Merkez sağdaki boşluğu kim dolduracak?

Merkez sağdaki boşluğu kim dolduracak?

İYİ Parti yükselişte bir parti. Oy oranı yüzde 15’leri buldu. Bahçeli Akşener’in MHP kongresine katılmasına müsaade etmemişti. Dün dışlanan Akşener bugün MHP’nin iki katı oy oranına sahip. Meral Hanım’ın kadınlığı yanında cesur konuşması, 28 Şubat’ta Ergenekoncu paşalara karşı duruşu toplumda takdir görüyor. Bireysel olarak seviliyor.

Son dönemde sokak sokak gezmesi, zamanında ve yürekli beyanatlar vermesi, HDP’nin stratejik destek verdiği 2018 yerel seçimlerinde CHP ile birlikte metropollerde AKP üstünlüğüne son vermesi toplumda Akşener’e ümidi artırdı.

Akşener bu yükselişi kuru milliyetçilikle yakalamadı. Her kesimin desteğini alacak söylemler, politikalar geliştirerek aldı. Kuruluşundan bu tarafa kadrolarında derin-Ergenekoncu kişiler olmasına rağmen İYİ Parti Akşener’in karizmasıyla ve merkez sağda, siyasette oluşan boşluğu iyi okuması nedeniyle sürekli yükseliş yaşadı. Ama son dönemde temel bazı hatalar yaptı. Mutlak devletçi bir yaklaşımla tezkereyi onaylaması milliyetçilere hoş gelse de, O’nu merkez sağa ve iktidara taşıyacak diğer kesimlerin hoşuna gitmedi. Keza HDP ile PKK’yı eş tutan açıklaması büyük bir talihsizlikti. Merkez sağa talip olan partilerin mutlaka Kürt oylarına da talip olmaları gerekiyor. Zira muhafazakar ve dindar ciddi bir Kürt seçmen kitle var. Bu açıklamayla Akşener adata partinin açısını dar milliyetçi kesimle sınırlı tutacağını deklare etmiş oldu. Katı ülkücü ve Ergenekoncu kadroların partide etkin ve ağırlıklı olması, Lütfü Türkkan örneğinde olduğu gibi vatandaşa küfreden açıklamalar İYİ Partiyi mafyatik-ideolojik partiye dönüştürüyor. Akşener eğer MHP’leşmek, sadece milliyetçi, ulusalcı kesime hitap eden bir parti olarak kalmak istiyorsa bu doğru bir strateji olabilir. Ama kendi ifade ettiği gibi “başbakan olmak”, toplumun farklı kesimlerini kucaklamak istiyorsa vitrine daha geniş kitlelere hitap edebilecek, ideolojik yaklaşımları keskin olmayan kişileri koyması, liberalleri, dindarları, ılımlı Kürtleri çekebilecek politikalar ve söylemler geliştirmesi lazım. Merkez sağa yerleşmenin, kitleselleşmenin ve iktidara yürümenin yolu katı milliyetçi yaklaşımı, Kürt düşmanı söylemleri terk etmekten geçiyor.

Akşener’in kadın ve anne olmasının, politik tecrübesinin toplumda karşılığı var. Cesur ve karizmatik bulunuyor. Lakin fazlaca devletçi, milliyetçi görüntü veriyor. AKP’den ve Erdoğan’dan boşalan alanları doldurabilmesi için devletçi-milliyetçi vurguyu biraz geriye çekip daha çok adalet, hukuk, demokrasi, insan hakları, ekonomi, refah vurgusu yapması lazım. Mesela yaygın hukuksuzluklar ve zulümler, KHK’lar karşısında net duruş sergilemesi lazım. Havada kokusu hissedilen seçimlerden önce vitrinini bunlara göre yenilemesi İYİ Partiyi daha geniş kesimlere açacaktır. Bunu yapabilirse uzun vadede merkez sağa yerleşen kalıcı bir parti olacaktır.

Gerek Erdoğan’ın ortaya koyduğu liderlik modeli, gerekse partisi AKP günden güne eriyor, eriyecek. 20 yıldır iktidarda olan AKP’yi ANAP’ın, DYP’nin akıbeti bekliyor. Zira Erdoğan AKP’yi aile partisi yaptı ve telafisi mümkün olmayacak şekilde kirletti, yıprattı. Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP ise “Karaoğlan Ecevit” dönemine benzer şekilde halka yakın, muhafazakarlara da sıcak gelen bir dönemi yaşıyor. Erdoğan’ın ve AKP’nin bel altı vuruşlarına, karalayıcı siyasetine rağmen Kılıçdaroğlu, seçkinci, laikçi geleneğe sahip CHP için oldukça mütevazı, halkçı ve kucaklayıcı. Ancak toplumun 2/3’ünü oluşturan sağ seçmenin pek azı CHP’ye ve diğer sol partilere gidecektir. Erimesi ve tükenmesi kaçınılmaz olan AKP’nin boşluğunu sol partilerin doldurması mümkün değildir.

Eğer milliyetçiliğe sıkışma, ideolojik partiye dönüşme, devletçiliği halkın önüne koyma eğilimlerini terk edebilirse Akşener liderliğindeki İYİ Parti merkez sağa oturma ve AKP’den kaçan oyları alma noktasında en şanslı parti. Öte yandan hızla yükselen ve kabul gören Babacan liderliğindeki DEVA Partisini de küçümsememek lazım. DEVA genel profili, politikaları itibariyle merkez sağa oturmaya daha yakın ve yatkın parti. Biraz geç kurulmuş olmanın, biraz da “karizmatik” lidere sahip olmamanın sıkıntısını yaşıyor. Belki de bu nedenle DEVA Partisi Erdoğan-Özal gibi karizmatik liderliğe, kişilere değil, kadrolara, ilkelere vurgu yapıyor. Türk toplumu siyasete hala lider odaklı baksa da, uzun vadede bunun doğru ve sonuç alıcı bir politika olduğunu düşünüyorum. Erdoğan’ın otoriterleşme sürecinde sessiz kalması eleştiri sebebi olarak duruyor. Ama Babacan toplumda güven duyulan, temiz, dürüst, başarılı olduğu noktasında ittifak edilen bir lider. Fakat Erdoğan gibi cazgır, ilkesiz bir liderle mücadele için biraz naif kalıyor. Partiden Erdoğan’la atışabilecek, hamaseti, hitabeti güçlü bir kaç siyasetçi çıkarabilirse o boşluğu doldurabilir. Uzun vadede liberal ve muhafazakar orta kesim DEVA’yı tercih edecektir. Eski teknokratlardan oluşan güçlü kadrosu güven veriyor. Meral Akşener milliyetçi ve devletçi söylemlere devam eder, Ergenekoncu kadroları geri plana çekemezse DEVA Partisi merkez sağa yerleşmede ve iktidara aday olmakta İYİ Parti’nin önüne geçebilir. Zira oyları emin ve istikrarlı şekilde yükseliyor.

Yükselişte olan diğer bir parti de Gelecek Partisi. Davutoğlu da son dönemde ciddi çıkışlar yapıyor. Fakat Erdoğan’la olan uzun birlikteliği, başbakanlığı döneminde ülkede yaşanan karanlık olaylar güven duyulmasını engelliyor. Milli Görüş kökenli siyasetçi olması Milli Görüş’ten yılmış topluma antipatik geliyor. Buna rağmen çöküş sürecindeki AKP’den Gelecek partisine seçmen transferi olacaktır.

Saadet Partisi bu dönemde zaman zaman etkili muhalefet yaptı ve millet ittifakına önemli katkılar sundu. Ama “İslamcı” Erdoğan’ın zulümleri, baskıları, dini istismar eden uygulamaları nedeniyle İslamcılara karşı gelişen olumsuz yaklaşım Saadet Partisi’ni olumsuz etkiyecektir. Oyları yükselse de İslamcıların üzerine yapışan olumsuzluklardan uzun yıllar o da kurtulamayacaktır.

Erdoğan’ın tek adam haline geldiği son dönem siyasetçilere “neler yapılmaması” gerektiğine dair mesajlarla dolu. Bundan sonra dine saygılı ama dini istismar etmeyen, demokrasiye, hukuka, özgürlüklere, sosyal adalete, liyakate vurgu yapan partiler yükselecektir. Merkez sağa yerleşmek ve kalıcı olmak isteyen partilerin mesajları doğru okuması lazım.