İğneyi önce kendinize batıracaksınız

Kraliçe Elizabeth öleli 10 günü geçti, özellikle bekledim.

Yazmak için acele etmedim.

Türkçe tepkileri okudum, atılan tweetleri takip ettim.

Bugün son yolculuğuna uğurlanıyor.

Windsor Kalesi’nde babası, annesi ve 1.5 yıl önce yitirdiği kocasının yanına defnedilecek.

Elizabeth, Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında isim değiştiren Windsor sülalesini (House of Windsor) onca skandala rağmen tahkim eden bir lider oldu. 

Fakat Birleşik Krallık, 1918’den itibaren eski ihtişamını kaybettiği gibi…

Bir asrı geçen zaman zarfında, erimeyi hiçbir hükümdar ya da hükümet, tersine çeviremedi.

Elizabeth’in iki motivasyonu oldu: 

Ülkeyi ve aileyi bir arada tutmak.

Güçlü bir vatanseverdi, kuşku yok.

Her şeyi de bunun için yaptı.

İster Saksonları, ister Normanları baz alın.

Kraliyet ailesi, geriye doğru bin yıldır, “teknik olarak” ülkenin sahibi.

Ailenin gözü tok olmasının, görgüsüzlüğe müsamaha edilmemesinin başlıca nedeni bu.

**

1952’de Kral George, İkinci Dünya Savaşı’nın stresi ve sigara tiryakiliğinin sonucu olarak 55 yaşında ölünce 25 yaşındaki kızı Elizabeth tahta çıktı.

Bu herkes için erken bir değişiklikti.

O gün, hükmettiği ülke sayısı 30’un üzerindeyken…

Vefat ettiği gün sayı 14’e düşmüştü.

Çoğu küçük ada devletçikleri.

En son Barbados, bağımsızlığına kavuştu (2021).

Sırada Jamaika var gibi.

**

2022 yılı biterken…

“Sömürgeler bağımsızlığına kavuşuyor” yorumu nasıl anlamsızsa…

Elizabeth’e “sömürgeci” demek de öyle.

Ataları öyleydi ve fakat:

İngiltere’de köleliğin 1834’te kaldırıldığını hatırlatalım.

ABD’de Abraham Lincoln bunu 30 yıl sonra yapacak ve canına mal olacaktı.

1800’lerin sonunda dünyanın pek çok yerinde (Osmanlı dahil) köle pazarları vardı ve ulema “dinde yeri var” diyordu. 

**

Önce iğneyi kendinize batıracaksınız.

Yaşadığınız ülkedeki, insanca yaşam, hukuk, demokrasi, sosyal devlet, eğitim ve sağlık, üniversite kalitesi ile başlayabilirsiniz.

Sonra ülkenizin dünya muvazenesindeki yerine, pasaportunun kıymetine bakacaksınız.

Konuşulan lisan ve bununla üretilmiş literatür, mühim bir veridir.

İngilizlerin Kraliçelerini nasıl uğurladığına tanıklık ederken…

Gözlemlediğim ağırlıklı olarak şükran duygusu.

Değilse, kilometrelerce uzayan ve naaşı selamlamak için 14 saatten önce sıra gelmeyen kuyruğu nasıl izah edeceksiniz?

**

7’nci yıl, bu ülkede yaşıyorum.

Türkiye’nin üçte biri kadar yüzölçümünde 68 milyon nüfus var.

Yaşam standardının her kilometrekareye nasıl yayıldığını görüyor, her defasında iç geçiriyorsunuz.

Buradan kaçmaya çalışan yok, bilakis gelmek için can atanlar var.

Atadığı son başbakan Liz Truss, “II. Elizabeth, Modern Britanya’nın üzerine inşa edildiği kayadır” demişti, ilk gün.

Yabana atılacak bir tarif değil bu.

Hüküm sürdüğü 70 yıl içinde Türkiye’de (ikisi muhtıra) 6 darbe yaşandı.

İğneyi önce kendinize batıracaksınız.

**

Üzerinde güneş batmayan imparatorluğun kraliçesi bugün uğurlanıyor.

Modası geçmiş bir laf değil bu.

Yerküre üzerine dağılmış İngiliz üslerini işaretleyin, görürsünüz.

Çok şey söylendi, belki de en doğrusu:

Elizabeth’ten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.