekti.

Bence plan buydu.

Ve açıkçası Peker bu eşiğe de geldi gibi.

Elinden ekrana tuttuğu ancak konuşma gündemine almadığı “Suriye’ye silah sevkiyatı” meselesi gibi pek çok konuda Erdoğan ve iktidar partisini zor duruma düşürecek hamle yapmasını bekledi birileri.

Ancak Peker’de hesapta olmayan bir olgunluk olması işlerin biraz ağırlaşmasına ve aksamasına sebep olmuş gibi bir durum var.

Peker can yangısıyla elindeki her şeyi bir kerede ortalığa saçmak yerine, hala pazarlığa açık olduğu mesajını net şekilde veriyor.

Bunun için iki şeye dikkat ediyor:

Bir: Mehmet Ağar’a vurarak, aslında onun arkasındaki güce mesaj yolluyor.

İki: Erdoğan ve ailesini mümkün mertebe bu işlerin dışında tutarak elini güçlendirmek istiyor.

Ancak bu operasyonu yapanların tüm çabalarının tümden boşa düştüğünü de söyleyemeyiz.

Peker’i Pelikan Çetesi’nin üzerine salarak kısmen bir başarı elde ettiklerini de söylemek mümkün.

Şahsen ne Çakıcı’nın ne de Pelikancıların Sedat Peker’in evine operasyon yaptırabilecek güçte olduğuna inanıyorum.

Evet, rahatsız olabilirler. Evet, Peker gibi bir ruh hastasının kontrolsüzlüğünün her an sıkıntı çıkarabileceğine kanaat getirmiş de olabilirler.

Ancak bunlar, Peker’in videolarla karpuzu yere vurup çekirdekleri ortaya saçmasına sebep olacak hamle yapmalarına yeter gerekçe değildir.

Sedat Peker gibi bir adam Erdoğan’ı ülke içinde ve uluslararası çevrede zor duruma düşürebilirdi ancak.

Şu anda bu eşikte zaten.

Köşeye sıkışmış asabi bir mafya babasından her şey beklenir.

Bakmayın Sedat Peker’in “Devlet, millet, din” diye atıp tutmasına.

Kendi hayatı ve ailesi söz konusu olduğunda değil ülkeyi, gezegeni yakar. Zaten ikide bir ağzından kaçırıyor, yakacağım, diyor.

Kimseyi temize çıkarmak ya da masum göstermek gibi bir derdim yok ama bu olayda amacın da zannedilenden daha büyük olduğunu düşünüyorum, belki sonuç da öyle olacak…

Bir dizi olsa belki heyecanla takip edebilirdik belki ama ülkeyi bu hale getirenlerin vebalini ve masumların paramparça olan hayatlarını düşününce hiç de eğlendiğimizi söyleyemeyiz.